fbpx

Fransa’da kadınlar 7 Eylül’de yeniden sokakta: Erkek şiddetine ve cezasızlığa karşı mücadele sürüyor

Paylaş

11 yaşındaki Lyhanna’nın öldürülmesinin ardından Fransa’da büyüyen feminist seferberlik yeni bir aşamaya giriyor. Kadın örgütleri, sendikalar ve çocuk hakları hareketleri 7 Eylül’de ülkenin farklı kentlerinde yeniden sokağa çıkacak. Aynı gün Ulusal Meclis’te cinsel ve cinsiyetçi şiddete karşı hazırlanan bütünlüklü yasa teklifini inceleyecek özel komisyon çalışmalarına başlayacak. Hareketin talebi yalnız yeni bir yasa değil: Şiddeti gerçekten önleyecek bütçe, kamu hizmeti ve hesap verebilirlik.

Fransa’da erkek şiddetine ve çocuklara yönelik cinsel şiddete karşı aylardır devam eden mücadele, yaz arasının ardından yeniden sokağa dönüyor.

7 Eylül’de Paris başta olmak üzere ülkenin birçok kentinde gösteriler düzenlenecek. Paris’te eylemin adresi saat 19.00’da Adalet Bakanlığı’nın bulunduğu Place Vendôme. Angers’te adliye önünde, Besançon ve Saint-Brieuc’te mahkeme binalarının önünde, Perpignan ve Thonon-les-Bains’da ise ayrı yürüyüş ve gösteriler örgütleniyor.

Sosyalist Kadınlar Birliği Fransa da yayımladığı çağrıyla 7 Eylül’de kadınları, LGBTİ+’ları ve çocuklara yönelik şiddete karşı mücadele edenleri sokakta buluşmaya çağırdı.

Lyhanna’nın ölümü devletin başarısızlığını açığa çıkardı

Seferberliğin merkezinde 11 yaşındaki Lyhanna’nın öldürülmesi ve ardından ortaya çıkan kurumsal ihmaller bulunuyor.

Lyhanna kaybolmadan önce dosyanın şüphelisi hakkında çocukları ilgilendiren cinsel şiddet vakaları nedeniyle üç ayrı süreç bulunduğu ortaya çıktı. Lyhanna’nın ölümünden sonra hükümet dahi sistemin başarısız olduğunu kabul etmek zorunda kaldı.

Fakat sorun tek bir dosyayla sınırlı değildi.

Lyhanna’nın öldürülmesinin ardından Adalet Bakanlığı ülke genelindeki çocuklara yönelik cinsel şiddet dosyalarının acilen yeniden incelenmesini istedi. 15 Temmuz’a kadar 85 bin 47 şikâyet tespit edildi, 69 bin 626 dosya yeniden gözden geçirildi ve 970 dosyanın öncelikli müdahale gerektirdiği belirlendi.

Ağustos ayında ortaya çıkan değerlendirmeler ise kaybolan veya yıllarca işlem görmeyen dosyalardan, yetersiz eğitimli personele kadar daha geniş bir kurumsal çöküş tablosunu görünür hale getirdi.

Kadın hareketinin sorduğu soru bu yüzden yalnız “bir fail neden durdurulmadı?” değil.

Şiddete ilişkin uyarılar ve şikâyetler bilindiği halde neden kadınları ve çocukları koruyacak bir sistem işlemiyor?

Sokaktaki baskı parlamentoya taşındı

Lyhanna’nın öldürülmesinin ardından başlayan eylemler kısa sürede ülke çapına yayıldı.

Koalisyonun verilerine göre hazirandaki ilk büyük seferberlikte yaklaşık 200 kentte 150 binden fazla kişi sokağa çıktı. Kadın hareketinin baskısı sonrasında hükümet, bütünlüklü yasa teklifinin parlamentoda ele alınacağını açıklamak zorunda kaldı.

11 Ağustos’ta Ulusal Meclis’e sunulan 3106 numaralı teklif, kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel ve cinsiyetçi şiddete “bütünlüklü bir yanıt” oluşturmayı amaçlıyor.

Ve 7 Eylül’de kadınlar sokaktayken, aynı gün saat 15.00’te Ulusal Meclis’te yasayı incelemek üzere kurulan özel komisyon ilk toplantısını gerçekleştirecek.

Bu tesadüfi bir tarih değil.

Feminist hareket parlamentoya, sokaktaki baskının sona ermediğini göstermek istiyor.

“Bütçesiz yasa uygulanamaz”

Kadın örgütleri yalnız yeni suç tanımları veya cezaların ağırlaştırılmasını istemiyor.

150’yi aşkın örgütü bir araya getiren Coalition féministe et enfantiste, şiddetin önlenmesinden mağdurların korunmasına, çocukların güvenliğinden polis ve yargının eğitimine, uzmanlaşmış mahkemelerden psikolojik desteğe kadar sistemi bütünüyle değiştirmeyi hedefleyen bir program savunuyor.

Hareket bunun için yıllık 2,6 milyar avroluk kamu yatırımı talep ediyor.

Çünkü örgütlerin vurguladığı gibi, bütçesi olmayan bir yasa yalnızca kâğıt üzerinde kalacak. Personel olmadan dosyalar incelenmeyecek; yeterli sosyal hizmet olmadan kadınlar ve çocuklar şiddetten uzaklaştırılamayacak; uzmanlaşmış soruşturma ve yargı mekanizmaları olmadan cezasızlık devam edecek.

Şiddet münferit değil, mücadele de olmamalı

Fransa’da yaşananlar erkek şiddetinin birkaç “kötü insanın” davranışından ibaret olmadığını bir kez daha gösteriyor.

Şikâyetlerin rafta kalması, dosyaların kaybolması, sosyal hizmetlerin ve yargının yetersiz bırakılması, mağdurların koruma sistemlerine erişememesi politik tercihlerden bağımsız değil.

Kadın hareketinin 7 Eylül çağrısı tam da bu nedenle yalnız Lyhanna için bir anma değil.

Şiddeti üreten ve failleri koruyan koşullara karşı örgütlü bir hesap sorma çağrısı.

Yasa teklifinin parlamentoya girmesi mücadelenin bir kazanımı olabilir. Ancak kadınların sokaktan verdiği mesaj daha ileri gidiyor:

Yasa yetmez. Bütçe, koruma, kamu hizmeti ve gerçek uygulama gerekiyor.

Fransa’da kadınlar 7 Eylül’de yeniden sokağa çıkıyor.

Öfkeyi sessizliğe değil, örgütlü mücadeleye dönüştürmek için.