Avrupa Birliği’nin sınır güvenlik kurumu Frontex’in gözetiminde, Akdeniz planlı bir toplu mezara dönüştürülüyor. Avrupa Mülteci ve Sürgünler Konseyi (ECRE) raporları, sahil güvenlik güçleri tarafından uygulanan ölümcül “geri itme” (pushback) taktiklerinin münferit ihlaller değil, doğrudan AB onayıyla işlenen bilinçli sınır cinayetleri olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Burjuva medyası ve AB makamları, Akdeniz’deki göçmen ölümlerini “trajik kazalar” veya “insan kaçakçılarının suçu” olarak aklamaya çalışırken, asıl fail Brüksel’de oturuyor. Sınırları askerileştiren, milyarlarca euroluk bütçelerle Akdeniz’e dronlar, termal kameralar ve devriye gemileri yığan Frontex, bu devasa gözetim kapasitesini insanları kurtarmak için değil, ölüme itmek için kullanıyor. Raporlar, Frontex uçaklarının tespit ettiği göçmen botlarının kasten sahil güvenliklerin şiddetine terk edildiğini ve uluslararası sularda geri itildiğini belgeliyor.
Avrupa Kalesi Kanla Korunuyor
Mesele bir “kriz yönetimi” veya “sınır güvenliği” meselesi değildir. Ortada, Avrupa’nın kendi refah kalesini korumak için göçmen kanı dökmeyi kurumsallaştırması ve yasal kılıfa sokması gerçeği vardır. Emperyalist savaşların, iklim krizinin ve ekonomik talanın yerinden ettiği insanlar, Avrupa’nın kapılarına dayandığında “yasadışı birer tehdit” olarak etiketlenip Akdeniz’in karanlık sularına gömülmektedir.
“Sınır güvenliği” adı altında işletilen bu cinayet şebekesi, Avrupa Birliği’nin ikiyüzlü “insan hakları” maskesini çoktan düşürmüştür. Göçmenlerin hayatı pahasına yükseltilen bu duvarlara ve Frontex’in suç ortaklığına karşı mücadele, sınırları insanlık dışı bir aygıta dönüştüren düzene karşı enternasyonalist bir itirazı büyütmekten geçiyor.



