İstanbul merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 11 ilde 42 eve sabaha karşı baskın düzenlendi, aralarında Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz’in de bulunduğu 39 kişi gözaltına alındı. Savcılık soruşturmayı “etkin pişmanlık” kapsamında alınan ifadeler üzerinden yürütürken, SYKP gözaltılara “Baskılar bizi susturamaz” sözleriyle tepki gösterdi. DEM Parti ise Türkiye’de barış ve demokratik çözüm tartışılırken sosyalistlerin hedef alınmasına dikkat çekerek “Barışın dili ile baskının pratiği yan yana duramaz” dedi. Bianet
Türkiye 15 Eylül sabahına bir kez daha şafak baskınlarıyla uyandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Elazığ, Mersin, Muğla ve Urfa’da toplam 42 adrese polis baskını düzenlendi.
Baskınlarda 39 kişi gözaltına alındı.
Gözaltına alınanlar arasında SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz’in yanı sıra geçmişte Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nde (ESP) faaliyet yürütmüş sosyalistler ve Kaldıraç Hareketi’nden isimler de bulunuyor. Bianet
Mertcan Titiz ev baskınıyla gözaltına alındı
SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Ankara’daki evine yapılan baskınla gözaltına alındı.
İlke TV’nin aktardığına göre Titiz Ankara Emniyeti’nde tutuluyor. Titiz açısından hangi somut eylem veya delilin gözaltı gerekçesi yapıldığı ise kamuoyuna ayrıca açıklanmış değil. İlke TV
Mertcan Titiz, 2024 yılında SYKP’nin 5. Olağan Kongresi’nde Feray Yılmaz Mertoğlu ile birlikte Eş Genel Başkanlığa seçilmişti. SYKP aynı zamanda DEM Parti’nin kurucu bileşenlerinden biri.
Titiz son dönemde Barış ve Demokratik Toplum Süreci üzerine yaptığı açıklamalarda sosyalistlerin sürece dışarıdan bakan bir güç olmayacağını vurguluyor, “Sürecin seyircisi değil, barışın öznesiyiz” diyordu. SYKP
Bu nedenle bugünkü gözaltı yalnızca tek bir sosyalist parti yöneticisine yönelik adli işlem olarak okunamaz. Türkiye’de bir yandan barış, demokratikleşme ve siyasal alanın genişlemesi tartışılırken diğer yandan bu tartışmanın içindeki sosyalist aktörlerden birinin evine sabaha karşı polis gönderilmesi, mevcut siyasal sürecin temel çelişkilerinden birini yeniden görünür kılıyor.
Soruşturma “itirafçı” beyanlarına dayandırılıyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmasına ilişkin basına yansıyan bilgilere göre toplam 52 kişi hakkında işlem yürütülüyor.
Savcılık, “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanan kişilerin ifadeleri doğrultusunda 44 kişinin MLKP, dört kişinin TKP/ML-TİKKO, üç kişinin DSİH-Kaldıraç ve bir kişinin MKP içinde faaliyet yürüttüğünü ileri sürüyor.
Bunlar soruşturma makamlarının iddiaları.
Kamuoyuna açıklanan bilgilerde Mertcan Titiz’in hangi somut fiille suçlandığı veya hangi delille hangi iddiaya bağlandığı belirtilmiş değil. Bu nedenle savcılığın genel örgüt bağlantısı iddialarını tek tek gözaltına alınan kişilere kesinleşmiş olgu gibi yüklemek mümkün değil.
52 kişiden sekizinin yurt dışında, ikisinin cezaevinde bulunduğu; baskınlarda 39 kişinin yakalandığı ve üç kişinin arandığı bildirildi. Habertürk
Polis ayrıca aramalarda dijital materyaller, çeşitli belgeler, bir tabanca, iki şarjör ve 53 fişek ele geçirildiğini açıkladı. Kamuoyuna aktarılan ilk bilgilerde bunların hangi adreste veya hangi kişiyle bağlantılı olarak bulunduğu belirtilmedi. Mersin Haber
Bu ayrım önemli.
Çünkü siyasal operasyonlarda soruşturmanın tamamına ilişkin bir bulgu, medyada kolayca bütün gözaltındakilerin üzerine yapıştırılabiliyor. Mertcan Titiz veya diğer gözaltındakiler hakkında kamuoyuna açıklanmamış bir bağlantıyı varmış gibi yazmak, savcılığın çerçevesini gazetecilik diye yeniden üretmek olur.
SYKP: “Baskılar bizi susturamaz”
SYKP, Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz ve diğer sosyalistlerin gözaltına alınmasının ardından yaptığı açıklamada operasyonu doğrudan siyasal baskı olarak değerlendirdi.
Parti açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün sabaha karşı gerçekleştirilen operasyonda, aralarında SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz’in de bulunduğu çok sayıda devrimci, sosyalist ve muhalif gözaltına alındı.”
SYKP, iktidarın şafak operasyonlarıyla muhalifleri susturmak istediğini belirterek gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını istedi. Bianet
Operasyonun hedefinde yalnız bir parti veya tek bir sosyalist çevre bulunmuyor.
Geçmişte ESP’de faaliyet yürütmüş isimler ve Kaldıraç Hareketi üyeleri de aynı soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Bu durum operasyonun sosyalist hareketin farklı kesimlerine yayılan niteliğini daha görünür hale getiriyor. sendika.org
ESP: “Birleşik direnişi büyütelim”
ESP de Mertcan Titiz ve diğer sosyalistlerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.
