Tunus’un başkentinde Filistin bayrakları ve tutuklu aktivistlerin fotoğraflarıyla sokağa çıkan göstericiler, Global Sumud Flotilla’nın dört Tunuslu örgütleyicisinin serbest bırakılmasını istedi. 19 Eylül’de Tunus Ulusal Gazeteciler Sendikası’nın merkezinden Habib Burgiba Caddesi’ne yürüyen eylemciler, aylardır süren tutukluluğa ve aktivistlerin açlık grevine dikkat çekti. Dört isim, Gazze’ye insani yardım götürmek amacıyla 2025’te yola çıkan filonun bağışlarının kullanımına ilişkin mali soruşturma kapsamında tutuklu bulunuyor. Aktivistler suçlamaları reddederken, destekçileri dosyanın Filistin dayanışmasını kriminalize ettiğini savunuyor.
Tunus’ta Gazze dayanışması bu kez hapisteki dört filo örgütleyicisi için sokağa çıktı.
19 Eylül Cumartesi günü düzenlenen yürüyüş, Tunus Ulusal Gazeteciler Sendikası’nın (SNJT) merkezinin önünden başladı. Göstericiler Tunus ve Filistin bayraklarının yanı sıra Wael Naouar, Ghassen Henchiri, Ghassen Boughdiri ve Nabil Channoufi’nin fotoğraflarını taşıyarak başkentin merkezindeki Habib Burgiba Caddesi’ne yürüdü.
Eylem görüntülerini yayımlayan Al Jazeera’nın kısa video haberinde katılım “yüzlerce kişi” olarak aktarılırken, kanalın ayrıntılı saha haberinde “onlarca kişi” ifadesi kullanıldı. Kesin ve bağımsız bir katılım sayısı açıklanmış değil.
Gösterinin ortak talebi ise açıktı: Dört aktivistin serbest bırakılması ve haklarındaki soruşturmanın sona erdirilmesi.
Dört aktivistin tutukluluğu dört ay daha uzatıldı
Wael Naouar, Ghassen Henchiri, Ghassen Boughdiri ve Nabil Channoufi, Global Sumud Flotilla’nın Tunus’taki örgütlenmesinde yer alan isimler arasında bulunuyor.
Dört aktivist mart ayından bu yana, 2025’te Gazze’ye doğru yola çıkan filo için toplanan bağışlarla bağlantılı olduğu belirtilen mali usulsüzlük ve kara para aklama iddialarını içeren soruşturma kapsamında tutuklu. Tunus devlet medyasının yargı kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre soruşturma bağışların toplanması ve kullanılması üzerinde yoğunlaşıyor.
Aktivistler ve avukatları suçlamaları reddediyor.
Eylül ayında mahkeme dört kişinin dava öncesi tutukluluk süresini dört ay daha uzattı. Böylece henüz bir mahkûmiyet hükmü bulunmamasına rağmen tutukluluklarının aylarca daha devam etmesinin önü açıldı.
Global Sumud Flotilla yönetimi karara tepki göstererek dosyada güvenilir suç kanıtı ortaya konmadığını savundu. Bu değerlendirme filonun ve savunma tarafının iddiası; Tunus makamları soruşturmanın hukuki niteliğine ilişkin ayrıntılı kamuya açık bir delil dosyası yayımlamış değil.
Dört aktivist açlık grevinde
Tutukluluk artık yalnız hukuki değil, aynı zamanda sağlık krizine dönüşmüş durumda.
Global Sumud Flotilla’nın açıklamasına göre Wael Naouar 16 Ağustos’ta süresiz açlık grevine başladı. Diğer üç tutuklu da eylül ayının ilk yarısında açlık grevine katıldı. 10 Eylül itibarıyla dört aktivistin tamamı yemek yemeyi reddediyordu.
19 Eylül’deki yürüyüş sırasında konuşan Ulusal Sumud Filosu Aktivistlerini Savunma Komitesi üyesi Ghassen Bouaazi, Naouar’ın yaklaşık 35 gündür açlık grevinde olduğunu ve sağlık durumunun ciddi biçimde kötüleştiğini söyledi.
Bouaazi, Naouar’ın tekrarlayan bayılmalar yaşadığını, nefes almakta zorlandığını ve 20 kilogramdan fazla kilo kaybettiğini ileri sürdü. Bu sağlık bilgileri savunma komitesinin açıklamasına dayanıyor; Tunus makamlarından aynı ayrıntıları doğrulayan bağımsız bir sağlık raporu yayımlanmış değil.
Destekçileri ayrıca Ghassen Henchiri’nin daha önce İsrail’deki gözaltısı sırasında yaşadığı bir yaralanmanın komplikasyonları nedeniyle ameliyat olması gerektiğini, ancak cezaevi doktorunun tavsiyesine rağmen operasyonun henüz yapılmadığını söylüyor.
Sloganların merkezinde Filistin dayanışması vardı
Yürüyüş yalnız tutukluluğa değil, dosyanın siyasi anlamına ilişkin bir tartışmaya da dönüştü.
Göstericiler “Filistin hakkını desteklemek suç değildir” mesajları taşıdı. Tunisia Times’ın sahadan aktardığına göre kortejin önündeki pankartlardan birinde Filistin’le dayanışmanın kriminalize edilmesine karşı çıkılıyordu.
Eylemde hükümet karşıtı sloganlar da atıldı.
