Bugün Bern’de yaklaşık 1.000 inşaat işçisi, Unia ve Syna önderliğinde, çerçeve toplu sözleşme Landesmantelvertrag (LMV) müzakerelerinde tıkanma yaşanmasına tepki olarak eylem düzenledi. Şantiye duruşları ve kent merkezi yürüyüşüyle “Biz olmadan inşa durur” mesajı verildi
Bern’de Şantiyeler Durdu
Bern’in merkezinde, Waisenhausplatz meydanında toplanan yaklaşık bin inşaat işçisi öğle saatlerinde kent merkezine yürüyüş düzenledi. Eylem, yalnızca sembolik bir gösteri değil; kentin büyük şantiyelerinde işlerin tamamen durmasına yol açtı. Protesto sırasında Bahnhof Bern dönüşüm şantiyesi ile Polizeizentrum Niederwangen inşaatında çalışmalar askıya alındı. İşçiler, “Biz olmazsak hiçbir çivi çakılmaz” sloganıyla yürüyerek taleplerini görünür kıldı.

Bu eylem, inşaat sektöründe büyüyen öfkenin yeni bir halkası. Geçtiğimiz haftalarda Tessin’de başlayan iş bırakmaların ardından protesto dalgası ülkenin merkezine ulaştı. Unia yetkilileri, “İsviçre’nin her kantonunda işçiler ayağa kalkıyor, çünkü LMV adil değil” açıklamasını yaptı.
Tıkanan Sözleşme Masası
İsviçre inşaat sektörünün temel çerçeve sözleşmesi LMV bu yıl sonunda sona erecek. Yaz boyunca yapılan beş müzakere turuna rağmen işçi ve işveren tarafları arasında hiçbir ilerleme sağlanamadı. Sendikalara göre işveren örgütü Schweizerischer Baumeisterverband (SBV), mevcut hakları daraltan ve işçilerin aleyhine düzenlemeler içeren öneriler sunuyor. Bu nedenle işçiler “yıl sonuna kadar anlaşma çıkmazsa 2026’dan itibaren sözleşmesiz dönem başlar” uyarısını sık sık yineliyor.
“Yolda Geçen Zaman da Emektir”
Eylemde konuşan işçiler, her sabah erken saatlerde yola çıkıp saatler sonra şantiyeye vardıklarını, ancak bu yol süresinin ücretli sayılmadığını dile getirdi. “Yolda da çalışıyoruz aslında, ama kimse bunu görmek istemiyor,” diyor 42 yaşındaki bir şantiye ustası. İnşaat işçileri, bu sürenin iş günü hesabına dahil edilmesini, aşırı uzun iş günlerinin kısaltılmasını ve aile yaşamına zaman bırakacak düzenlemeler yapılmasını istiyor.
Ayrıca sektörde hâlâ ücretli sayılmayan sabah arası “Znüni” molasının da hak olarak tanınması talep ediliyor. İşçiler, diğer sektörlerde standart olan bu uygulamanın kendilerinden esirgendiğini belirtiyor. Artan yaşam maliyetleri karşısında ücretlerin yetersiz kaldığını ve alım gücünün korunması için zam gerektiğini de vurguluyorlar.
İşveren Cephesinden Tepki
SBV ise açıklamasında, yeni sözleşmenin “esnek” ama “rekabetçi” bir yapıya kavuşması gerektiğini savunuyor. Ancak sendikalara göre bu “esneklik” kavramı, işçilere daha fazla yük, daha uzun saatler ve daha az güvence anlamına geliyor. Sendikaların açıkladığına göre işveren tarafı haftalık 50 saate kadar çalışma, Cumartesi’nin normal iş günü sayılması, yeni çalışanlara daha düşük ücret ve yaşlı işçiler için kolay fesih koşulları talep ediyor.
Unia, bu teklifleri “hak gasbı” olarak nitelendiriyor: “İnşaatı ayakta tutan işçilerden değil, beton duvarlardan tasarruf edin.”
İsviçre Genelinde Dalga Dalga
Bern’deki eylem, ülkedeki inşaat işçilerinin direniş zincirinin bir parçası. İlk büyük protesto 20 Ekim’de Ticino’da düzenlenmiş, yaklaşık 2.500 işçi çalışmayı durdurmuştu. Şimdi ise Romandie, Nordwestschweiz ve Zürih kantonlarında yeni gösteriler planlanıyor. Sendikalar, işçilerin sabrının tükendiğini, anlaşma sağlanamazsa kıştan önce ulusal çapta bir grev olasılığının masada olduğunu belirtiyor.

“Biz Olmadan Şantiye Durur”
Bugün Bern sokaklarında yankılanan slogan, yalnızca bir öfke ifadesi değil; aynı zamanda bir kimlik beyanıydı. İnşaat işçileri, ülkenin şehirlerini, yollarını, hastanelerini kuran ellerin hak ettiği değeri görmediğini söylüyor. Bir işçinin pankartında şu cümle yazıyordu: “Betonu biz döküyoruz, sözleşmeyi de biz yazacağız.”
Bern’deki eylem, bu kararlılığın en görünür haliydi. Artık herkes biliyor: Şantiyede sadece beton değil, adalet de karılıyor.
Gaste Avrupa



