Avrupa Birliği, düzensiz ikamet eden göçmenlerin sınır dışı edilmesini kolaylaştıran yeni Geri Gönderme Tüzüğü’nü kabul etti. Düzenleme, göçmenlerin AB dışındaki ülkelere transfer edilmesinin ve daha uzun süre idari gözetimde tutulmasının önünü açıyor. Avrupa Parlamentosu’nda 418 oyla kabul edilen metin, 16 Ekim’de yürürlüğe girdi. İnsan hakları örgütleri ise yeni sistemin keyfî gözaltıları artıracağı ve sığınmacıların hukuki güvencelerini zayıflatacağı uyarısında bulunuyor.
Avrupa Birliği’nin göç politikalarında yeni bir dönem başladı.
Avrupa Parlamentosu’nun 17 Haziran’da 418 kabul, 218 ret ve 30 çekimser oyla onayladığı Geri Gönderme Tüzüğü, AB Konseyi’nin 1 Ekim’deki nihai kabulünün ardından 15 Ekim’de Resmî Gazete’de yayımlandı.
16 Ekim’de yürürlüğe giren düzenlemenin bazı hükümleri hemen uygulanabilir hale gelirken, sınır dışı işlemlerine ilişkin kuralların büyük bölümü 17 Ekim 2027’den itibaren uygulanacak.
Yeni sistem, AB ülkelerinde yasal kalış hakkı bulunmayan üçüncü ülke vatandaşlarının sınır dışı edilme süreçlerini hızlandırmayı hedefliyor.
Göçmenler daha önce hiç bulunmadıkları ülkelere gönderilebilecek
Düzenlemenin en tartışmalı maddelerinden biri, AB dışında kurulabilecek geri gönderme merkezleri.
Yeni kurallara göre üye ülkeler, haklarında sınır dışı kararı bulunan kişileri, anlaşma yaptıkları üçüncü ülkelerdeki merkezlere gönderebilecek.
Bu ülkelerin göçmenlerin vatandaşı olduğu veya daha önce yaşadığı ülkeler olması gerekmiyor.
AB yönetimi, bu anlaşmaların insan haklarına ve geri göndermeme ilkesine uygun yapılması gerektiğini belirtiyor. Refakatsiz çocukların söz konusu üçüncü ülke merkezlerine gönderilmesi ise düzenleme kapsamında yasak.
Ancak Amnesty International, bu merkezlerin fiilen Avrupa dışına taşınmış gözaltı ve sınır dışı tesislerine dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
Örgüt, özellikle Ruanda ve Uganda gibi ülkelerle yürütülen görüşmelere dikkat çekerek göçmenlerin keyfî alıkonulma, kötü muamele ve daha sonra tehlikeli ülkelere gönderilme riskiyle karşılaşabileceğini belirtiyor.
İdari gözetim süresi 30 aya kadar uzayabilecek
Yeni düzenleme, sınır dışı kararı verilen kişilerin daha uzun süre idari gözetimde tutulabilmesine de imkân tanıyor.
Kişisel durumun değerlendirilmesi koşuluyla idari gözetim süresi 24 aya, belirli koşullarda ek uzatmalarla toplam 30 aya kadar çıkabilecek. Güvenlik tehdidi olarak değerlendirilen kişiler için daha ağır hükümler öngörülüyor.
Göçmenlerin yetkililerle işbirliği yapmaması halinde sosyal yardımların azaltılması, para cezaları ve ulusal mevzuatın izin verdiği durumlarda cezai yaptırımlar da gündeme gelebilecek.
Avrupa Mülteciler ve Sürgünler Konseyi (ECRE), düzenlemenin aileler ve çocuklar bakımından da uzun süreli özgürlükten yoksun bırakılma riskini artırdığına dikkat çekiyor.
Örgüte göre bazı itirazların sınır dışı işlemini otomatik olarak durdurmaması, kişilerin mahkeme başvuruları sonuçlanmadan ülkeden çıkarılması riskini de büyütüyor.
