fbpx

Berlin seçimleri: İsviçre solu için hangi dersler çıkarılabilir?- İhsan Kurt*

Paylaş

Die Linke adayı Elif Eralp, seçimi kazanmak için konut sorununu ve hayat pahalılığını kampanyasının merkezine koydu; kapı kapı dolaşarak seçmenlerle doğrudan temas kurdu ve gençleri harekete geçirdi. Başarısı, İsviçre solu açısından da somut dersler içeriyor.

Berlin’de sol kazanırken, aynı gün aşırı sağcı AfD Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde birinci parti oldu. Peki Elif Eralp, kendi siyasi kampının ötesindeki seçmenleri nasıl ikna etti?

Die Linke seçimi kazandı ancak tek başına çoğunluğu elde edemedi. Aynı zamanda bir eyalet olan Berlin’de Eralp’in belediye başkanı ve eyalet hükümeti başkanı olabilmesi için özellikle SPD ve Yeşiller arasında müttefikler bulması gerekecek.

1980 darbesinin ardından Almanya’ya sığınan sosyalist Türkiyeli bir ailenin çocuğu olan Eralp, göçmenlik tarihini de temsil ediyor. Bazıları onu, önerilerini beğendiği New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile karşılaştırıyor. Ancak Eralp’in kökenleri, seçim başarısını tek başına açıklamaya yetmez.

Eralp’in kampanyası, konut sorununu ve hayat pahalılığını merkeze aldı ve somut öneriler ortaya koydu. Die Linke, kamuya ait 400 bin konutta kira artışlarını sınırlandırmayı, kira alanındaki istismarlarla mücadele etmeyi ve uzun vadede büyük emlak şirketlerinin elindeki konutları kamulaştırmayı hedefliyor. Hacimli atıkların ücretsiz toplanması da programda yer alan, ailelerin günlük yaşamına doğrudan dokunan basit ama somut önerilerden biri.

Eralp aynı zamanda ırkçılık ve ayrımcılığı da gündeme getiriyor. Bir yandan kirasını ödemekte zorlanan bir kişi, diğer yandan konut veya iş ararken ismi ya da kökeni nedeniyle önyargılarla karşılaşabiliyor. Sol, bu iki gerçekliğe de yanıt vermek zorunda.

İnsanla doğrudan temas

Yöntem, program kadar önemli.

Berlin’de gönüllüler kapı kapı dolaştı, kiracılarla bir araya geldi ve mahallelerde insanlarla doğrudan konuştu. Bu seferberlik, ABD’de Bernie Sanders’ın seçim kampanyalarını hatırlatıyor: Destekçiler komşularıyla konuşuyor, onları kampanyaya katıyor ve yeni aktivistler kazanıyor. Kapı kapı çalışma ve yerel dayanışma ağları, Güney’in birçok ülkesinde de kullanılan yöntemler arasında.

Dijital araçlar bu çalışmayı güçlendirebilir; ancak insanlarla doğrudan temasın yerini tutamaz. Eralp ayrıca gençleri de kazanmayı başardı. Bunların arasında ilk kez oy kullanma hakkına sahip olan 16 ve 17 yaşındaki gençler de bulunuyordu.

Göçmen kökenli seçmenler homojen değil

Yabancı kökenli seçmenler homojen bir grup değil. Yaşam deneyimleri, toplumsal konumları ve siyasi görüşleri birbirinden farklı. Göçmen kökenli bir adayın varlığı, bu kesimleri temsil etmek için tek başına yeterli değil. Göçmen kökenli insanlar, adayların belirlenmesinden yerel önceliklerin saptanmasına kadar partilerin karar alma süreçlerine de katılmalı.

Yabancı düşmanı söylemlerin yükseldiği bir ortamda sol, eşitlik ve sosyal adalet talepleri üzerinden bu grubun çok ötesinde bir toplumsal kesimi harekete geçirebilir.

İsviçre solu ne öğrenebilir?

İsviçre’de de kiralar, sağlık sigortası primleri ve satın alma gücündeki gerileme haneler üzerindeki baskıyı artırıyor. Aşırı sağ göçmenleri toplumsal sorunların günah keçisi olarak gösterirken, solun bu ortak sorunlara somut yanıtlar üretmesi ve ayrımcılıkla mücadele etmesi gerekiyor.

Afişler ve sosyal medya, mahallelerde ve insanların gündelik yaşamında var olmanın yerini tutamaz.

Berlin’in dersi basit: İnsanları dinlemek, onları karar süreçlerine katmak ve seçimlerden sonra da onların yanında olmaya devam etmek.


* İhsan Kurt, sosyolog ve göç çalışmaları uzmanıdır.

** Yazının orjinali İsvçre’de fransızca yayın yapan 24 heueres gazetesinde yayınlanmıştır.