Almanya’da aşırı sağcı AfD’nin eş başkanı Alice Weidel, ülkede yaşayan Suriyelilerin geri gönderilmesini isteyerek Başbakan Friedrich Merz’i yeterince sert davranmamakla suçladı. The Economist’e verdiği röportajda Suriyelilerin tamamının ülkelerine dönmesi gerektiğini savunan Weidel, Suriye hükümetini de geri dönüşleri engellemekle itham etti. Ancak resmi veriler, Almanya’daki Suriyelilerin büyük bölümünün yasal oturum hakkına sahip olduğunu ve binlercesinin zaten gönüllü olarak ülkelerine döndüğünü gösteriyor.
“Hükümetimiz Suriyelileri geri göndermek için ne yapıyor?”
AfD eş başkanı Alice Weidel’in 15 Ekim 2026’da The Economist tarafından yayımlanan röportajındaki göçmen karşıtı sözleri sosyal medyada yeniden gündeme geldi.
The Economist Genel Yayın Yönetmeni Zanny Minton Beddoes’un sorularını yanıtlayan Weidel, Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesiyle sığınma gerekçelerinin ortadan kalktığını savundu.
Weidel, Almanya’daki Suriyelilerin tamamının ülkelerine gönderilmesi gerektiğini ileri sürdü. Aynı yaklaşımı Afganistan’dan gelenler için de dile getirirken Ukraynalıların da savaş sona erdiğinde ülkelerine dönmesi gerektiğini söyledi.
Sosyal medyada yayılan başka bir kesitte ise Merz hükümetini hedef aldı:
“Hükümetimiz ne yapıyor? Suriyelileri Suriye’ye geri göndermek için hiçbir şey.”
Weidel, Merz’in Suriyelilerin yüzde 80’inin geri dönmesinden söz ettiğini ancak bunu gerçekleştirmediğini savundu.
Oysa Almanya’da yasal ikamet eden bütün Suriyeliler aynı hukuki statüye sahip değil. Savaşın sona erdiğinin ilan edilmesi de herkesin oturum ve korunma hakkının otomatik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Suriye Dışişleri Bakanı’nın sözlerini çarpıttı
Weidel, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin Almanya’daki Suriyelileri “stratejik bir değer” olarak gördüğünü belirterek Şam yönetiminin vatandaşlarını geri almak istemediğini öne sürdü.
Şeybani gerçekten de 2 Nisan’daki açıklamasında yurt dışında yaşayan Suriyelileri ülkesi açısından “stratejik ulusal değer” olarak tanımlamıştı.
Ancak bakanın açıklamasının tamamı farklı bir anlam taşıyordu.
Şeybani, Suriyelilerin yük olarak görülmemesi gerektiğini, zorla sınır dışı edilmelerine karşı olduklarını ve gönüllü dönüşlerin gerçekleşebilmesi için güvenli yaşam koşullarıyla altyapının hazırlanması gerektiğini söylemişti.
Dolayısıyla Şeybani’nin sözleri, Almanya’daki Suriyelilerin hiçbir koşulda ülkelerine dönmesini istemediği anlamına gelmiyor.
Merz’in yüzde 80 açıklaması tartışma yaratmıştı
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, 30 Mart’ta Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile Berlin’de gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, Almanya’daki Suriyelilerin yaklaşık yüzde 80’inin üç yıl içinde ülkelerine dönebileceğini açıklamıştı.
Merz başlangıçta bu oranın Şara tarafından dile getirildiğini söyledi. Ancak Şara, rakamı kendisinin önerdiği açıklamasına itiraz etti.
Tepkilerin ardından Merz, söz konusu rakamın uygulanmasının kolay olmadığını kabul ederek önceliğin geçerli oturum hakkı bulunmayan kişilere verileceğini belirtti.
Weidel ise yüzde 80 hedefini yetersiz bularak geri dönüşün bütün Suriyelileri kapsaması gerektiğini savunuyor.
