İsviçre’de konut arzındaki daralma yeniden gündemde. İnşaat başvurularındaki düşüş ve artan kiralar, hem kiracıların hem de ev sahibi olmak isteyenlerin yükünü ağırlaştırıyor.
Umutlar yeniden ertelendi
Geçtiğimiz yıl yeni konut başvurularında görülen artış, piyasada kısa süreli bir toparlanma umudu yaratmıştı. Ancak Raiffeisen Bankası Başekonomisti Fredy Hasenmaile’ye göre bu eğilim hızla tersine döndü. “İnşaat bir süre hızlanır gibi oldu, şimdi yeniden durma noktasına geldi” diyor.
Bölgesel farklılıklar
Aargauer Zeitung’un aktardığı verilere göre 2024’te kaydedilen artışın ardından, 2025’te başvurular yeniden keskin biçimde düştü. Talep yüksek kalsa da inşaat sektörü buna yanıt veremiyor. Cenevre’deki büyük projeler istatistikleri kısmen yukarı çekse de ülke genelinde benzer bir tablo söz konusu değil.
Kiralar ve fiyatlar tırmanıyor
UBS’e göre, İsviçre’de kiraların 2026 sonuna kadar yüzde 4 artması bekleniyor. Satın alma fiyatlarında da uzun vadeli yükseliş dikkat çekiyor:
Son 5 yılda yüzde 22
Son 15 yılda yüzde 68
Son 25 yılda yüzde 133
Aynı dönemde maaşlar yalnızca yüzde 30 artış gösterdi. Bu fark, birçok hane için konut erişimini giderek zorlaştırıyor.
Öncelikler ve düzenlemeler
Uzmanlara göre inşaatın yavaşlamasında çeşitli düzenleyici öncelikler etkili. Gürültü koruması, tarihi yapılar ve peyzaj düzenlemeleri çoğu zaman konut ihtiyacının önüne geçiyor. Hasenmaile, “Genel anlamda yeterli konut arzı artık korunmuyor” değerlendirmesini yapıyor.
Yeni düzenlemeler ise uzun zaman alıyor. Örneğin gürültüyle ilgili yeni yasa, 10 yıllık hazırlık sürecinin ardından 2026’da yürürlüğe girecek.
Küresel bir eğilim
Sorun yalnızca İsviçre’ye özgü değil. Bank for International Settlements verilerine göre, son 15 yılda konut fiyatları dünya genelinde ortalama yüzde 33 arttı. İsviçre, ABD ve Yeni Zelanda yüzde 60’a yaklaşan artışlarla üst sıralarda yer alıyor.
Avusturya: yüzde 37
Lüksemburg: yüzde 48
Kanada: yüzde 54
Türkiye, Şili ve İzlanda: reel fiyatlar iki katına çıktı.
Arazi ve çıkar çatışmaları
Harvard Profesörü Edward Glaeser’in araştırmaları, pahalı bölgelerde mevcut ev sahiplerinin yeni projeleri sınırlama konusunda giderek daha etkili olduğunu gösteriyor. OECD de Hollanda örneğini işaret ederek, aşırı regülasyon ve arsa spekülasyonlarının inşaatı kısıtladığını belirtiyor.



