Almanya’da aşırı sağ görüşleri savunan bazı rapçilerin TikTok üzerinden yabancı düşmanı, antisemit ve kadın düşmanı içerikleri milyonlara ulaştırdığı ve bu içeriklerin platformda yayılmaya devam ettiği bildiriliyor. Bağımsız araştırma grupları, bu hesapların özellikle genç erkek kullanıcıları hedef aldığını ve onları giderek daha radikal ağlara yönlendirdiğini söylüyor.
Institute for Strategic Dialogue (ISD) gibi aşırı sağ izlemesi yapan kuruluşlar, TikTok’ta “vatansever rap”, “gerçek Alman rapi” gibi etiketlerle paylaşılan videolarda mültecilerin suçla özdeşleştirildiğini, Yahudilere yönelik komplo anlatılarının tekrarlandığını ve kadınlara yönelik şiddetin normalleştirildiğini tespit etti. Araştırmacılara göre bazı kliplerde Nazi dönemine göndermeler ve Hitler’i olumlayan ifadeler de yer alıyor.
Bu içerikler çoğu zaman mizah, “diss kültürü” ve “sistem bizi sansürlüyor” söylemiyle paketleniyor. Uzmanlara göre bu strateji, açık ırkçı anlatıları “sadece gerçekleri söylüyoruz” görüntüsüyle meşrulaştırıyor ve özellikle genç takipçilerde sempati yaratıyor. Araştırmacılar, “Bu gruplar kendilerini bir müzik altkültürü gibi sunuyor ama ürettikleri şey politik mesaj: göçmen karşıtlığı, antisemitizm ve kadın düşmanlığı” değerlendirmesini yapıyor.
Algoritmanın rolü
Bu hesapların erişimi sadece organik büyüme ile sınırlı değil. ISD’nin incelediği örneklerde, yeni açılmış bir TikTok hesabı birkaç benzer videoyu izledikten sonra kısa sürede çok daha sert, açık şekilde aşırı sağcı içeriklerin algoritma tarafından önerildiği görüldü. Bu durum, platformun etkileşimi önceleyen yapısının nefret söylemini de hızla dolaşıma sokabildiğini gösteriyor.
TikTok ise şirket olarak nefret söylemi, Nazi propagandası ve şiddet çağrılarını yasakladığını; bu tür içeriklerin kaldırıldığını savunuyor. Ancak araştırmacılar, açıkça aşırı sağ semboller kullanan bazı hesapların haftalarca yayında kalabildiğini, on binlerce ila milyonlarca izlenme toplayabildiğini, kapatılan hesapların da benzer adlarla geri döndüğünü aktarıyor. Bu tablo, platformun “kaldırıyoruz” söylemiyle fiili pratik arasında fark olduğuna işaret ediyor.
Sosyal medya çıkışı, Telegram’a geçiş
Araştırmaya göre bu rapçilerin amacı yalnızca TikTok’ta görünür olmak değil. Videolarda izleyiciler sık sık Telegram gibi daha kapalı kanallara yönlendirilerek, burada daha açık nefret, şiddet iması ve örgütlü propaganda ile karşılaşıyor. Bu kanallarda konser duyuruları, merchandise satışları ve bağış çağrıları da yapılıyor.
Bu gelir modeli önemseniyor çünkü nefret içeriği sadece ideolojik değil, aynı zamanda maddi olarak sürdürülebilir hale getiriliyor. Uzmanlar, “Bu sahne artık tek tek rapçilerden oluşan bir sorun değil; ekonomik olarak ayakta durmaya çalışan, kendini büyüten bir aşırı sağ ağdan söz ediyoruz” diyor.
Siyasi hedefi ne?
Uzmanlara göre bu içeriklerin temel hedefi, toplumsal hoşnutsuzluğu göçmenlere, Yahudilere ve kadınlara yönlendirmek. Ekonomik güvencesizlik, barınma krizi ve sosyal gerilimler konuşulurken, sorumluluğun şirketlere, devlete veya sermayeye değil; “yabancıya” ve “iç düşman” olarak tanımlanan gruplara yüklenmesi, aşırı sağın bilinen stratejisi olarak görülüyor.
Almanya’da uzun süredir tartışılan konu, bu söylemin çevrimiçi şiddet iklimini besleyip beslemediği. Göçmenlere yönelik saldırılar, kadınlara ve LGBTİ+ bireylere yönelik tehdit içeren mesajlar ve antisemit saldırı planları, güvenlik birimleri tarafından son yıllarda tekrar tekrar gündeme getirildi. Araştırmacılar, TikTok içeriklerinin bu iklimi “normalleştirme” işlevi gördüğünü savunuyor.
Devlet ve platformlar çözüm değil, sorunun parçası
TikTok ve benzeri platformlar, nefret içeriğini engelleyemedikleri için değil, engellemek istemedikleri için eleştiriliyor. Irkçı ve kadın düşmanı videolar izlenme getiriyor; izlenme reklam ve veri anlamına geliyor. Bu şirketler için nefret, para eden bir ürün.
Devlet kurumlarına gelince: Almanya’da yıllardır aşırı sağcı şiddet ağları polis ve istihbaratın gözü önünde büyüdü. Polis içinde ve ordu içinde aşırı sağ sempatizanları defalarca açığa çıktı. Buna rağmen baskı asıl olarak göçmen topluluklara ve antifaşist hareketlere yöneldi. Yani devlet, “aşırı sağ tehdidi” söylemini kullanıyor ama pratikte baskıyı çoğu zaman faşist şiddetin hedefi olan kesimlere çeviriyor.
Bu tabloda ne platformlar ne de devlet tarafsız bir denetleyici değil. İkisi de bu nefret ekosisteminin içinde: biri bundan ekonomik olarak besleniyor, diğeri bunu politik olarak kullanıyor.
Sonuç
Aşırı sağcı Alman rap sahnesi TikTok’u yalnızca müzik paylaşmak için değil, genç kitleyi sistemli biçimde ırkçılığa, antisemitizme ve kadın düşmanlığına çekmek için kullanıyor. Bu ağ, sosyal medya algoritmasının desteğiyle görünürlük kazanıyor; ardından Telegram gibi kanallarda daha açık nefret mesajlarına, sokakta eyleme ve finansal desteğe dönüştürülüyor.
Bu tablo, çevrimiçi “içerik” tartışmasının ötesinde, örgütlü bir siyasal çalışmayı işaret ediyor: toplumsal krizi göçmene ve başka hedef gruplara yıkan bir aşırı sağ mobilizasyon hattı.
GasteAvrupa



