fbpx

Fransa’da kitlesel protestolar sürerken Macron sosyal medyayı hedef aldı: “Demokrasimizi zayıflatıyor”

Paylaş

Fransa’da hayat pahalılığına, düşük ücretlere ve eğitimdeki sorunlara karşı yüz binlerce kişinin katıldığı eylemler sürerken Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sosyal medyanın demokrasilere zarar verdiğini söyledi. Marsilya’da konuşan Macron, yeni gösteriler öncesinde güvenlik önlemlerinin sürdürüleceğini açıkladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 26 Ekim Pazartesi günü Marsilya’ya gerçekleştirdiği ziyarette, ülkede haftalardır devam eden toplumsal protestoları değerlendirdi. 17 ve 24 Ekim’deki kitlesel gösterilerin ardından konuşan Macron, sosyal medya platformlarını şiddeti körüklemekle suçladı.

“Sosyal medya demokrasilerimize zarar veriyor” diyen Macron, platformların şiddet görüntüleri karşısında bir tür duyarsızlaşma yarattığını ve bazılarının şiddet içeren eylemlere insanları yönlendirmek için kullanıldığını savundu.

Macron, özellikle 17 Ekim’deki gösteriler sırasında sosyal medyanın bazı kişileri yağma ve saldırıların yaşandığı bölgelere çekmek için kullanıldığını ileri sürdü.

Ancak Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, haftalardır devam eden protestoların temelindeki ekonomik ve toplumsal talepleri ortadan kaldırmıyor.

Yüz binlerce kişi hayat pahalılığına karşı sokaklarda

Fransa’da eylül ayından bu yana büyüyen öğrenci protestoları, ekim ayında işçilerin, sendikaların ve Sarı Yelekliler hareketinin katılımıyla genişledi.

17 Ekim’de düzenlenen ülke çapındaki gösterilere İçişleri Bakanlığına göre 550 bin, sendikalara göre yaklaşık 800 bin kişi katıldı.

24 Ekim’deki ikinci büyük eylem gününde ise resmî verilere göre 410 bin, organizatörlere göre 800 bin kişi sokaklara çıktı.

Protestoların merkezinde artan yaşam maliyetleri, akaryakıt fiyatları, eriyen ücretler, kamu hizmetlerindeki sorunlar ve eğitim sistemindeki eşitsizlikler bulunuyor.

Öğrenciler öğretmen açığının giderilmesini, sınıf mevcutlarının azaltılmasını, okulların yenilenmesini ve üniversiteye geçişte kullanılan Parcoursup sisteminin değiştirilmesini talep ediyor.

Sendikalar ise ücret ve emekli aylıklarının artırılmasını, fiyat artışlarına karşı önlem alınmasını ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesini istiyor.

Macron’dan yeni gösteriler öncesi güvenlik mesajı

Macron’un Marsilya ziyareti, 17 Ekim’deki protestolar sırasında belediye binasının zarar görmesinin ardından gerçekleşti.

Cumhurbaşkanı, 24 Ekim’deki eylemlerde güvenlik güçlerinin daha hazırlıklı olduğunu belirterek kamu binalarının ve işletmelerin korunduğunu söyledi.

31 Ekim Cumartesi günü için “Yine riskli bir cumartesi olacak” ifadesini kullanan Macron, gösteri güzergâhlarının kent merkezlerinin ve ticari bölgelerin dışında tutulmaya devam edileceğini açıkladı.

24 Ekim öncesinde Marsilya’nın da bulunduğu Bouches-du-Rhône bölgesinde protestolara yönelik geniş kapsamlı yasaklar getirilmiş, sendikaların itirazlarının ardından Marsilya’da belirli bir güzergâhta yürüyüşe izin verilmişti.

CGT başta olmak üzere sendikal örgütler, protesto yasaklarının gösteri hakkını kısıtladığını belirterek uygulamalara karşı çıkmıştı.

Macron ise olağanüstü hâl ilan edilmesine şu aşamada ihtiyaç bulunmadığını, mevcut güvenlik önlemleriyle kamu düzeninin korunabileceğini savundu.

Sendikalar 5 Kasım’da yeniden sokakta olacak

Macron, protestoların arkasında meşru talepler bulunduğunu da kabul ederek hükümetten bu taleplere yanıt vermesini istediğini söyledi. Özellikle öğrencilerin talepleri konusunda yeni kararlar alınacağı mesajını verdi.

Buna karşın sendikalar ve öğrenci örgütleri, şimdiye kadar açıklanan önlemlerin yeterli olmadığını belirtiyor.

Ülkede 31 Ekim’de yeni gösteriler, 5 Kasım’da ise sendikaların çağrısıyla ülke çapında grev ve protestolar planlanıyor.

Fransa’daki gelişmeler, hükümetin kamu düzeni ve güvenlik politikalarıyla işçi ve öğrencilerin ekonomik ve sosyal hak talepleri arasındaki gerilimi ortaya koyuyor.

Macron sosyal medyanın protestolardaki rolüne dikkat çekerken, sendikalar krizin çözümünün gösterilerin sınırlandırılmasında değil; ücretlerin artırılmasında, eğitim sisteminin güçlendirilmesinde ve toplumsal taleplerin karşılanmasında olduğunu vurguluyor.