Slovenya hükümeti İsrail’le siyasi ve ekonomik ilişkileri yeniden hızlandırırken, İsrail’in ülkedeki ilk yerleşik büyükelçiliği 9 Eylül’de Ljubljana’da açıldı. Açılışa İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar da katıldı. Aynı saatlerde binlerce kişi “Soykırım elçiliğine hayır” çağrısıyla sokaklara çıktı; diplomatik ve ekonomik ilişkilerin kesilmesini, İsrail’e yaptırım uygulanmasını ve askeri işbirliğinin sonlandırılmasını istedi. Organizatörler katılımı yaklaşık 5 bin olarak açıkladı.
Slovenya’nın başkenti Ljubljana, 9 Eylül akşamı Filistin’le dayanışma için kitlesel bir gösteriye sahne oldu.
İsrail’in Slovenya’daki ilk yerleşik büyükelçiliğinin açılmasına karşı düzenlenen eylem, yeni elçilik binasının yakınındaki Dimičeva Caddesi’nde başladı. Ardından binlerce kişi kent merkezine ve İsrail heyeti için resmi resepsiyonun düzenlendiği Grand Plaza oteline doğru yürüdü. N1 Slovenya eyleme “birkaç bin” kişinin katıldığını bildirirken, organizatörler sayının yaklaşık 5 bin olduğunu açıkladı.
Eylemi Filistin Halkının Hakları Hareketi (Gibanje za pravice Palestincev) ile öğrenci örgütü Društvo Iskra örgütledi.
Gösterinin adı başlı başına siyasi tavrı ortaya koyuyordu:
“Ne genocidnemu veleposlaništvu” — “Soykırım elçiliğine hayır.”
Gaste Avrupa’ya ulaşan görüntülerde yüzlerce kişinin demiryolu hattı ve köprü çevresinde yürüdüğü, Filistin bayraklarının taşındığı ve büyük bir pankartta şu ifadenin yer aldığı görülüyor:
“Soykırımcı İsrail’le işbirliğine son. Bizim adımıza değil.”
Kırmızı meşalelerin yakıldığı yürüyüşte “Özgür Filistin”, “İsrail bombalıyor, NATO finanse ediyor” sloganları da yükseldi. Yerel basın, eylemin büyük bölümünün kitlesel bir yürüyüş şeklinde gerçekleştiğini aktardı.
İsrail’in ilk yerleşik büyükelçiliği açıldı
Protestonun gerçekleştiği saatlerden önce İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar Ljubljana’daydı.
Sa’ar ve Slovenya Dışişleri Bakanı Tone Kajzer, İsrail’in ülkedeki ilk yerleşik büyükelçiliğinin açılışına katıldı. İki hükümet ayrıca eğitim, bilim, kültür, gençlik ve spor alanlarını kapsayan 2026–2030 işbirliği programını imzaladı.
Slovenya Dışişleri Bakanlığı açılışı, iki ülke ilişkilerinin “daha yüksek vitese geçirilmesi” olarak tanımladı ve daimi diplomatik temsilin siyasi, ekonomik, bilimsel, teknolojik ve kültürel ilişkileri yoğunlaştıracağını açıkça belirtti.
İsrail açısından da açılış yalnız konsolosluk hizmetleri sağlayacak yeni bir bina anlamına gelmiyor.
Sa’ar, büyükelçiliği İsrail’in Slovenya’yla ilişkilerine verdiği önemin göstergesi olarak tanımladı. Beraberindeki İsrailli iş insanlarından oluşan heyet de Ljubljana’da düzenlenen ekonomik foruma katıldı.
Tam da bu nedenle sokaktaki itiraz, bir bayrak veya diplomatik tabela tartışmasının çok ötesindeydi.
Protestocular, İsrail’in Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki politikaları sürerken Ljubljana’nın ekonomik, siyasi ve teknolojik ilişkileri derinleştirmesine karşı çıktı.
“Elçilik sembolik değil, işbirliğinin altyapısı”
Gösterinin çağrıcısı Iskra da eylem öncesindeki açıklamasında aynı noktaya vurgu yaptı.
Örgüt, büyükelçiliğin açılmasını yalnız diplomatik bir sembol olarak değil, İsrail’le ekonomik, siyasi, kültürel ve eğitim alanlarındaki kurumsal işbirliğinin genişletilmesi olarak değerlendiriyor.
Eylemcilerin talepleri arasında İsrail büyükelçiliğinin kapatılması, ticari ve ekonomik ilişkilerin kesilmesi, etkili yaptırımlar uygulanması ve silah ile askeri teknoloji alanındaki bağlantıların sonlandırılması bulunuyor. Iskra ayrıca Slovenya’nın NATO’dan çıkmasını da talep ediyor.
Büyükelçilik açılmadan önce hükümete gönderilen ortak çağrıyı 41 örgüt ve 310 kişi imzalamıştı.
Dolayısıyla 9 Eylül’deki eylem, birkaç saat içinde ortaya çıkmış spontane bir protesto değil; Slovenya hükümetinin İsrail politikasındaki keskin dönüşe karşı gelişen daha geniş bir siyasi itirazın parçası.
Bir yıl önce silah ambargosu vardı, bugün “ilişkiler daha yüksek viteste”
Bugünkü çatışmanın anlaşılması için Slovenya’nın yalnızca birkaç yıl içindeki dış politika değişimine bakmak gerekiyor.
