İsviçre’nin Aarau kentinde düzenlenen bir rave partisinde kalabalığa açılan ateş sonucu hayatını kaybeden 22 yaşındaki İtalyan göçmen Maria S.’nin ölümü, burjuva medyasının yansıttığı gibi sıradan bir “asayiş” veya “cinnet” vakası değildir. Bu cinayet, Avrupa’nın en zengin ülkelerinden birine ucuz işgücü olarak gelen genç bir göçmen kadının sistemin ortasında nasıl güvencesiz ve korumasız bırakıldığının trajik bir özetidir.
30 Ağustos sabaha karşı “Aarau Rave Vol. 7” partisinde gerçekleşen silahlı saldırı, güya Avrupa’nın “en güvenli” ülkelerinden biri olan İsviçre’nin kalbinde yaşandı. 43 yaşındaki İsviçreli erkek saldırganın silahından çıkan kurşunlar beş kişiyi yaralarken, 22 yaşındaki Maria S.’yi hayattan kopardı.
Polis makamları ve ana akım medya, saldırganın motivasyonunu “araştırmaya devam ettiklerini” söyleyerek olayı bireysel bir sapkınlığa ya da rastgele bir şiddet eylemine indirgemeye çalışıyor. Ancak namlunun ucunda hayatını kaybeden kişinin kimliği, meselenin sınıfsal ve toplumsal boyutunu yüzümüze vuruyor.
Yoksulluktan Kaçış, Hizmet Sektöründe Sömürü ve Şiddet
Maria S., şımarık bir burjuva veya ayrıcalıklı bir turist değildi. İtalya’daki yoksulluktan ve işsizlikten kaçarak henüz bir ay önce İsviçre’ye göç etmiş genç bir kadın işçiydi. Daha iyi bir yaşam ve ekonomik güvence umuduyla geldiği bu ülkede, hizmet sektöründe garson olarak en ağır ve güvencesiz koşullarda çalışarak hayata tutunmaya çalışıyordu.
Burjuvazinin İsviçre’si, sınırlarını sermayeye sonuna kadar açarken, göçmen işçileri sadece “hizmet eden, temizleyen, üreten” birer yedek parça olarak görüyor. Eğlenmek, nefes almak ve sosyalleşmek için gittiği bir etkinlikte silahlı bir erkeğin hedefi olan Maria’nın ölümü, göçmenlerin ve kadınların bu “zenginlik adasında” aslında ne kadar pamuk ipliğine bağlı yaşadıklarını kanıtlıyor.
Saldırganın Motivasyonu Ne Olursa Olsun Çelişki Net
Saldırganın eyleminin altında yatan neden; ırkçı bir nefret, kadın düşmanlığı (misojini) veya bireysel bir silahlanma fetişizmi olabilir. İktidarın resmi açıklaması ne yönde olursa olsun Gaste Avrupa olarak gerçeği biliyoruz: İsviçre’nin “refahı”, Maria gibi göçmen kadınların ucuz emeği üzerinden yükselirken; sistemin ürettiği şiddet, silahlanma kültürü ve yabancılaşma yine en çok onları vuruyor.
Göçmenler sadece Akdeniz’in sularında veya dikenli tellerde değil, Avrupa’nın en “modern” şehirlerinin göbeğinde de sistemin şiddetine ve ölüm riskine açık halde bırakılıyor. Maria S.’nin çalınan hayatı, güvenliğin sadece ayrıcalıklı sınıflar için var olduğu bu ikiyüzlü düzene karşı öfkemizi ve mücadelemizi büyütmek zorundadır.



