ABD Başkanı Donald Trump, Kansas’ta düzenlenen seçim mitinginde siyah, Latin Amerika kökenli ve yerli Amerikalıların yoksulluk oranları hakkında konuşurken “Şimdiye kadar kaydedilmiş en yüksek ve en iyi rakamlar” ifadesini kullandı. Yoksulluğun tarihi düşük seviyelere gerilediğini savunan Trump’ın sözleri, ABD Nüfus Sayım Bürosu’nun verileriyle karşılaştırıldığında önemli farklılıklar ortaya çıkardı. Resmi verilere göre 2025 yılında ülkede hâlâ 34,5 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyordu.
ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimler yaklaşırken Trump, Cumhuriyetçi adaylara destek amacıyla düzenlediği mitinglerde ekonomik büyüme ve yoksulluğun azalmasını seçim kampanyasının merkezine yerleştiriyor.
19 Ekim’de Kansas eyaletinin Park City kentinde konuşan Trump, borsa endekslerindeki yükselişi ve emeklilik birikimlerinin değer kazanmasını sıraladıktan sonra farklı etnik toplulukların yoksulluk oranlarına değindi.
Trump şu ifadeleri kullandı:
“Siyah Amerikalıların, Latin Amerika kökenli Amerikalıların ve Amerikan yerlilerinin yoksulluk oranları, açık ara şimdiye kadar kaydedilmiş en yüksek ve en iyi rakamlarda.”
Konuşmasının bu bölümünde “en yüksek” ve “en iyi” ifadelerini birlikte kullanan Trump, aslında yoksulluk oranlarının en düşük seviyeye gerilediğini anlatmaya çalışıyordu. Nitekim aynı konuşmanın önceki dakikalarında da yoksulluk oranlarının tarihsel olarak en düşük düzeye indiğini savundu.
Ancak son resmi istatistikler, Trump’ın bütün gruplar için ileri sürdüğü tarihsel rekor söylemini doğrulamıyor.
Yoksulluk azaldı ancak 34,5 milyon kişi hâlâ yoksul
ABD Nüfus Sayım Bürosu’nun 15 Eylül’de yayımladığı verilere göre ülkedeki resmi yoksulluk oranı 2025 yılında yüzde 10,2’ye geriledi.
Bu oran tarihsel olarak en düşük seviyelerden biri olsa da 2019’daki yüzde 10,5’lik orandan istatistiksel bakımdan anlamlı şekilde farklı değil.
Veriler, Trump’ın sözünü ettiği topluluklarda ise şöyle bir tablo ortaya koyuyor:
| Topluluk | 2025 yoksulluk oranı |
|---|---|
| Siyah Amerikalılar | %17,3 |
| Latin Amerika kökenliler | %13,9 |
| Amerikan yerlileri ve Alaska yerlileri | %16,7 |
| Hispanik olmayan beyaz Amerikalılar | %7,5 |
Latin Amerika kökenli nüfusta yüzde 13,9’luk oran gerçekten tarihsel bir düşük seviyeye işaret ediyor.
Ancak siyah Amerikalılar için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Bu topluluğun yoksulluk oranı 2022 yılında yüzde 17,1’e kadar gerilemişti. Dolayısıyla 2025’teki yüzde 17,3’lük oran yeni bir rekor oluşturmuyor.
Amerikan yerlileri ve Alaska yerlilerinin yoksulluk oranı da bir önceki yıla göre düşmüş olsa da değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı.
Resmi istatistikler geçim maliyetinin tamamını yansıtmıyor
ABD’de yoksulluğu ölçmek için kullanılan iki farklı yöntem bulunuyor.
Resmi yoksulluk ölçümü, hanelerin vergi öncesi gelirlerini belirli bir yoksulluk eşiğiyle karşılaştırıyor.
Ek yoksulluk ölçümü (Supplemental Poverty Measure) ise barınma, sağlık harcamaları, vergiler ve sosyal yardımlar gibi unsurları da dikkate alıyor.
Bu ikinci ölçüme göre 2025 yılında ABD’deki yoksulluk oranı yüzde 13,1 oldu. Üstelik bu oran bir önceki yıla kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş göstermedi.
Bir başka ifadeyle, gelir temelli resmi yoksulluk oranındaki gerileme, milyonlarca insanın barınma, sağlık ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor.
Yoksulluk oranlarındaki etnik eşitsizlik devam ediyor
Trump’ın konuşmasında öne çıkardığı siyah ve yerli topluluklar, resmi rakamlara göre yoksulluktan orantısız biçimde etkilenmeye devam ediyor.
Hispanik olmayan beyaz nüfusta yoksulluk oranı yüzde 7,5 iken siyah nüfusta yüzde 17,3’e ulaşıyor.
Bu farklılık, ABD ekonomisindeki gelir ve servet eşitsizliklerinin etnik topluluklar arasında aynı şekilde dağılmadığını gösteriyor.
Nüfus Sayım Bürosu’nun 2025 raporu, sosyal güvenlik sisteminin yaklaşık 28,8 milyon insanı ek yoksulluk ölçümüne göre yoksulluk sınırının üzerine çıkardığını da ortaya koyuyor.
Dolayısıyla yoksulluğun gerilemesinde yalnız piyasa gelirleri değil, kamu tarafından sağlanan sosyal güvenceler de belirleyici bir rol oynuyor.
Ekonomik başarı söylemiyle geçim koşulları arasındaki mesafe
Trump, Kansas mitinginde yoksulluk verilerini yükselen borsa, istihdam ve hane gelirleriyle birlikte sunarak yönetiminin ekonomik başarısının kanıtı olarak gösterdi.
Ancak 2025’e ait istatistikler tek başına bu değişimlerin ne kadarının Trump yönetiminin politikalarından kaynaklandığını ortaya koymuyor.
Ayrıca ortalama ekonomik göstergelerdeki iyileşme, kazanımların bütün toplumsal kesimlere eşit dağıldığı anlamına gelmiyor.
Trump’ın konuşmasında “tarihin en iyi rakamları” olarak tanıttığı veriler, ABD’de yoksulluğun azaldığını gösteriyor. Fakat aynı veriler, milyonlarca insanın yoksulluk içinde yaşamayı sürdürdüğünü ve özellikle siyah, Latin Amerika kökenli ve yerli toplulukların eşitsizlikten daha ağır etkilendiğini de belgeliyor.
Ekonomik büyümenin kimin yaşam koşullarını iyileştirdiği sorusu, ABD’deki yoksulluk tartışmasının merkezinde durmaya devam ediyor.



