Mediendienst Integration tarafından yayımlanan uzmanlık raporu ve Münih’te yürütülen alan araştırması, Almanya’da yaşayan Kürtlerin demografik yapısını ve maruz kaldıkları anti-Kürt ırkçılığını gözler önüne serdi. Araştırmaya katılan Kürtlerin yüzde 86,7’si son bir yılda ayrımcılığa uğradığını belirtirken, uzmanlar Kürt kimliğinin güvenlik odaklı yaklaşımlarla kriminalize edilmesine tepki gösterdi.
Almanya’da Kürt nüfusu ve ilti̇ca gerçekliği
Mediendienst Integration verilerine göre Almanya’da yaklaşık 1,5 milyon Kürt yaşıyor. Ancak ülkede etnik kimlik yerine vatandaşlık ve doğum ülkesi esas alındığı için Kürt nüfusuna dair resmi bir istatistik tutulmuyor. Kürtler Almanya’da Türkiye, Suriye, Irak ve İran vatandaşlıklarıyla ya da vatansız statüsünde bulunuyor.
Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) verilerine göre:
- 2010 ile Haziran 2026 tarihleri arasında Kürtler toplam 656 bin 245 iltica başvurusu yaptı.
- Bu başvuruların 607 bin 896’sı ilk başvuru olarak kaydedildi.
- Aynı dönemde 378 bin 316 kişiye koruma statüsü verildi.
Münih araştırması: Yüzde 86,7 ayrımcılık yaşıyor
EvH Bochum’dan Prof. Dr. Çinur Ghaderi öncülüğünde hazırlanan ve Robert Bosch Stiftung tarafından desteklenen araştırma, Kürtlerin günlük yaşamda karşılaştığı ırkçılığı belgeledi. Münih Büyükşehir Belediyesi Demokrasi Birimi’nin talebiyle yapılan çalışmaya katılan 210 kişiden 183’ü (yüzde 86,7) son 12 ayda en az bir kez ayrımcılığa maruz kaldığını açıkladı.
Ayrımcılığın biçimleri ve oranları şöyle şekillendi:
- Aşağılayıcı davranışlar: Yüzde 66,4
- Saygısız/küçümseyici tutum: Yüzde 64,4
- Toplumsal dışlanma: Yüzde 50
- Hakaret ve kötü söz: Yüzde 44,2
- Fiziksel saldırı: Yüzde 11,8
Katılımcıların yüzde 57,4’ü Kürt kimliğini, yüzde 56,8’i ise kökenini ayrımcılığın temel nedeni olarak gösterdi.
Anti-Kürt ırkçılığı ve kurumsal engeller
Araştırma, anti-Kürt ırkçılığının yalnızca sokakta değil; eğitim sisteminde, işyerlerinde, kamusal alanlarda ve resmi kurumlarda da yaşandığını ortaya koydu. Raporda, Kürtlerin siyasi ve sivil örgütlenmelerinin devlet tarafından güvenlik odaklı yaklaşımlarla ele alınmasının, toplumdaki önyargıları ve şüpheci tutumları beslediğine dikkat çekildi.
Güvencesiz oturum statüsüne sahip kişiler ile vatansız Kürtlerin hukuki belirsizlikler nedeniyle son derece kırılgan bir konumda bulunduğunu belirten araştırmacılar, yerel yönetimlere ve yetkililere kurumsal ayrımcılıkla mücadele etme ve Kürtlerin toplumsal katılımını güçlendirme çağrısında bulundu.



