Havacılık tekelleri yaz sezonunun zirvesinde milyarlarca euro kâr rekorları açıklarken, bu servetin asıl yaratıcısı olan işçiler aşırı sömürüye karşı üretimden gelen gücünü kullanıyor. Fransa’da easyJet bünyesinde çalışan kabin ekipleri; bitmek bilmeyen mesailere, son dakika değişen vardiyalara ve kronikleşen personel tükenmişliğine karşı şalteri indirdi.
Şirketlerin “operasyonel verimlilik” ve “esneklik” adıyla ambalajladığı çalışma modeli, havacılık işçileri için özel hayatın yok edilmesi ve fiziksel çöküş anlamına geliyor. SNPNC-FO, UNAC ve UNPNC sendikalarında örgütlenen emekçiler, haftalardır easyJet yönetimine çalışma koşullarının insani bir seviyeye çekilmesi ve personel eksikliğinin giderilmesi için çağrı yapıyordu. Ancak kâr marjını düşürmek istemeyen sermayenin yanıtı, mevcut işçilerin üzerine daha fazla iş yükü bindirmek ve esnekliği dayatmak oldu.
İşçilerin dinlenme hakkını gasp eden, program istikrarsızlığını kalıcılaştıran ve yaşamı planlanamaz hale getiren bu sömürü düzenine karşı emekçilerin yanıtı ise grev oldu.
“Biz Yoksak Uçaklarınız Metal Yığınından İbarettir”
Ağustos ayının son günlerinde, turizm trafiğinin en yoğun olduğu hafta sonu boyunca Paris, Lyon, Nice, Bordeaux ve Nantes gibi Fransa’nın ana havalimanlarında yüzlerce uçuş işçilerin kararlı duruşuyla iptal edildi. Terminal binalarındaki kaos, havacılık sektörünün devasa kârlarının pamuk ipliğine ve işçilerin çalınan emeğine bağlı olduğunu bir kez daha gösterdi.
easyJet yönetimi ise klasik bir burjuva taktiğine başvurarak grevi “yaz sezonunda yapılmış bir fırsatçılık ve sorumsuzluk” olarak nitelendirdi ve kamuoyunu işçilere karşı kışkırtmaya çalıştı. Emekçiler ise bu kara propagandaya sahada yanıt veriyor: Asıl sorumsuzluk, uçuş güvenliğini tehlikeye atacak düzeyde yorgun, dinlenme hakkı elinden alınmış ve tükenmiş ekiplerle operasyon yürütmekte ısrar eden kâr hırsıdır.
Sömürü Durmazsa Hayat Durur
Eylül ayı boyunca kademeli olarak devam etmesi planlanan bu grev dalgası, yalnızca basit bir sendikal hak arayışı değil; işçilerin kendi zamanlarına ve yaşamlarına el koyan kapitalist işleyişe karşı bir sınır çekme eylemidir.
Avrupa genelinde havacılık sektörü ucuz işgücü, taşeronlaştırma ve yoğun mesai üzerine yeni bir rejim inşa etmeye çalışırken, easyJet işçileri turizm endüstrisinin devasa çarkları arasında sessizce ezilmeyi reddediyor. Direnen kabin ekipleri, aşağıdan gelen örgütlü gücün milyarlarca euroluk filoları nasıl yere indirebileceğini ve o çarkı nasıl felç edebileceğini herkese gösteriyor.
Metin, Gaste Avrupa’nın istediği gibi “ne oldu?” sorusunu doğrudan sınıfsal bir çelişkiye (kâr rekorları vs. tükenmişlik) bağlıyor. İşçileri edilgen “mağdurlar” olarak değil, milyarlık şirketleri kilitleyen “özneler” olarak konumlandırıyor. Web siteniz için yayına hazır! Başka bir revize istersen veya bir sonraki habere geçmek istersen buradayım.



