İsviçre Federal Parlamentosu üyesi Sibel Arslan, Blick gazetesine verdiği röportajda, kadın sığınma evlerinin finansmanında kantonlar arası eşitsizliklerin giderilmesi gerektiğini vurguladı. Arslan, “Bir kadının yaşadığı kanton, onun şiddetten korunup korunamayacağını belirlememeli” dedi.
İsviçre’de bu yıl 25 kadın ve kız çocuğu öldürüldü. Vakaların çoğunda failler, kadınların eşi, partneri ya da eski partneri. Kadınlara yönelik şiddetteki bu artış, ülke genelinde koruma mekanizmalarının yetersizliğini bir kez daha gündeme getirdi.
Yeşiller Partisi’nden Federal Parlamento üyesi Sibel Arslan, Blick gazetesine verdiği röportajda, kadın sığınma evlerinin eşit erişilebilirliğini güvence altına almak için ulusal bir finansman fonu kurulması gerektiğini söyledi. Arslan, “Kadınların şiddetten korunması, hangi kantonda yaşadığına bağlı olmamalı. Sığınma ve destek hizmetlerine her yerde eşit erişim sağlanmalı” dedi.
İstanbul Sözleşmesi Ağı’nın yayımladığı son rapora göre, İsviçre’de kadın sığınma evleri sayıca yetersiz ve mevcut olanlar da kantonlar arasında ciddi farklılıklar gösteriyor. Bazı bölgelerde kadınlar yer bulamadıkları için otellerde geçici olarak kalmak zorunda kalıyor.
Arslan, bu durumun kabul edilemez olduğunu belirterek federal hükümeti daha fazla sorumluluk almaya çağırdı:
“İsviçre’nin bir ulusal eylem planı var, ancak bu plan bağlayıcı bir çerçeveye ve net mali düzenlemelere sahip değil. Federal hükümet, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasında daha güçlü bir rol üstlenmeli.”
Yeşiller Partisi, bu kapsamda kadın sığınma evlerinin yapısal güvenliğini garanti altına alacak ulusal bir fonun kurulması ve kantonlar arası eşitsizliklerin giderilmesi için öneri sunmaya hazırlanıyor.



