Mehmet Murat Yıldırım, İSVİÇRE, (BERN), (GA)
Orient Express Film Festivali ve Kültür Haftaları (OEFF), bu yıl altıncı kez Bern, Zürih ve Basel’de gerçekleştirildi. 12 gün süren festival boyunca binlerce kişi film gösterimleri, söyleşiler ve kültürel etkinliklerde bir araya geldi. Göç, aidiyet, savaş, diaspora ve kültürel çoğulluk temaları festivalin temel tartışma başlıkları oldu.
İsviçre’de göç, kültürel çoğulluk ve birlikte yaşam ekseninde alternatif bir sinema ve kültür alanı oluşturmayı hedefleyen Orient Express Film Festivali ve Kültür Haftaları (OEFF), bu yıl altıncı kez izleyiciyle buluştu.
13-24 Mayıs tarihleri arasında Bern, Zürih ve Basel’de düzenlenen festival, film gösterimleri, söyleşiler, konserler, çocuk atölyeleri ve kültürel etkinliklerle birlikte “Birlikte Yaşamak” temasını tartışmaya açtı. Direktörlüğünü Aydın Sevinç ve Tahmina Taghiyeva yaptığı festival boyunca yüzlerce izleyici salonlarda buluşurken, film gösterimlerinin ardından gerçekleştirilen söyleşilerde savaş, göç, sürgün, hafıza ve aidiyet başlıkları öne çıktı.
Festivalin açılışı Bern’de gerçekleştirildi. Açılış gecesinde Kardeş Türküler’in 30 yıllık müzikal ve toplumsal hafızasını anlatan “30 Yıl Kardeş Türkülerle” belgeseli gösterildi. Gösterimin ardından filmin yönetmenlerinden Ayşe Çetinbaş izleyicilerle bir araya geldi.

Gösterim sonrası gerçekleştirilen söyleşide konuşan Ayşe Çetinbaş, filmin yalnızca Kardeş Türküler’in hikâyesini değil, son yıllarda Türkiye’de yaşanan toplumsal ve politik kırılmaları da anlattığını söyledi. Belgeselin yapım sürecinin yaklaşık on yıla yayıldığını belirten Çetinbaş, kimi dönemlerde çalışmaya ara vermek zorunda kaldıklarını ifade etti. Yönetmen Çayan Demirel’in sağlık sorunlarının da süreci etkilediğini anlatan Çetinbaş, “Bu film aslında sadece Kardeş Türküler’in 30 yılı değil, bizim son on yılımızın da hikâyesi” dedi.
Festival boyunca özellikle “30 Yıl Kardeş Türkülerle” ile Özcan Alper’in “Erken Kış” filmleri yoğun ilgi gören yapımlar arasında yer aldı. “Erken Kış” gösteriminde Özcan Alper fiziksel olarak festivale katılamazken, izleyicilerin sorularını video aracılığıyla yanıtladı.
GÖSTERİM SONRASI TARTIŞMALAR ÖNE ÇIKTI

Festival kapsamında gösterilen filmler yalnızca sinema salonlarında kalmadı; her gösterim sonrası yapılan söyleşiler festivalin en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu.
İran’daki baskı rejimi, Filistin’de süren savaş, Afganistan’daki yıkım ve tüm orta doğudaki çatışmalı süreçler, diaspora deneyimi ve Avrupa’daki göçmen yaşamı festival boyunca yapılan tartışmaların temel başlıkları arasında yer aldı.
Mahdi Fleifel’in Filistinli mültecilerin yaşam mücadelesini anlatan “To a Land Unknown” filmi ile Roxana Samadi’nin İran diasporasını ve “Jin, Jiyan, Azadî” sonrası politik dönüşümü ele alan “Freiheit im Herzen” filmi festivalin öne çıkan yapımları arasında bulundu.
Festivalde ayrıca feminist, queer, anti-ırkçı ve antimilitarist perspektifleri öne çıkaran çok sayıda film gösterildi. Organizasyon ekibi, yalnızca slogan düzeyinde kalan anlatılar yerine; gündelik yaşamı, kırılmaları, hafızayı ve birlikte yaşam imkanlarını görünür kılan yapımlara ağırlık verdiklerini belirtti.
BERN, ZÜRİH VE BASEL’DE YOĞUN KATILIM
Festivalin Bern ayağı açılış programları ve söyleşilerle öne çıkarken, Zürih’te gerçekleştirilen gösterimlerde özellikle yönetmen buluşmaları ve izleyici tartışmaları dikkat çekti.

Basel programında ise film gösterimlerinin yanı sıra çocuk atölyeleri, kültürel buluşmalar ve konserler geniş katılım gördü. Festival kapsamında düzenlenen “Elektro Hafıza” konseri de öne çıkan etkinliklerden biri oldu.
Festival organizasyonu, özellikle çocuk etkinliklerinde hiyerarşik olmayan ve çocukların doğrudan özne olduğu katılımcı bir yaklaşım oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti.
“BİRLİKTE YAŞAMAK İÇİN ALANLAR OLUŞTURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Festival direktörlerinden Aydın Sevinç, OEFF’nin yalnızca bir film festivali değil; farklı toplulukların bir araya geldiği kültürel ve politik bir karşılaşma alanı olmayı sürdürdüğünü söyledi.
Festivalin altıncı yılında gösterilen ilginin kendileri açısından önemli olduğunu belirten Sevinç, önümüzdeki yıllarda da festivali büyüterek sürdürmek istediklerini ifade etti.
Sevinç, “Birlikte yaşam fikrini yalnızca teorik olarak değil, pratikte de kurabileceğimiz alanlar yaratmaya çalışıyoruz. Bu yıl gösterilen ilgi bizim için çok değerliydi. Önümüzdeki yıllarda da daha güçlü biçimde devam etmek istiyoruz” dedi.
2020 yılından bu yana düzenlenen OEFF, İsviçre’de yaşayan göçmen topluluklar ile İsviçreli izleyiciler arasında kültürel köprüler kurmayı hedefleyen bağımsız bir kültür organizasyonu olarak çalışmalarını sürdürüyor.