Tutukluların destekçileri mali suçlamaların gerçek amacının Global Sumud Flotilla’nın faaliyetlerini ve bağımsız Filistin dayanışmasını baskılamak olduğunu savunuyor.
Tunus hükümeti ise daha genel olarak yargının siyasi muhalifleri susturmak için kullanıldığı yönündeki eleştirileri reddediyor ve yargı süreçlerinin hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü belirtiyor.
Bu nedenle mevcut bilgilerle mali soruşturmanın siyasi amaçla açıldığını kesin bir olgu olarak sunmak mümkün değil. Ancak dosyanın Filistin dayanışması hareketi içinde bu biçimde algılandığı ve eylemlerin merkezindeki siyasi tartışmanın bu olduğu açık.
2025’te Gazze’ye doğru yola çıkmışlardı
Global Sumud Flotilla, 2025 yazında farklı ülkelerden aktivistlerin katılımıyla Gazze’ye denizden insani yardım ulaştırmak ve İsrail’in deniz ablukasına karşı çıkmak amacıyla oluşturuldu.
Filonun Tunus’taki Sidi Bou Said durağı, geçen yıl da uluslararası gündeme gelmişti.
Eylül 2025’te filonun iki teknesinde peş peşe yangın çıktı. Organizatörler teknelerin drone saldırısına uğradığını söyledi. İlk olayın ardından Tunus makamları drone saldırısı iddiasını reddetmişti; ancak ikinci olay sonrasında Tunus İçişleri Bakanlığı saldırının “planlı” olduğunu açıkladı ve soruşturma başlattı.
Filo daha sonra Gazze’ye doğru hareket etti.
Ekim 2025’te İsrail donanması filonun yaklaşık 40 teknesini durdurdu ve aralarında çok sayıda uluslararası aktivistin bulunduğu 400’den fazla kişiyi gözaltına aldı. Reuters’ın doğruladığı görüntülerde İsrail askerlerinin teknelere çıktığı görüldü. İsrail, Gazze üzerindeki deniz ablukasını silah girişini engellemek için gerekli bir güvenlik önlemi olarak savunurken, filo organizatörleri ve çok sayıda insan hakları savunucusu ablukaya karşı çıkıyor.
Tunus’ta bugün tutuklu bulunan dört isim de bu hareketin Tunus örgütlenmesinde yer aldı.
İnsan hakları örgütleri Tunus’taki daha geniş baskı ortamına dikkat çekiyor
“Sumud 4” dosyası Tunus’taki sivil toplumun durumuna ilişkin daha geniş tartışmanın yaşandığı bir döneme denk geliyor.
Human Rights Watch, 2 Eylül’de yayımladığı raporda Tunus makamlarının son yıllarda sivil toplum örgütlerine karşı mali suç, kara para aklama ve terörle mücadele mevzuatını giderek daha fazla kullandığını bildirdi. Örgüte göre bazı derneklerin hesapları donduruldu, çalışanları hakkında davalar açıldı ve en az 14 sivil toplum bağlantılı kişi 2025–2026 dönemindeki yargılamalarda hapis cezalarına çarptırıldı.
HRW bu uygulamaları sivil toplum alanının daraltılması olarak değerlendiriyor.
Cumhurbaşkanı Kais Saied yönetimi ise yargının bağımsız olmadığı ve davaların muhalefeti bastırmak için kullanıldığı suçlamalarını reddediyor.
Sumud aktivistlerinin destekçileri kendi dosyalarını da bu daha geniş tablonun parçası olarak görüyor.
Öğrenci hareketinden de destek
Dört tutuklunun serbest bırakılması çağrısı yalnız filo çevresinden gelmiyor.
Tunus Genel Öğrenci Birliği’nin (UGET) farklı dönemlerde görev yapmış eski yöneticileri ve öğrenci hareketinden isimler de dört aktivistin serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Wael Naouar’ın UGET’in eski genel sekreterlerinden biri olması nedeniyle öğrenci hareketinin kampanyadaki görünürlüğü özellikle yüksek. Eski öğrenci temsilcileri sendikaları, insan hakları örgütlerini ve diğer sivil toplum yapılarını tutuklular için harekete geçmeye çağırdı.
Savunma çevreleri ayrıca önümüzdeki dönemde eylemlerin devam edeceğini bildiriyor.
Gazze dayanışması ile Tunus’taki siyasal alan aynı dosyada kesişiyor
19 Eylül yürüyüşü, Gazze’ye yönelik uluslararası dayanışma hareketi ile Tunus’un kendi içindeki özgürlük ve yargı tartışmalarını aynı alanda buluşturdu.
Bir tarafta savcılığın mali suç iddiaları var.
Diğer tarafta altı aydan uzun süredir dava öncesi tutuklu bulunan dört aktivist, suçlamaları reddeden savunma ekibi, açlık grevleri ve bu dosyanın Filistin dayanışmasını hedeflediğini savunan bir hareket bulunuyor.
Mahkeme dört kişinin tutukluluğunu dört ay daha uzattı.
Bu nedenle 19 Eylül yürüyüşünün ardından gerilim sona ermiş değil.
Tunus sokaklarında yükselen talep ise tutukluların fotoğraflarıyla birlikte net biçimde görünür oldu:
Dört Global Sumud Flotilla aktivistinin dosyasının sonuçlandırılması ve aylar süren dava öncesi tutukluluğun sona erdirilmesi.



