Türkiye’de aile içi şiddet ve ölüm tehditlerinden kaçarak İsviçre’ye sığınan Gamze Yılmaz, koruma beklediği Avrupa’da sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezinde tutuluyor. İsviçre ve Almanya arasında işletilen Dublin prosedürü sonucunda yeniden İsviçre’ye gönderilen Yılmaz’ın avukatları ve yakınları, Türkiye’ye gönderilmesi halinde yaşamının ciddi risk altında olduğunu belirtiyor.
Türkiye’de maruz kaldığı aile içi şiddet ve ölüm tehditlerinden kurtulabilmek için ülkesini terk eden Gamze Yılmaz’ın hikâyesi, bugün Avrupa iltica sisteminin tartışmalı uygulamalarından biri olarak öne çıkıyor.
35 yaşındaki Mardin doğumlu Kürt kadın, ailesinin karşı çıktığı evliliğinin ardından yıllarca sistematik baskı, şiddet ve tehdit altında yaşadı. Korunmak amacıyla defalarca şehir değiştirmesine rağmen saldırılar son bulmadı. Türkiye’deki resmi başvurularından sonuç alamayan Yılmaz ve eşi Erdal, son çare olarak Avrupa’ya sığınma kararı aldı.
Evlilik kararı hayatını değiştirdi
Gamze Yılmaz’ın yaşadığı sürecin başlangıcı, iş arkadaşı Erdal ile evlenme kararı alması oldu.
Erdal’ın Alevi Kürt bir aileden gelmesi nedeniyle Gamze’nin ailesi evliliğe karşı çıktı. İddiaya göre Yılmaz, bu süreçte ailesi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakıldı, eve kapatıldı ve sürekli baskı altında tutuldu.
Çift, güvenlik gerekçesiyle yaşadıkları kenti terk ederek Diyarbakır’a taşındı. Ancak burada da Gamze’nin daha önce çeşitli suçlardan sabıkası bulunduğu belirtilen ağabeyi tarafından bulundukları ev basıldı. Saldırıda Gamze ağır şekilde darp edilirken, çift ölümle tehdit edildi.
Daha sonra Dersim’e taşınmalarına rağmen tehditlerin sürdüğü belirtiliyor. Yapılan suç duyuruları ve koruma taleplerinin ise etkili bir sonuç vermediği ifade ediliyor.
İsviçre’de koruma beklerken ret kararı
Yaşadıkları olayların ardından Avrupa’ya gelen çift, İsviçre’nin Basel kantonunda iltica başvurusunda bulundu.
Yaklaşık bir buçuk yıl süren süreçte sundukları resmi belgeler, darp raporları ve güvenlik riskine ilişkin dosyaların yeterli bulunmadığı belirtilirken, başvuruları reddedildi ve haklarında sınır dışı kararı verildi.
Karara karşı hukuki itiraz süreci devam ederken ikinci bir sınır dışı işleminin başlatıldığı ifade edildi.
Almanya’da gözaltına alındı, yeniden İsviçre’ye gönderildi
Sınır dışı edilme korkusuyla Almanya’ya geçen Gamze Yılmaz burada yeniden iltica başvurusunda bulundu.
Yaklaşık altı ay sonra Alman makamları tarafından Dublin prosedürü kapsamında gözaltına alınan Yılmaz, uçakla İsviçre’ye geri gönderildi.
Yakınlarının aktardığına göre bu süreç, Yılmaz’ın psikolojik durumunun ağır biçimde kötüleşmesine neden oldu.
Geri gönderme merkezindeki koşullara tepki
Gamze Yılmaz halen Zürih’teki geri gönderme merkezinde tutuluyor.
Yakınları ve destekçileri, Yılmaz’ın uzun süre tek kişilik bölümde tutulduğunu, defalarca çıplak aramaya maruz kaldığını ve bunun psikolojik yıpranmaya neden olduğunu belirtiyor.
Ayrıca gluten ve laktoz intoleransı bulunduğu bilinmesine rağmen uygun beslenme imkânı sağlanmadığı, temel ihtiyaçlara erişimde de sorunlar yaşadığı iddia ediliyor.
“Türkiye’ye gönderilmesi yaşamını tehlikeye atabilir”
Gamze Yılmaz’ın avukatları ve destekçileri, Türkiye’ye gönderilmesi halinde yeniden aile kaynaklı şiddet riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtiyor.
Yakın çevresi, daha önce benzer gerekçelerle sınır dışı edilen bir kadının kısa süre sonra “namus” gerekçesiyle öldürüldüğünü hatırlatarak, Gamze Yılmaz açısından da benzer bir risk bulunduğunu ifade ediyor.
Bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkı ve işkence yasağına ilişkin hükümleri çerçevesinde sınır dışı kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısı yapılıyor.
İnsan hakları örgütlerine çağrı
Gamze Yılmaz dosyası, kadınlara yönelik şiddetten kaçan mültecilerin uluslararası koruma mekanizmalarına erişimi konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Destekçileri; kadın örgütlerini, insan hakları kuruluşlarını ve hukuk çevrelerini dosyayı yakından izlemeye çağırırken, İsviçre makamlarından sınır dışı işlemlerinin durdurulmasını ve Gamze Yılmaz’ın güvenliğinin öncelikli olarak değerlendirilmesini talep ediyor.
Yaşam hakkı tehdidi altında olduğunu belirten bir kadının korunması yerine özgürlüğünden mahrum bırakılması, Avrupa’nın iltica sistemi ve insan hakları yükümlülükleri açısından da yanıt bekleyen önemli soruları gündeme taşıyor.