Böylece merkez sağ hükümetle AfD arasında göç politikasının sertleştirilmesi konusunda bir rekabet ortaya çıkıyor. Ancak iki kesimin talepleri aynı değil: Merz hukuki statüleri ve belirli geri dönüş koşullarını vurgularken Weidel çok daha kapsamlı bir toplu geri gönderme politikası istiyor.
Resmî veriler: 915 bin Suriyeliden yalnızca yaklaşık 10 bini ayrılmakla yükümlüydü
Alman hükümetinin Eylül 2026’da Federal Meclise sunduğu verilere göre, 30 Haziran itibarıyla ülkede 915 bin 840 Suriye vatandaşı yaşıyordu.
Bunların 640 bin 304’ü süreli, 70 bin 18’i ise kalıcı oturum iznine sahipti. Ülkeden ayrılma yükümlülüğü bulunanların sayısı 9 bin 856’ydı; bu kişilerin de çoğunun sınır dışı işlemleri geçici olarak ertelenmişti.
Bu tablo, Weidel’in Almanya’daki bütün Suriyelileri geri gönderilebilir tek bir grup olarak sunmasıyla örtüşmüyor.
Üstelik Weidel’in “Kimse geri gönderilmedi” açıklaması da eksik.
Federal hükümetin verilerine göre 2026’nın ilk altı ayında en az 4 bin 426 Suriye vatandaşı Almanya’dan gönüllü ayrıldı. Bunların tamamının Suriye’ye döndüğü bu veriden anlaşılamıyor.
Almanya, Aralık 2025’ten itibaren belirli hükümlüler için Suriye’ye zorla geri gönderme işlemlerini de yeniden başlatmıştı. Dolayısıyla hiç sınır dışı işlemi yapılmadığı iddiası da doğru değil.
Suriyeli işçilerin ekonomideki rolü görmezden geliniyor
Weidel’in açıklamaları, Almanya’da çalışan yüz binlerce Suriyelinin durumunu da gündeme getiriyor.
Almanya İşgücü Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsünün (IAB) verilerine göre Aralık 2025 itibarıyla ülkede yaklaşık 320 bin Suriyeli ücretli çalışan bulunuyordu. Çalışanların yaklaşık yüzde 85’i sosyal sigorta kapsamında istihdam ediliyordu.
Suriyeliler sağlık, lojistik, üretim, hizmet ve başka sektörlerde çalışırken Almanya’nın önemli sorunlarından biri işgücü açığı olmaya devam ediyor.
Göçmenlerin işgücüne katılımı artarken toplu geri gönderme çağrılarının sertleşmesi, Alman ekonomisinin göçmen emeğine duyduğu ihtiyaç ile aşırı sağın göç politikaları arasındaki çelişkiyi görünür kılıyor.
Suriye’de güvenli dönüş koşulları tartışmalı
Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından Suriye’ye geri dönüşler hızlansa da ülkenin bütün bölgelerinde güvenli ve sürdürülebilir yaşam koşulları oluşmuş değil.
Savaşın yol açtığı konut ve altyapı yıkımı, ekonomik sorunlar ve bölgesel güvenlik riskleri milyonlarca insanı etkilemeye devam ediyor.
Mülteci hakları örgütleri, geri dönüşlerin gönüllülük esasına dayanması ve her kişinin korunma ihtiyacının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
AfD’nin önerdiği toplu geri gönderme yaklaşımı ise kişilerin farklı hukuki statülerini, Almanya’da kurdukları yaşamları ve Suriye’deki bireysel riskleri geri plana itiyor.
Weidel’in açıklamaları, göçmen karşıtı siyasetin Almanya’da yalnız ülkeye yeni gelenleri değil, yıllardır çalışan, aile kuran ve toplumsal yaşamın parçası olan insanları da hedef aldığını gösteriyor.
Tartışmanın merkezinde yalnız Suriyelilerin geri dönüp dönmeyeceği bulunmuyor. Almanya’da yaşayan göçmenlerin haklarının siyasi hedeflerle ne ölçüde sınırlandırılabileceği ve gönüllü geri dönüş ile zorla sınır dışı etme arasındaki çizginin nasıl korunacağı da belirleyici hale geliyor.