Parti, operasyonların “itirafçı” beyanları üzerinden yürütüldüğüne dikkat çekerek yoksulluğa, adaletsizliğe ve sömürü düzenine karşı ses çıkaranların şafak baskınlarıyla teslim alınmak istendiğini belirtti.
ESP, sosyalistlere yönelik baskıya karşı yanıtın birleşik mücadele olduğunu vurgulayarak SYKP ile dayanışma açıkladı ve Mertcan Titiz’in serbest bırakılması çağrısı yaptı. Anka Haber
Bu çağrı yalnızca bir parti dayanışması değil.
Kadınlardan LGBTİ+ hareketine, işçi direnişlerinden Kürt halkının eşitlik mücadelesine kadar toplumsal muhalefetin farklı kesimlerinin peş peşe soruşturma, gözaltı, yasak ve erişim engelleriyle karşı karşıya kaldığı bir dönemde, sosyalist örgütlerin birbirlerinin mücadelesine sahip çıkmasının somut bir karşılığı var.
DEM Parti: “Barışın dili ile baskının pratiği yan yana duramaz”
Gözaltılara DEM Parti de tepki gösterdi.
Parti, Türkiye’nin barış ve demokratik çözümü tartıştığı bir dönemde siyasetçilerin, hak savunucularının, gazetecilerin ve sosyalistlerin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
DEM Parti açıklamasında, bileşeni SYKP’nin Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz ile ESP üyelerinin gözaltına alınmasına özellikle dikkat çekerek şu çelişkiyi öne çıkardı:
“Barışın dili ile baskının pratiği yan yana duramaz.” İlke TV
Bu sözler bugünkü operasyonun siyasal anlamının önemli bir bölümünü özetliyor.
Devlet bir taraftan toplumsal barıştan ve demokratik çözümden söz ederken, diğer taraftan demokratik siyasetin ve sosyalist örgütlenmenin alanını polis baskınlarıyla daraltıyorsa, ortada yalnız hukuki değil doğrudan politik bir sorun vardır.
HDK: Soruşturmalar muhalefet üzerinde sürekli bir baskı aracına dönüştü
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) de son günlerde art arda yaşanan baskılara dikkat çekti.
HDK, LGBTİ+ örgütlerine yönelik baskın, gözaltı ve erişim engellerinin hemen ardından sosyalistlere yönelik yeni operasyonların gelmesinin tesadüf olmadığını belirtti.
Açıklamada soruşturmaların, şafak baskınlarının, gözaltı ve tutuklamaların muhalefet üzerinde süreklileşen bir baskı aracına dönüştüğü ifade edildi; örgütlenme hakkı ile demokratik siyasetin kriminalize edilmesine karşı ortak mücadelenin büyütüleceği vurgulandı. İlke TV
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli de operasyonu sosyalistlere yönelik sistematik bir gözdağı olarak niteledi ve gözaltındakilerin serbest bırakılması çağrısı yaptı. İlke TV
Birkaç gün içinde LGBTİ+ hareketinden sosyalistlere
Operasyonun zamanlaması da ayrıca dikkat çekiyor.
Yalnız birkaç gün önce LGBTİ+ dernekleri, hak savunucuları ve yayınları geniş çaplı polis operasyonlarının ve erişim engellerinin hedefi olmuştu.
Şimdi de sosyalistlere yönelik 11 ili kapsayan yeni bir gözaltı dalgası yaşanıyor.
Bu iki soruşturmanın hukuki dosyaları farklı olabilir. Fakat siyasal sonuçları aynı yere temas ediyor: toplumsal muhalefetin örgütlenme, söz söyleme ve kamusal alanda hareket etme kapasitesinin daraltılması.
Biri “aile” söylemiyle LGBTİ+ hareketini, diğeri “terör” soruşturmasıyla sosyalistleri hedef alıyor.
Devletin kullandığı gerekçeler değişiyor; baskının yöneldiği alan ise aynı: örgütlü muhalefet.
Mertcan Titiz yalnız değil
Mertcan Titiz’in gözaltına alınması elbette SYKP açısından doğrudan bir saldırı.
Ama bugünkü tabloyu yalnız bir Eş Genel Başkanın gözaltına alınmasına indirgemek eksik kalır.
39 kişinin gözaltında olduğu bir operasyondan söz ediyoruz.
Farklı sosyalist geleneklerden insanlar aynı soruşturmanın içine çekilmiş durumda. Bu nedenle verilecek yanıt da tek tek örgütlerin kendi üyelerini savunmasıyla sınırlı kalamaz.
Mücadele tam burada başlıyor:
Sosyalistlerin, demokratik kitle örgütlerinin, emek hareketinin, kadınların, LGBTİ+’ların, Kürt halkının ve bütün demokratik güçlerin birbirlerine yönelik baskıyı kendi meselesi olarak görmesinde.
Şafak baskınlarının amacı örgütlü siyaseti yalnızlaştırmaksa verilecek cevap dayanışmayı büyütmek olmalı.
Mertcan Titiz ve gözaltındaki bütün sosyalistler serbest bırakılmalıdır.
Sosyalist siyaset suç değildir.
Örgütlenmek suç değildir.
Eşitlik ve özgürlük mücadelesi şafak baskınlarıyla susturulamaz.



