Beritan ASLAN’ın Haberi
Bir anne ve küçük kızı, Hırvatistan’da zorla alıkonulma, aç bırakılma, çıplak arama ve insanlık dışı koşullara maruz kaldıklarını anlatıyor. Tanıklık, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Hırvatistan hakkında verdiği ihlal kararlarıyla birebir örtüşüyor.
Avrupa Birliği’nin dış sınırında yer alan Hırvatistan, uzun süredir göçmenlere yönelik hak ihlalleriyle gündeme geliyor. Ancak sahadan gelen tanıklıklar, bu ihlallerin hâlâ sürdüğünü ve özellikle çocukları hedef aldığını gösteriyor. Bu haber, bir annenin ve küçük kızının yaşadıklarını, AİHM’nin Hırvatistan hakkında verdiği kararlarla birlikte ortaya koyuyor.

Tanıklık: “Kızım boğulduğunu hissetti, çok ağladı”
Bahar ayında küçük kızıyla birlikte yola çıkan anne, Hırvatistan’da yakalandıkları anı şöyle anlatıyor:
“Bizi durdurduklarında kızımın boynundaki küçük çantayı zorla çıkardılar. Kızım boğulduğunu hissettiğini söyledi, çok korktu, ağladı. Elindeki oyuncağını da aldılar. O bir oyuncaktı, silah değildi. Buna rağmen zorla aldılar.”
Anne ve kızı, iki gün boyunca aç ve susuz bırakıldıklarını, yer tuvaleti bulunan bir nezarethanede, tanımadıkları iki yabancı erkekle birlikte tutulduklarını söylüyor:
“Kızım korkudan uyuyamadı. Çiş kokulu, kirli battaniyelerin üzerinde yattık. O sırada regl olmuştum, karnım çok ağrıyordu. Ağrı kesici içebilmek için su istedim ama saatlerce vermediler.”
Vardiya değiştiğinde ise durum daha da ağırlaşıyor:
“Ağlamam onları rahatsız etmiş olmalı ki, daha önce kullanılmış kirli bir şişede çamurlu su verdiler. Daha sonra çıplak aramaya maruz kaldım, hakaret edildim.”
Anne, açlıktan bayılmamaları için getirilen yemekte domuz eti olduğunu, Müslüman olduklarını bilmelerine rağmen bunun dayatıldığını söylüyor:
“Kabul etmedik. Sonra cüzdanımı karıştırıp paramı alarak bize börek aldılar.”
Serbest bırakıldıklarında kızını alıp korku içinde ülkeden kaçtığını anlatıyor:
“Biz kimseye zarar vermedik. Suçlu değildik. Ama bir suçlu gibi muamele gördük.”
Deport: “Bunu bildiğiniz halde neden bizi gönderiyorsunuz?”
Anne, daha sonra İsviçre’ye sığınma başvurusu yaptığını ancak dosyasının açılmadığını söylüyor. Dört ay sonra sabah saat 05.00’te, yaklaşık 30 polis tarafından küçük kızıyla birlikte zorla deport edildiklerini anlatıyor:
“Uçakta İsviçre polisi bana ‘paranı sakla, yoksa Hırvat polisi senden alır’ dedi. Bunu bildikleri halde neden bizi gönderiyorsunuz diye sordum. Sustular.”
Kamp Gerçeği: Böcekler, çöpler, okulsuz çocuklar
Hırvatistan’a geri gönderildiklerinde kalacak yerleri olmadığı için kampa gitmek zorunda kaldıklarını anlatan anne, gördüklerini şöyle aktarıyor:
“Odalar böcek doluydu, herkes kaşınıyordu. İlaçlama yoktu. Tanıştığım kadınlar Almanya, İsviçre ve Avusturya’dan deport edilmişti. Çocuklarının iki yıldır okula gidemediğini söylediler. Bahçeye çıktım, çöp kokusundan nefes alamadım. Üç gün dayanabildim, sonra kaçtım.”
AİHM: Hırvatistan’da sistematik ihlaller var
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Hırvatistan hakkında verdiği birçok kararda, göçmenlere yönelik muamelenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesini ihlal ettiğini tespit etti.
Mahkeme, göçmenlerin sınırda hukuka aykırı biçimde alıkonulması, zorla geri itilmesi (pushback), yeterli gıda, su ve barınma sağlanmaması ve çocuklu ailelerin kamplarda tutulmasını insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele olarak nitelendirdi.
AİHM ayrıca, çocukların uzun süre kamplarda tutulmasının çocuğun üstün yararı ilkesine açıkça aykırı olduğunu, hukuki yardım ve etkili başvuru hakkına erişimin engellendiğini ve bu uygulamaların sistematik hale geldiğini vurguladı.
İnsan hakları örgütlerine göre, mahkeme kararlarına rağmen uygulamalar değişmedi; tanıklıklar ve görüntüler ihlallerin hâlâ sürdüğünü gösteriyor.



