Global Sumud Flotillası’nda yer alan 19 İsviçreli ülkesine geri dönerken Dış İşleri Bakanlığı (FDFA) masrafların faturasını aktivistlere keseceklerini duyurdu.
İsviçre vatandaşları da aralarında olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden yaklaşık 450 aktivistin bulunduğu Global Sumud Flotillası, Ekim 2025 başında İsrail donanması tarafından Akdeniz’de durdurularak aktivistler hukuksuz bir biçimde göz altında alınmıştı.
Aralarında eski Cenevre belediye başkanı Rémy Pagani’nin de bulunduğu İsviçreli aktivistler, gözaltı koşullarını “insanlık dışı” olarak nitelendirip kötü muamele iddialarında bulundu. Serbest bırakılarak İsviçre’ye dönen aktivistler, tutuldukları süre içinde sağlık ve insanî koşullar konusunda ciddi eksiklikler yaşadıklarını ifade ettiler; iddialar arasında zorla kelepçelenme, tecrit ve temel sağlık bakımına erişimde zorluklar yer aldı. Bu iddiaları aktaran aktivistler ve sivil toplum örgütleri, İsrail’in müdahalesini ve tutuklama sürecini uluslararası hukuka aykırı bulduklarını belirtiyor.
Sumud Filosundaki İsviçrelilerin bir bölümü kısa süre içinde sınır dışı edilip Türkiye veya Ürdün aktarmalı olarak geri gelirken, bir grup ilk etapta Ketziot cezaevlerinde tutulduktan sonra sınır dışı edildi.
İsviçre Devleti ve Dışişleri Bakanlığı (FDFA) tutumu
FDFA, İsrail makamlarının konsolosluk ziyaretini kesintiye uğrattığını ve erişimin kısıtlandığını belirterek diplomatik protesto yapacağını açıkladı; konsolosluk ekipleri tutuklulara erişim sağlamak için girişimlerde bulundu. Ayrıca FDFA, tutukluların sağlık durumunun takip edilmesi talebinde bulundu. Bu, resmi İsviçre hattı olarak ilan edildi.
Amman’daki İsviçre Büyükelçiliği, aktivistlerin karşılanması, konaklaması ve dönüş süreçlerini organize etti. Bakanlık ayrıca hem Tel Aviv hem de Bern üzerinden İsrail makamlarıyla temas kurdu. FDFA, sosyal medyada İsrail’e “orantılı davranma” çağrısı yaptı.
Ancak aktivistlerin ve organizasyonun açıklamalarına göre İsviçre hükümetinin desteği yetersiz bulundu; Waves of Freedom ve dönen aktivistler, FDFA’nın sahadaki rolünü eleştirdi.
Dışişleri Bakanlığı aktivistlere fatura kesecek mi?
İsviçre medyasında çıkan haberlere göre, aktivistlerin geri getirilmesi/yerine yerleştirme masraflarının bir kısmının aktivistlere fatura edilebilecek.
FDFA verilerine göre bu operasyon yaklaşık 600 çalışma saati gerektirdi. Bakanlık bunun da devlet bütçesi için ciddi bir yük anlamına geldiğini iddia ederek bu masrafların bir kısmının aktivistlerden tahsil edileceğini duyurdu. İsviçre yasalarına göre, devletin uyarılarına rağmen riskli bölgelere giden vatandaşlar doğacak sonuçlardan kendileri sorumlu.
Aktivistler tepkili
FDFA, 24 Eylül’de filo organizatörü Waves of Freedom’a yazılı uyarı göndermiş “Katılımcılar ciddi güvenlik riskleriyle karşılaşabilir. İsviçre’nin kriz anında yardım kapasitesi sınırlıdır.” uyarısında bulunmuştu.
Ancak aktivistler bu uyarıya kulak asmadı.
Waves of Freedom FDFA’nın aktivistlere fatura kesme kararını “onur kırıcı” olarak nitelendirirken, Rémy Pagani’nin avukatı, “Katılımcılar inançları uğruna hayatlarını riske attı” açıklamasını yaptı.



