Arjantin’de binlerce kişi, Javier Milei hükümetinin ekonomi politikalarına, işsizliğe, artan borçluluğa ve kamu harcamalarındaki kesintilere karşı 19 Eylül’de Buenos Aires sokaklarına çıktı. “Marcha de la Bronca” — “Öfke Yürüyüşü” adı verilen mobilizasyon Kongre Meydanı’ndan başlayarak Casa Rosada’nın bulunduğu Plaza de Mayo’ya ilerledi ve 60’tan fazla kentte farklı büyüklüklerde eylemlerle tekrarlandı. Yürüyüşün ortak metninde hükümetin IMF ve Donald Trump yönetimiyle ilişkileri de hedef alındı. Sosyal medyada yayılan görüntülerde bazı göstericilerin ABD bayrağını yere sererek tekmelediği görülürken, bu eylem yürüyüşteki anti-emperyalist sloganların en görünür anlarından biri oldu.
Buenos Aires’in merkezinde cumartesi öğleden sonra başlayan yürüyüşe sol partiler, sendikal yapılar, insan hakları örgütleri, öğrenci ve ekoloji hareketleri, emeklilerin örgütleri ve çeşitli toplumsal kolektifler katıldı.
Göstericiler önce Kongre çevresinde toplandı, ardından Avenida de Mayo boyunca Plaza de Mayo’ya yürüdü. Reuters görüntülerinde “Milei dışarı” pankartları, davullar, meşaleler ve hükümet politikalarını hedef alan sloganlar görülüyor. Reuters, eylemi Arjantin solunun Milei hükümetine karşı düzenlediği “Anger March” olarak tanımladı.
“Öfke”nin arkasında ücret, iş ve borç var
Yürüyüşe katılanların öne çıkardığı başlıklar birbirinden farklıydı ancak ortak nokta gündelik yaşam maliyetleri ve çalışma koşullarıydı.
EFE’nin aktardığına göre protestocular; iş kayıpları, kapanan işletmeler, borçlarını ödeyememe ve ay sonunu getirememe gibi sorunları dile getirdi. Protestoyu örgütleyen yapıların ortak metninde 30 binden fazla işletmenin kapandığı, yüz binlerce işin kaybedildiği, emeklilik gelirlerinin ve sosyal programların baskı altında olduğu savunuldu. Bu rakamların bir bölümü yürüyüşü düzenleyen örgütlerin hesaplamalarına dayanıyor.
Resmi istihdam verileri de işgücü piyasasındaki baskının sürdüğünü gösteriyor. Arjantin İstatistik Kurumu INDEC’e göre işsizlik 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 7,9’a yükseldi; kayıt dışı çalışma oranı ise yüzde 45’e ulaştı. İşsizlik oranı bir yıl öncesine göre 0,3 puan arttı.
Yürüyüşte işçiler ve emekliler için daha yüksek gelir, işten çıkarmaların durdurulması, sosyal harcamaların korunması ve CGT’nin genel grev ilan etmesi talepleri öne çıktı. Ortak metin, hükümet politikalarına karşı mücadelenin “ulusal grev” yönünde genişletilmesini istedi.
ABD bayrağı neden hedefteydi?
19 Eylül yürüyüşünün yalnız ekonomik değil, dış politika ve egemenlik boyutu da vardı.
Eylemin sonunda okunan ortak belgede Donald Trump yönetiminin Latin Amerika üzerindeki etkisi açık biçimde eleştirildi. Metinde ABD’nin bölgedeki askeri ve siyasi rolüne, IMF’ye ve Milei hükümetinin Washington’la yakın ilişkilerine karşı çıkıldı; “Latin Amerika ABD’nin arka bahçesi değildir” ifadesi kullanıldı.
Paylaşılan görüntülerde bazı eylemcilerin ABD bayrağını yere serip tekmelediği görülüyor. Bu sahneyi bütün katılımcıların ortak eylemi olarak değil, yürüyüş içindeki bir grubun sembolik protestosu olarak değerlendirmek gerekiyor.
Ancak görüntünün politik bağlamı yürüyüşün resmi metniyle örtüşüyor: organizatörler Milei’nin Trump yönetimiyle yakınlaşmasını ve IMF ilişkilerini ülkenin ekonomik ve siyasi bağımsızlığı açısından eleştiriyor.
Milei ile Trump arasındaki yakınlık protestonun hedeflerinden biri
Milei, görev süresi boyunca Trump yönetimiyle yakın siyasi ilişki kurdu. Arjantin hükümeti daha önce iki ülke arasındaki ilişkiyi açıkça “stratejik” olarak tanımladı ve Batı’yla ortak siyasi çizginin derinleştirilmesini hükümet politikasının parçası olarak duyurdu.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de bu ay yaptığı açıklamada ABD’nin finansal gücünün dış politika aracı olarak kullanılmasını savunurken Arjantin’i Washington’ın desteklediği başlıca örneklerden biri olarak gösterdi. Reuters, ABD’nin Milei hükümetine mali istikrar konusunda destek verdiğini ve Washington’ın Arjantin’le ilişkisini Latin Amerika stratejisinin önemli parçalarından biri olarak gördüğünü aktardı.