AfD’nin yasası değil, AB Komisyonu’nun teklifi
Düzenlemenin kabulünün ardından sosyal medyada, yasanın Almanya’daki aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi tarafından önerildiği yönünde paylaşımlar yapıldı.
Ancak bu bilgi doğru değil.
Tüzüğün ilk teklifi, 11 Mart 2025’te Avrupa Komisyonu tarafından sunuldu.
Bununla birlikte aşırı sağ partiler, Avrupa Parlamentosu’ndaki yasama sürecinde önemli rol oynadı.
Mart 2026’da Parlamento’nun Sivil Özgürlükler Komitesi’nde kabul edilen sertleştirilmiş metin, merkez sağ Avrupa Halk Partisi ile Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri, Avrupa için Vatanseverler ve Egemen Uluslar Avrupası gibi sağ ve aşırı sağ grupların desteğiyle ilerledi.
Amnesty International, bu işbirliğinin AB göç politikalarında merkez sağ ile göçmen karşıtı aşırı sağ arasındaki yakınlaşmayı ortaya koyduğunu belirtiyor.
Dolayısıyla AfD’nin düzenlemeden siyasi kazanım çıkarmaya çalışmasıyla yasanın AfD tarafından hazırlanmış olması birbirinden farklı.
AB yönetimi sınır dışı oranlarını artırmak istiyor
Yeni tüzüğün savunucuları, mevcut sistemin yeterince etkili olmadığını ileri sürüyor.
Avrupa Komisyonu’nun verilerine göre 2025 yılında hakkında geri gönderme kararı verilen kişilerin yaklaşık yüzde 28’i fiilen geri gönderildi.
Sosyal medyada dolaşan yüzde 20 rakamı ise güncel resmi oran değil.
AB Konseyi, sınır dışı kararlarının üye ülkeler arasında tanınmasını kolaylaştıracak ortak bir Avrupa Geri Gönderme Emri sistemi oluşturulacağını açıkladı.
Komisyon, daha hızlı ve ortak prosedürlerin göç politikasını etkili hale getireceğini savunuyor.
Ancak insan hakları örgütleri farklı bir soruya dikkat çekiyor: Daha fazla insanı daha uzun süre gözaltında tutmak ve başka ülkelere göndermek, göçmenlerin hukuki durumlarını ve korunma ihtiyaçlarını gerçekten çözecek mi?
Göç politikası giderek daha fazla güvenlik meselesine dönüşüyor
Yeni düzenleme, Avrupa’da göçmenlere yönelik sertleşen siyasi iklimin içinde kabul edildi.
AB ülkeleri bir yandan işgücü açıklarını karşılamak için üçüncü ülkelerden çalışan kabul ederken diğer yandan yasal kalış hakkı bulunmayan kişilere yönelik gözetim ve sınır dışı yetkilerini genişletiyor.
Bu durum göçmenlerin emek piyasasındaki konumuyla devletlerin sınır politikaları arasındaki çelişkiyi daha görünür hale getiriyor.
Amnesty International ve ECRE, göçmenlerin korunma ihtiyaçlarının yeterince değerlendirilmemesinden ve hukuki itiraz haklarının zayıflamasından endişe ediyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de düzenleme henüz müzakere aşamasındayken üçüncü ülke merkezlerinin ciddi hak ihlallerine yol açabileceği uyarısında bulunmuştu.
Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen ve 16 Ekim’de yürürlüğe giren tüzük, göçmenlerin daha hızlı sınır dışı edilmesini hedefleyen yeni bir hukuki çerçeve oluşturuyor.
Ancak Avrupa’daki göçmen hakları örgütleri açısından asıl mesele değişmiyor: Sınır dışı işlemlerinin hızlandırılması uğruna sığınma hakkı, kişi özgürlüğü ve etkili hukuki başvuru güvenceleri zayıflatılmamalı.