Slovenya Parlamentosu 4 Haziran 2024’te Filistin devletini tanıdı. Karar 52 milletvekilinin desteğiyle, karşı oy olmadan kabul edildi.
Robert Golob hükümeti daha sonra İsrail’e karşı Avrupa’daki en ileri ulusal tedbirlerden bazılarını aldı.
Temmuz 2025’te Slovenya, İsrail’e ve İsrail’den silah ve askeri teçhizat ithalatı, ihracatı ve transit geçişini yasaklayan ilk Avrupa ülkesi olduğunu açıkladı. Ağustos ayında ise işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasakladı.
Golob hükümeti ayrıca İsrailli aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich’e yönelik kısıtlayıcı önlemler başlatmıştı.
2026’da Janez Janša’nın merkez sağ hükümetinin göreve gelmesiyle politika tersine çevrildi. Reuters ve Associated Press, yeni hükümetin İsrail’le ilişkileri yeniden yakınlaştırdığını ve önceki dönemin bazı yaptırım ve kısıtlamalarını geri aldığını bildiriyor.
9 Eylül’de açılan büyükelçilik bu yön değişikliğinin en görünür sembolüne dönüştü.
Bir önceki hükümet İsrail’le askeri ve ekonomik ilişkileri sınırlamaya çalışırken, yeni hükümet artık açıkça “siyasi ve ekonomik işbirliğinde yeni ivmeden” söz ediyor.
İsrail uluslararası baskı altındayken Ljubljana ilişkileri genişletiyor
Zamanlama da dikkat çekici.
Büyükelçiliğin açılmasından yalnız bir gün önce İngiltere, Fransa, Kanada ve başka ülkeler İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimlerine karşı yeni ticari tedbirler açıkladı.
Yani bazı Avrupa devletleri İsrail’in yerleşim politikalarına karşı ekonomik baskıyı artırırken, Slovenya’daki yeni hükümet tam ters yönde ilerleyerek İsrail’le ilişkileri kurumsallaştırıyor.
Sokaktaki öfkenin temelinde de bu siyasi tercih var.
Protestocular açısından soru şu:
Gazze’de kitlesel sivil ölümleri ve işgal altındaki Batı Şeria’da yerleşimlerin genişlemesi sürerken, Slovenya neden İsrail’le ekonomik ve siyasi ilişkilerini derinleştiriyor?
Bu nedenle eylemin ana sloganlarından biri yalnız “Filistin’e özgürlük” değildi.
“Bizim adımıza değil.”
Bu slogan, Slovenya hükümetinin dış politikasını toplumun tamamının rızasıymış gibi sunmasına doğrudan bir itiraz taşıyor.
Kamuoyu da yakınlaşmaya mesafeli
Hükümetin İsrail politikasının toplumda geniş bir destek gördüğünü söylemek de zor.
Al Jazeera’nın aktardığı, Delo tarafından haziran ayında yapılan bir ankette Slovenyalıların yüzde 56’sı İsrail’le ilişkilerin yakınlaştırılmasına karşı olduğunu söylerken yalnız yüzde 14’ü bu yöndeki politikayı destekledi.
Dolayısıyla 9 Eylül’deki binlerce kişilik yürüyüş, kamuoyundaki daha geniş rahatsızlığın sokaktaki ifadesi olarak da okunabilir.
Gösteriye eski Slovenya Cumhurbaşkanı Milan Kučan’ın yanı sıra bazı siyasetçiler, sanatçılar ve toplumsal hareket temsilcileri de katıldı.
Ancak eylemin siyasal ağırlığını yalnız tanınmış isimlerin katılımında aramak yanlış olur.
Asıl önemli olan, yoğun yağmura rağmen binlerce kişinin elçilik binasının önünden İsrail delegasyonunun bulunduğu otele doğru yürüyerek hükümetin dış politika tercihine doğrudan müdahale etmesiydi.
Elçilik açıldı, sokak “normalleşmeyi” kabul etmedi
Bir devletin başka bir devletle büyükelçilik açması normal koşullarda rutin diplomatik haber olarak görülebilir.
Fakat Ljubljana’da yaşanan tam olarak bu değildi.
Bir yanda İsrail ve Slovenya dışişleri bakanları “yeni dönem”, yatırımlar, ekonomik işbirliği, bilim ve teknoloji konuşuyordu.
Diğer yanda binlerce kişi birkaç yüz metre ötede:
“Bu işbirliğini istemiyoruz.”
diyordu.
Çatışma bu nedenle yalnız Filistin politikasına dair değil; dış politikada kimin çıkarlarının ve kimin sesinin belirleyici olacağına dair.
Hükümet İsrail sermayesiyle, şirketleriyle ve diplomatik kurumlarıyla daha yoğun ilişki kurmayı “normalleşme” olarak tarif ediyor.
Sokaktaki hareket ise tam tersini söylüyor:
Sürmekte olan işgal ve Filistinlilere yönelik ağır hak ihlalleri karşısında ilişkileri genişletmek normalleşme değil, siyasi sorumluluk almaktır.
9 Eylül gecesi büyükelçiliğin kapıları açıldı.
Ama aynı anda Ljubljana’nın sokaklarında çok daha büyük bir başka görüntü ortaya çıktı:
Filistin bayrakları, meşaleler ve binlerce insan.
Hükümet “ilişkileri daha yüksek vitese” geçirirken sokaktan gelen cevap açıktı:
İsrail’le işbirliği bizim adımıza değil. Filistin’le dayanışma sokakta devam ediyor.