Aynı zamanda Milei son haftalarda Malvinas/Falkland Adaları konusunda Trump’ın açıklamalarını kendi dış politikasının başarısı olarak sundu ve Washington’la yakınlığın Arjantin’in egemenlik iddiasına diplomatik avantaj sağlayabileceğini savundu. Muhalifleri ise bu ilişkiyi ülkenin ABD’ye bağımlılığının derinleşmesi olarak değerlendiriyor.
19 Eylül yürüyüşündeki ABD bayrağı protestosu da tam olarak bu tartışmanın içinden çıktı.
Hükümet ise enflasyon ve yoksulluktaki düşüşe işaret ediyor
Milei hükümeti ekonomik tabloya protestocular ve muhalefetten farklı bakıyor.
Hükümet, sert mali disiplin ve kamu harcamalarında kesintilerin enflasyonu aşağı çektiğini ve makroekonomik istikrarı yeniden sağladığını savunuyor. INDEC’e göre aylık enflasyon ağustos ayında yüzde 1,7 olarak gerçekleşti. İkinci yarı 2025 resmi verilerinde yoksulluk oranı da yüzde 28,2’ye gerilemişti; hükümet bu sonucu ekonomik programının başarısı olarak sunuyor.
Ancak resmi veriler aynı zamanda 2026’da işsizliğin yükseldiğini, kayıt dışılığın yüzde 45’e ulaştığını ve yılın ilk çeyreğinde gelir dağılımındaki eşitsizliğin bir önceki yılın aynı dönemine göre arttığını gösteriyor.
Dolayısıyla Arjantin’deki tartışma yalnız “ekonomi düzeliyor mu kötüleşiyor mu?” sorusuna indirgenemiyor.
Enflasyondaki düşüş ve önceki döneme göre daha düşük yoksulluk oranları bir tarafta dururken; işsizlik, kayıt dışılık, ücretlerin alım gücü, borçluluk ve kamu hizmetlerindeki kesintilerin kimleri nasıl etkilediği diğer tarafta bulunuyor.
350’den fazla örgüt çağrı yaptı
“Marcha de la Bronca” tek bir partinin mitingi olarak örgütlenmedi.
Çağrı sürecine 350’den fazla toplumsal, sendikal ve siyasi yapının dahil olduğu bildirildi. Frente de Izquierda y de los Trabajadores–Unidad çevresindeki partiler mobilizasyonun ana örgütleyicileri arasındaydı; insan hakları örgütleri, öğrenci grupları, emekliler, çevre hareketleri ve mücadeleci sendikal yapılar da kortejlere katıldı.
Mobilizasyon Buenos Aires’le de sınırlı kalmadı. Euronews/AP, protestoların ülkenin 60’tan fazla kentinde tekrarlandığını aktarırken bazı organizatör kaynakları sayıyı 70’in üzerinde verdi. Bağımsız biçimde doğrulanabilen en temkinli ifade, eylemin onlarca kente yayıldığı.
“Genel grev” çağrısı
Plaza de Mayo’daki kapanışın en somut siyasi taleplerinden biri sendika konfederasyonlarına yönelikti.
Eylemi düzenleyen yapılar CGT ve CTA’lardan yeni bir ulusal grev ve devam eden mücadeleleri birleştirecek bir eylem planı istedi. Yürüyüşün ortak belgesinde ücretlerden işten çıkarmalara, üniversite ve sağlık bütçelerinden emeklilik gelirlerine kadar farklı mücadelelerin tek bir hat üzerinde birleştirilmesi gerektiği savunuldu.
Reuters’a konuşan MST yöneticisi Celeste Fierro da son aylardaki sokak hareketlerini “mücadele edilebileceğinin” göstergesi olarak yorumladı. Sol lider Juan Carlos Giordano ise yürüyüşün amacının Milei hükümetine karşı genel grev perspektifini güçlendirmek olduğunu söyledi. Bunlar eylemi örgütleyen siyasi aktörlerin değerlendirmeleri.
19 Eylül’de Buenos Aires’te ortaya çıkan görüntü bu nedenle yalnız hükümete karşı bir hafta sonu protestosu değildi.
İşçiler, öğrenciler, emekliler, insan hakları örgütleri ve sol hareketler ekonomik kesintilere karşı taleplerini aynı yürüyüşte birleştirirken, Milei hükümetinin IMF ve Trump yönetimiyle kurduğu ilişki de sokaktaki itirazın doğrudan başlıklarından biri haline geldi.
Ve ABD bayrağının yere serildiği görüntü, yürüyüşün bu anti-emperyalist damarını belki de en açık biçimde gösteren kare oldu.



