fbpx

Polonyalı aşırı sağcı vekilden göçmenlere ölüm tehdidi: “Sınıra gelmeyin, vurulursunuz”

Paylaş

Avrupa Parlamentosu’nun Polonyalı üyesi Dominik Tarczyński, ülkesinin Belarus sınırından geçmeye çalışan göçmenlere yönelik ölüm tehdidini yineledi. “Polonya sınırına gelmeyin, yoksa ölürsünüz. Vurularak öldürülürsünüz” diyen Tarczyński, silahlı müdahaleleri ülke güvenliği adına savundu. Sözlerin yeniden gündeme gelmesi, Polonya’da genişletilen silah kullanma yetkilerini ve sınırda devam eden hak ihlallerini tartışmaya açtı.

Polonya’nın sağcı Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) üyesi Avrupa Parlamentosu milletvekili Dominik Tarczyński’nin göçmenlere yönelik açıklamaları sosyal medyada yeniden yayıldı.

Tarczyński, 19 Eylül 2026’da ABD’li muhafazakâr yorumcu Dave Rubin’in programında Polonya’nın göç politikasını savunurken ölümcül güç kullanımını açıkça destekledi.

Konuşmasında ülkenin Belarus sınırında görev yapan askerlere yönelik saldırıları gerekçe gösteren Tarczyński, sınırı geçerken Polonyalı askerlere zarar vermeye çalışanların öldürülebileceğini söyledi.

Ancak açıklamasını bununla sınırlamadı:

“Polonya sınırına gelmeyin, yoksa ölürsünüz. Vurularak öldürülürsünüz. Bu bir şaka değil.”

Tarczyński, sınırı geçmeye çalışan kişilerin vurulma veya geri itilme riskini kendilerinin üstlendiğini savunarak “Bundan şikâyet etmeyin” ifadelerini kullandı.

Sınırda silah kullanma yetkileri genişletildi

Tarczyński’nin sözleri, Polonya’nın son yıllarda sertleştirdiği sınır politikalarına dayanıyor.

Mayıs 2024’te Belarus sınırında bir asker bıçaklı saldırıya uğramış, Haziran ayında hayatını kaybetmişti.

Olayın ardından sınır güvenliği ve askerlerin silah kullanma yetkileri ülkede yoğun biçimde tartışıldı.

Ağustos 2024’te yürürlüğe giren yasa, belirli tehdit durumlarında asker ve güvenlik görevlilerinin silah kullanmasına ilişkin cezai sorumluluk hükümlerini değiştirdi.

Ancak bu düzenleme, sınırı izinsiz geçen herkesin vurulabileceği anlamına gelmiyor. Ölümcül güç kullanımı bakımından somut tehdit, gereklilik ve orantılılık ilkeleri geçerliliğini koruyor.

Tarczyński’nin açıklamaları ise bu hukuki sınırların ötesine geçen genel bir ölüm tehdidi niteliği taşıyor.

Sığınma hakkı da sınırlandırıldı

Polonya hükümeti Mart 2025’te Belarus sınırında uluslararası koruma başvurularını geçici olarak sınırlandıran uygulamayı başlattı.

Uygulama defalarca uzatıldı. Son olarak 18 Eylül 2026’da sığınma başvurularına yönelik kısıtlama 60 gün daha yürürlükte kalacak şekilde yenilendi.

Hükümet, Belarus ve Rusya’nın göç hareketlerini siyasi baskı aracı olarak kullandığını savunuyor.

Amnesty International ise bu uygulamanın insanların bireysel korunma ihtiyaçları değerlendirilmeden geri gönderilmesine yol açabileceğini ve uluslararası mülteci hukukuyla bağdaşmadığını belirtiyor.

Polonya’da şu anda iktidarda bulunan hükümet ile Tarczyński’nin temsil ettiği PiS farklı siyasi kamplarda yer alsa da Belarus sınırındaki sert güvenlik politikaları iki kesimin de savunduğu başlıklar arasında bulunuyor.

Sınırda göçmen ölümleri ve zorla geri göndermeler

Polonya-Belarus sınırı, 2021’den bu yana Avrupa’nın en ağır insani krizlerinden birine sahne oluyor.

Göçmen hakları örgütleri, sınırı geçmeye çalışan kişilerin ormanlık alanlarda mahsur kaldığını, zorla geri gönderildiğini ve sağlık hizmetlerine ulaşamadığını belgeliyor.

We Are Monitoring ve Grupa Granica gibi dayanışma örgütleri, sınırda hayatını kaybeden kişilerin kayıtlarını tutuyor ve göçmenlere insani yardım ulaştırmaya çalışıyor.

Sınır Ölümlerini İzleme Grubu’nun kayıtları, 2021’den bu yana bölgede çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor. Örgütler, erişim kısıtlamaları nedeniyle gerçek ölüm sayısının belirlenmesinin güç olduğunu vurguluyor.

Avrupa Mülteciler ve Sürgünler Konseyi de sınırda fiziksel şiddet, aşağılayıcı muamele ve hukuka aykırı geri göndermelere ilişkin tanıklıkları raporlaştırdı.

“Polonya gibi olun”: Aşırı sağın sınır politikası

Tarczyński, açıklamalarının sonunda diğer ülkelere “Polonya gibi olun” çağrısı yaptı.

PiS milletvekili, göçü yalnızca sınır kontrolü meselesi olarak değil, Avrupa’nın Hristiyan kimliğini ve kültürünü koruma mücadelesi olarak tanımlıyor.

Konuşmasında Suriyeli göçmenlere ilişkin genelleyici ve aşağılayıcı ifadeler de kullanan Tarczyński, Avrupa’daki sol ve liberal siyasi hareketleri göç politikalarından sorumlu tuttu.

Bu söylem, Avrupa’daki aşırı sağ hareketlerin göçmenleri toplumsal ve ekonomik sorunların kaynağı olarak göstermesiyle örtüşüyor.

Ancak Polonya sınırındaki durum yalnızca düzensiz geçişlerden ibaret değil. Savaş, baskı ve güvensizlikten kaçan insanların sığınma başvuruları, devletlerin sınır güvenliği politikaları ve göçmenlerin temel hakları aynı bölgede karşı karşıya geliyor.

Tarczyński’nin sözleri, bu siyasi çatışmanın en sert ifadelerinden biri oldu.

Polonyalı milletvekili sınırdaki ölümcül güç kullanımını başka ülkelere örnek gösterirken insan hakları örgütleri, sınır güvenliğinin yaşam hakkını ve sığınma hakkını ortadan kaldıramayacağını vurguluyor.

Göçmenlere yöneltilen “Gelirseniz ölürsünüz” tehdidi, Avrupa’da sınırların nasıl yönetileceği kadar, devletlerin göçmenlerin yaşamı üzerinde ne ölçüde güç kullanabileceği sorusunu da gündeme taşıyor.