Zürih’te bir geri gönderme merkezinde yaşayan iki çocuk annesi Bahar, sabah saatlerinde polisler tarafından ters kelepçelenerek iki çocuğuyla birlikte zorla Türkiye’ye gönderildi. Beş yaşındaki ve 15 aylık iki çocuğunun gözleri önünde ters kelepçelenen Bahar’ın Türkiye’ye ulaştıktan sonra gözaltına alındığı öğrenildi. İsviçre’de hukukçu olarak çalışan Ahmet Tamer, zorla geri göndermelere mevzuatın izin verdiğini ama hukuk kurallarının en üstünde bulunan insan hakları ilkeleri ve sözleşmeleri bağlamında bunun kabul edilemez olduğunu belirtti.
Sabah saatlerinde polis geldi
Zürih’teki Rückkehrzentrum Oberhalden adlı geri gönderme merkezinde yaşayan Bahar, sabah saatlerinde polisler tarafından kaldığı odadan çıkarıldı. Bahar, biri beş, diğeri 15 aylık iki çocuğuyla birlikte Türkiye’ye gönderildi. Bahar’ın Türkiye’de hakkında devam eden siyasi davalar ve yakalama kararı bulunuyor.
Yaklaşık üç yıldır İsviçre’de bulunan Bahar, son iki yıldır aynı geri gönderme merkezinde yaşıyordu. Küçük çocuğu İsviçre’de doğmuştu.
Bahar’la aynı merkezde yaşayan arkadaşı D., olay sırasında yaşananları anlattı. D.’nin aktardığına göre polisler merkeze geldiklerinde yanlarında bilet ve pasaport gibi belgeler bulunuyordu. Bahar ve iki çocuğunun İstanbul’a gönderilmesinin planlandığı, sabah saat 10.50’de Pegasus Havayolları’na ait bir uçuş bulunduğu belirtildi.
Bahar’ın Türkiye’ye gönderilmesinin ardından ise yakınları, gözaltına alındığı bilgisini aldı.
D, Bahar’ın çocuklarının gözleri önünde ters kelepçelendiğini belirterek yaşananları şöyle anlattı:
“Çocuklarının gözü önünde ters kelepçe yapıldı. Olaya çok büyük tepki gösterdik. Ben polis tarafından sert bir şekilde itildim. Oğlum tercümanlık yapmak istedi ama buna izin vermediler. Bahar odanın içerisinde ağlarken kapı üzerine kilitlendi ve bizi dışarıda bıraktılar.”
D.’ye göre çocuklar da anneleriyle birlikte geri gönderilmek üzere götürüldü. Ancak annenin polis müdahalesine maruz kaldığı sırada çocukların yaşadığı korkuya çevrede bulunanların müdahale etmesine izin verilmedi.
“Çocuklar içeride çok fazla ağladı. Bizim yardım etmemize izin vermediler. Polisler bize ‘yerinize oturun ve sessizce köşede bekleyin, hiçbir şekilde müdahale etmeyin’ dedi.”
“Sınırdışı tarihi önceden bildirilmedi”
D.’nin anlatımına göre Bahar’ın iltica başvurusuna ilişkin son negatif kararını İsviçre Federal Mahkemesi’nden Haziran ayında aldığı belirtildi. Ancak kararın ardından Bahar’a özel olarak bir deportasyon tarihi bildirilmedi.
“Bir kere, normal herkese uygulanan rutin migrasyon görüşmesine çağrıldılar. Orada, karardan yaklaşık on gün sonra ülkenize geri dönmeniz gerekiyor şeklinde bir konuşma yapıldı. Onun dışında tekrar çağrılmadılar. Özel olarak ‘şu tarihte gönderileceksiniz’ şeklinde bir bildirim yapılmadı.”
“Biz kriminal insanlar değiliz”
Bahar’ın arkadaşı D., geri gönderme merkezinde yaşayan insanların maruz kaldığı uygulamaların özellikle Türkiye’den gelen ve Kürt kimliğine sahip sığınmacılar açısından ciddi bir sorun olduğunu savundu.
“Biz kriminal insanlar değiliz. Burada yaşayan birçok Kürt aile var. Hepimiz politik insanlarız. Bize insanlık dışı bir muamele yapılıyor.”
Bahar’ın iki çocuğuyla birlikte Türkiye’ye gönderilmesi ve Türkiye’ye ulaştıktan sonra gözaltına alınması, olayın hem İsviçre’deki geri gönderme uygulamalarını hem de gönderilen kişilerin Türkiye’de karşılaşabileceği hukuki süreçleri yeniden gündeme getiriyor.
Bahar’ın Türkiye’de nerede tutulduğu ve hakkında hangi işlemlerin yapıldığına ilişkin ayrıntılar ise henüz netlik kazanmış değil.
Hukukçu Ahmet Tamer: “İnsani açıdan bakılmalı”

Konuyla ilgili görüştüğümüz İsviçre’de hukuk alanında çalışan Ahmet Tamer şu görüşleri savundu:
“İltica hukuku özel hükümler ve koşullar içeriyor. Hukuki mevzuat çerçevesinde bu tür başvurular reddedilebilir. Ama bu başvurucuların her koşulda ve biçimde geri gönderilmesini haklı kılmaz. İnsani nedenlerden kaynaklı olarak geri göndermelerden kaçınılması gereken birçok durum yaşanmaktadır. Burada temel yaklaşım süreç ne kadar uzun olursa olsun ikna olmalı ve zor kullanılmamalı. Bu anlayışla hareket eden kimi kantonlar İsviçre’de bulunmakta. Şiddet asla uygulanmamalı.
“Şiddet dışında çözümler bulunmalı”
Tamer sözlerine şöyle devam etti, “Çocukların psikolojisi özellikle dikkate alınmalı. Geri gönderme kararlarının karşılıklı rıza içinde uygulanabilmesi için kişilere, gönderildiği ülkelerde yeni bir hayat kurmalarını sağlayacak yeterli ekonomik ve farklı destek destek imkanları sunulmalıdır. Sonuç olarak İltica başvurularının reddedilmesi zor kullanarak geri gönderilmeyi haklı çıkarmaz. Şiddet dışında çözümler bulunmalıdır ve bunu yapan kantonlar vardır. İki çocuklu bir annenin, çocuklarının gözleri önünde bu şekilde ters kelepçelenerek götürülmesi insan hakları bağlamında savunulamaz. ”



