fbpx

AİHM’den Kavala kararında 18. madde tespiti: Amaç “cezalandırmak ve susturmak”

Paylaş

AİHM Büyük Dairesi, Osman Kavala’ya yönelik yargılama ve mahkûmiyetin “gizli bir amaç” taşıdığına hükmetti. Mahkemeye göre baskın amaç, Kavala’yı insan hakları faaliyetleri nedeniyle cezalandırmak ve susturmaktı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 25 Ağustos’ta açıkladığı ikinci Kavala kararında, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesini de ihlal ettiği tespit edildi.

AİHM, Kavala’nın devam eden tutukluluğu, ceza yargılaması ve mahkûmiyetinin ağırlıklı olarak onu Gezi Parkı protestolarındaki rolü ve insan hakları savunucusu olarak ifade ettiği görüşler nedeniyle cezalandırma ve susturma amacı taşıdığı sonucuna vardı.

17 yargıçlı Büyük Daire kararını 15’e karşı 2 oyla verdi. Mahkeme, Türkiye’nin Kavala’yı mümkün olan en kısa sürede serbest bırakması ve mahkûmiyetinin sonuçlarını ortadan kaldırması gerektiğine hükmetti. AİHM ayrıca mahkûmiyet kararının Sözleşme hukuku bakımından hükümsüz kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

18. madde ne anlama geliyor?

AİHS’nin 18. maddesi, devletlerin temel haklara getirdiği kısıtlamaları açıklanan meşru amaçların dışında kullanmasını yasaklıyor.

Bianet’te konuyu değerlendiren insan hakları savunucusu Hakan Ataman, maddenin önemini devletin yalnızca “bir hakkı ihlal edip etmediği” sorusunun ötesinde, “devlet bunu neden yaptı?” sorusunu gündeme getirmesinde görüyor.

Kavala kararında AİHM de ceza soruşturması, tutukluluk ve mahkûmiyeti birbirinden kopuk işlemler olarak değerlendirmedi. Mahkeme, sürecin bütününe bakarak sivil toplum ve insan hakları faaliyetlerinin ağır bir suçun unsurları gibi kullanılmasını inceledi.

AİHM’nin 18. madde içtihadında Türkiye’ye ilişkin daha önceki kararlar arasında Selahattin Demirtaş ve Ahmet Şık davaları da bulunuyor.

Beraat veren yargıçlara soruşturma da kararda

Yeni kararın dikkat çeken bölümlerinden biri de Kavala hakkında 2020’de beraat kararı veren üç yargıca yönelik soruşturma.

AİHM, soruşturmanın sonunda disiplin cezası verilmemiş olsa dahi, beraat kararının hemen ardından böyle bir sürecin başlatılmasının yargıçlar üzerinde “caydırıcı baskı” yaratabilecek nitelikte olduğuna hükmetti.

Mahkeme bunun bütün Türkiye yargısının yürütmeden talimat aldığı anlamına gelmediğini özellikle belirtti. Ancak Kavala davasındaki koşulların, üst düzey yetkililerin açıklamalarının ve daha geniş yapısal sorunların birlikte değerlendirilmesi sonucunda mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda haklı şüpheler oluştuğunu tespit etti.

Ataman’a göre bu durum, “caydırıcı etkinin” yalnızca insan hakları savunucularını veya muhalifleri değil, bağımsız karar vermesi gereken yargıçları da kapsayabileceğini gösteriyor.

Baskının hedefi yalnızca tek bir kişi değil

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri de Kavala davasının Mart 2026’daki duruşmasında, Türkiye’de sivil toplum, insan hakları savunucuları, avukatlar, gazeteciler ve muhalif siyasetçiler üzerindeki baskının sürdüğüne ilişkin bildirimler aldığını açıklamıştı.

Bu nedenle yeni karar yalnızca Kavala’nın bireysel özgürlüğüne ilişkin değil. AİHM’nin “caydırıcı etki” tespiti, bir insan hakları savunucusuna yönelik ağır cezalandırmanın başka kişilerin örgütlenme, protesto, gazetecilik ve hak savunuculuğu faaliyetlerinden geri durmasına yol açabilecek daha geniş sonuçlarına işaret ediyor.

Kavala ise 27 Ağustos’ta cezaevinden yaptığı yazılı açıklamada AİHM kararlarına uymanın “hukuk devletinin yurttaşlara karşı yükümlülüğünün” bir parçası olduğunu söyledi. 27 Ağustos itibarıyla Kavala serbest bırakılmış değil.

Ankara kararı reddetti

Türkiye hükümeti ise AİHM kararına karşı çıktı.

Adalet Bakanlığı kaynakları kararı “Türkiye’ye karşı takınılan yanlı yaklaşımın son örneği” olarak nitelendirdi ve AİHM’nin kendi yerleşik içtihatlarına aykırı değerlendirmelerde bulunduğunu savundu.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum da kararın ardından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olma durumunun tartışılabileceğine yönelik açıklamalarda bulundu.

AİHM kararları Türkiye açısından uluslararası hukuk bakımından bağlayıcı. Kararların uygulanması Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetleniyor.

Kaynaklar

  • Bianet — Hakan Ataman, “AİHM’nin 18. madde kararları ve Türkiye’de sivil toplumun hâl-i pürmelâli”
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi — Kavala v. Türkiye (No. 2), 25 Ağustos 2026
  • DW Türkçe — Türkiye’nin AİHM kararına ilişkin açıklaması