SVP’nin “10-Milyon İsviçre” girişimini değerlendiren Yeşiller Partisi eski genel başkanı, eski federal milletvekili ve Zürih Şehir Konseyi üyesi Balthasar Glättli, İsviçre’de göç meselesinin uzun yıllardır sağ popülist siyaset tarafından bilinçli şekilde araçsallaştırıldığını söyledi. Glättli’ye göre bugün yürütülen tartışmanın merkezinde göçü azaltma hedefinden çok, göçmenlerin sahip olduğu hakların sınırlandırılması ve toplumdaki konumlarının zayıflatılması yer alıyor.
“10-Milyon İsviçre girişimi gerçek bir sürdürülebilirlik tartışması değil” diyen Balthasar Glättli, SVP’nin girişimini tarihsel bir popülizm hattının devamı olarak değerlendirdi.
Balthasar Glättli, gazeteci Mehmet Murat Yıldırım’a verdiği röportajda İsviçre’de tartışılan “10-Milyon İsviçre” girişimini değerlendirdi.
Yeşiller Partisi’nin eski genel başkanı ve İsviçre Ulusal Parlamentosu eski üyesi Glättli, yaptığı açıklamalarda girişimin “sürdürülebilirlik ve yaşam kalitesi tartışması” olmadığını belirtti. Glättli ayrıca kısa süre önce federal parlamentodaki görevinden ayrıldığını ve Zürih Şehir Konseyi’nde görev yapacağını da ifade etti.
“10-Milyon İsviçre girişimi gerçek bir sürdürülebilirlik tartışması değil”
Balthasar Glättli şöyle belirtti:
“SVP’nin 10-Milyon İsviçre girişimi, sürdürülebilirlik ve yaşam kalitesi üzerine ciddi bir tartışma değildir. Bu açıktır, çünkü SVP sürdürülebilirliği güçlendirmek, yayılmayı sınırlamak ya da uygun fiyatlı konut yaratmak gibi tüm diğer tartışmalarda hiçbir zaman çözümün parçası değil, her zaman sağ-burjuva probleminin bir parçasıdır.
Bu girişim, İsviçre’de SVP’den çok önce de kök salmış olan çok eski sağ popülizm geleneğinin güncel bir örneğidir. SVP’nin sınır dışı etme girişimi ve kitlesel göç girişiminden önceki en bilinen örnekler, 1960’lar ve 1970’lerdeki sözde “aşırı yabancılaşma” girişimleridir. Schwarzenbach girişimi 7 Haziran 1970’te seçmenlerin %54’ü (o dönemde sadece erkekler) tarafından reddedildi.
Daha 20. yüzyılın başlarında “aşırı yabancılaşma” kavramı ortaya atılmış ve 1914’e kadar liberal olan İsviçre göç politikası sonraki on yıllarda büyük ölçüde sertleştirilmiştir.
İsviçreli yazar Max Frisch bunu 1965’te çok alıntılanan bir pasajda şöyle özetlemiştir: ‘Küçük bir efendi halk kendini tehlikede görüyor. İş gücü çağırıldı ve insanlar geliyor.’ Ne yazık ki bugün hâlâ güncelliğini koruyan bu cümle, meselenin özünü de ortaya koymaktadır: Sağ için mesele daha az göç değil, göçmenlerin daha az hakka sahip olmasıdır.”
“Göç analizleri yanlış ve aşırı genelleştiriliyor”
Balthasar Glättli şöyle söyledi:
“SVP’nin analizi sadece aşırı derecede genelleştirilmiş değil, aynı zamanda düpedüz yanlıştır. Birçok araştırma, göçmenlerin çoğu zaman sorunlardan daha fazla kamu yararına katkı sağladığını göstermektedir.
Kira patlaması sorunu, aslında konut eksikliğinden kaynaklanmıyor: bugün boş konut oranı, serbest dolaşım uygulamasından önceki 1990’lardan daha yüksektir. Kiralar ise mevcut kira hukukunun uygulanmaması nedeniyle artmaktadır. Bu yasa teorik olarak aşırı kiraları yasaklamaktadır. Ne yazık ki parlamentodaki sağ-burjuva çoğunluk, burada etkili denetimlerin getirilmesine yönelik her girişimi reddetmektedir. SVP özellikle her zaman emlak lobisinin yanında, kiracıların yanında değildir.”
“Göçmen emeği olmadan sistem çalışmaz”
Balthasar Glättli şu ifadeleri kullandı:
“Bu, iş gücünü gerekli görüp, etkilenen insanlara temel haklar, güvenli oturum statüsü ve aile birleşimi hakkı tanımamayı amaçlayan sahte bir günah keçisi politikasının bir ifadesidir.
Somut olarak 10-Milyon İsviçre girişimi, en fazla bir yıllık oturum iznine sahip kişilerin 10 milyon sınırına dahil edilmemesini istemektedir. Bu, İsviçre’deki mevsimlik işçi statüsünün karanlık dönemlerini ciddi biçimde hatırlatmaktadır.”
“İsviçre’nin Avrupa ile ilişkileri zarar görebilir”
Balthasar Glättli şöyle belirtti:
“Rusya, Çin ve ABD’de otoriter başkanlar ve hükümetlerin bulunduğu bir dönemde İsviçre’nin komşularıyla ve Avrupa Birliği ile olan iyi ilişkilerini derinleştirmesi ve bunları daha istikrarlı bir temele oturtması daha da önemlidir; bu da Bilateraller III ile planlanmaktadır.
Kaos girişimi kabul edilirse bunun tam tersi olur. AB ile ilişkiler bozulur. Bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve en önemlisi insani olumsuz sonuçlar doğurur: hem İsviçre’de yaşayan bizler için hem de Avrupa’daki tüm İsviçreliler için.”
“İsviçre üçte iki demokrasidir”
Balthasar Glättli şöyle belirtti:
“Yeşiller olarak biz, demokrasinin kalitesinin, karardan etkilenen insanları karara katılan insanlara dönüştürme kapasitesiyle ölçüldüğüne inanıyoruz. Buna bağlı olarak ne yazık ki şunu tespit etmek zorundayız: İsviçre demokrasisi açıkça yalnızca üçte iki demokrasidir, çünkü burada yaşayan ve İsviçre pasaportu olmayan insanların oy hakkı yoktur.
Yeşiller olarak biz düzenli şekilde yabancıların oy hakkı için mücadele ediyoruz ve ayrıca keyfiliği ortadan kaldıran adil ve uygun maliyetli vatandaşlığa geçiş süreçleri için başlatılan Demokrasi Girişimi’ni de başından itibaren destekledik.”
Balthasar Glättli, gazeteci Mehmet Murat Yıldırım’a verdiği röportajda SVP’nin “10-Milyon İsviçre” girişimini yalnızca bir göç politikası tartışması değil, tarihsel kökleri olan sağ popülizmin güncel bir devamı olarak değerlendirdi. Glättli’ye göre göç değil, göçmenlerin hakları tartışmanın gerçek merkezini oluşturuyor.



