Bangladeş’te Kurban Bayramı için kesime götürülen bir manda, Donald Trump’a benzediği için ölümden kurtuldu. Gerçek Trump, insanları sınır dışı ediyor, ülkelere ambargo koyuyor, savaşları büyütüyor, çocukların üzerine bombalar yağdıran düzenin dili oluyor. Sessizce ot yiyen bir manda ise kimseye zarar vermeden yaşamaya çalışıyor. Belki de bu yüzden insanlar ilk kez Trump’a benzeyen bir canlıyı sevdi.
Bir haber düştü önüme bugün.
Bangladeş’te albino bir manda, Kurban Bayramı için pazara çıkarılmış. Sonra birileri fark etmiş, hayvanın sarı kakülleri, yüz ifadesi, o tuhaf kabarık hali Donald Trump’a benziyor. Sosyal medyada yayılmış görüntüleri. İnsanlar akın akın görmeye gitmiş. Derken devlet devreye girmiş, kesimi durdurmuşlar. Şimdi Dakka’daki hayvanat bahçesinde yaşayacakmış.
Haberi okuyunca insanın içinden tek bir cümle geçiyor:
Trump sana kurban olsun canım benim.
Çünkü o manda, Trump’tan çok daha temiz.
Daha zararsız.
Daha vicdanlı.
Sessizce ot yiyen bir hayvan sonuçta. Kimseyi sınır dışı etmiyor. Kimsenin ülkesine ambargo koymuyor. Çocukların üzerine bomba yağdırmıyor. Yoksulları “yük” diye tarif etmiyor. İnsanları dinine, rengine, geldiği yere göre ayırmıyor.
Onun için tüm hayvanlar gibi o da yaşamalı bence.
İşin acı tarafı şu ama:
Bu dünyada bazen yaşamak için bile bir şeye benzemek gerekiyor. Güçlüye, meşhura, zalime… İnsan hayatının bu kadar ucuzladığı bir çağda, bir mandanın sırf Trump’a benzediği için kurtulması garip.
Çünkü aynı dünyada Gazze’de çocuklar öldürülüyor.
Aynı dünyada insanlar hâlâ kendi diliyle yaşamak istediği için düşman muamelesi görüyor. Köyler boşaltılıyor, gazeteciler tutuklanıyor, siyasetçiler zindanlarda çürütülüyor. Bir halkın acısı onlarca yıldır “güvenlik” kelimesinin altına gömülüyor.
Aynı dünyada Küba, ambargolarla nefessiz bırakılıyor. Bir halk açlıkla terbiye edilmeye çalışılıyor. Çünkü emperyalizm sadece işgal tankıyla gelmiyor, bazen market raflarını boş bırakarak, ilaçları ulaştırmayarak, insanları yavaş yavaş boğarak geliyor.
Trump dediğimiz şey biraz da bu zaten.
Sadece bir adam değil o.
Bir sistemin maskesi.
Paranın insan hayatından daha değerli olduğu, savaşın ticaret sayıldığı, göçmenin düşman ilan edildiği, yoksulun suçlu görüldüğü bir düzenin turuncu suratlı hali.
O yüzden haberi okurken garip bir şey hissettim.
İlk kez Trump’a benzeyen bir canlıya sempati duydum.
Çünkü gerçek Trump’ın aksine o manda kimseye zarar vermemişti.
Hatta keşke bütün hayvanlar Trump’a benzese diye düşündüm bir an. Belki mezbahalardan kurtulurlardı. Bunu et yiyen biri olarak söylüyorum. Çünkü insan bazen kendi çelişkisini de taşır içinde. Bir yandan sofraya oturur, bir yandan mezbahanın sesinden rahatsız olur.
Şimdi o manda hayvanat bahçesinde yaşayacakmış. İnsanlar gidip fotoğraf çekecek, gülecek, çocuklar saçlarına bakıp eğlenecek.
Ama ben haberi okuyunca sadece şunu düşündüm:
Trump sana kurban olsun.



