fbpx

Tom Barrack: “Peygamberler bile çözemedi, bizim birkaç yılda çözmemiz zor”

Paylaş

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda Orta Doğu’daki çatışmaların kısa sürede çözülemeyeceğini savundu. Bölgenin tarihsel ve dini geçmişine gönderme yapan Barrack, “Yüzlerce peygamber bu sorunları çözemedi” dedi. ABD’nin geçmişteki askerî müdahalelerinin başarısız olduğunu da kabul eden Barrack’ın açıklamaları, Washington’ın bölgedeki rolünü ve devam eden savaşlardaki sorumluluğunu yeniden gündeme taşıdı.

20 Ekim’de Doha’da gerçekleştirilen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Tom Barrack, ABD’nin Orta Doğu politikasında değişime gittiğini söyledi.

Bölgedeki çatışmaları din, coğrafya, ekonomi ve siyasi çıkarların iç içe geçtiği karmaşık bir yapı olarak tanımlayan Barrack, hızlı bir çözüm beklemenin gerçekçi olmadığını savundu.

“55 Hristiyan, 100’den fazla İslam, 50 Yahudi peygamberi…”

Barrack konuşmasında Orta Doğu’nun dini geçmişine başvurarak şu ifadeleri kullandı:

“Tanrı’nın bu bölgeye kaç peygamber gönderdiğine bakarsak… 55 Hristiyan peygamberimiz, 100’den fazla İslam peygamberimiz ve 50 kadar Yahudi peygamberimiz var. Hiçbiri bu durumu çözmeyi başaramadı. Dolayısıyla bizim bunu yalnızca birkaç yıl içinde çözebileceğimizi düşünmek pek gerçekçi değil.”

Barrack’ın sözünü ettiği peygamber sayıları doğrulanmış tarihsel veriler değil, kendi konuşmasında kullandığı rakamlar.

ABD’li diplomat, bölgedeki sorunları bir Rubik küpüne benzeterek bir alandaki müdahalenin diğer ülkelerde ve toplumsal yapılarda yeni sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Ancak çatışmaların tarihsel ve dini karmaşıklığına yapılan vurgu, bölgedeki savaşların güncel siyasi nedenlerini ve devletlerin sorumluluklarını ortadan kaldırmıyor.

ABD’nin müdahaleleri için “Başarısız olduk” değerlendirmesi

Barrack’ın konuşmasındaki dikkat çekici başlıklardan biri de Washington’ın geçmiş askerî müdahalelerine yönelik eleştirileriydi.

ABD’nin geniş Orta Doğu coğrafyasında 23 rejim değiştirme girişiminde bulunduğunu ileri süren Barrack, bu girişimlerin beklenen sonuçları vermediğini söyledi.

“Her müdahale edip kişiyi veya rejimi değiştirmeye çalıştığımızda bunun bir hata olduğu görülüyor” ifadelerini kullandı.

Afganistan, Irak ve Suriye gibi ülkelerde yaşananları örnek gösteren Barrack, askerî müdahalelerin siyasi istikrar sağlamadığını savundu. Söz konusu 23 girişim sayısı Barrack’ın değerlendirmesi; bağımsız olarak doğrulanmış ortak bir istatistik değil.

Bu açıklamalar, ABD’nin Irak işgalinden Afganistan’daki yirmi yıllık savaşına kadar uzanan müdahale geçmişi bakımından da önem taşıyor.

Washington geçmiş müdahalelerinin başarısızlığını tartışırken bölgede askerî, diplomatik ve ekonomik etkinliğini sürdürmeye devam ediyor.

“ABD bölgeden çekilmiyor”

Barrack, Amerikan dış politikasında bir değişim yaşandığını söylese de bunun Orta Doğu’dan tamamen çekilmek anlamına gelmediğini vurguladı.

ABD’nin geçmişteki petrol karşılığında güvenlik sağlama anlayışından uzaklaştığını belirterek artık bölgeyi doğrudan kontrol etmeyi hedeflemediklerini savundu.

“Artık sahip olmak istemiyoruz. Anlaşma kontrol etmek değil, ayrılmamak üzerine kurulu. Gitmiyoruz” dedi.

Barrack’a göre bölge ülkeleri kendi güvenliklerini sağlamak amacıyla daha fazla sorumluluk üstlenmeli ve bölgesel ittifaklar geliştirmeli.

Ancak ABD’nin bölgedeki askerî varlığının ve müttefiklerine sağladığı desteğin devam etmesi, bu değişimin kapsamına ilişkin soru işaretlerini koruyor.

İran savaşına ilişkin sorulara kesin yanıt vermedi

Barrack’ın açıklamaları, ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın bölgesel sonuçlarının tartışıldığı bir dönemde geldi.

ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü askerî operasyonların hata olup olmadığı sorulduğunda Barrack, bunun yanlış bir karar olduğunu söyleyemeyeceğini belirtti.

Buna karşılık savaşın ortaya çıkardığı durumu ağır olarak nitelendirdi ve Washington’ın İran’la diplomatik anlaşmaya ulaşmak istediğini savundu.

Katar, Umman ve Pakistan gibi ülkelerin yürüttüğü diplomatik girişimlere de değinerek müzakerelerin devam etmesi gerektiğini söyledi.

Suriye konusunda ise İsrail’in askerî operasyonlarının sona ermesini istediğini, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın İsrail’le saldırmazlık anlaşmasına varabileceğini ileri sürdü.

Savaşların sorumluluğu tarihsel karmaşıklıkla açıklanabilir mi?

Barrack’ın açıklamalarında iki farklı yaklaşım öne çıkıyor.

Bir yandan Orta Doğu’daki çatışmaları yüzlerce yıllık dini ve toplumsal ayrışmalarla açıklıyor. Diğer yandan ABD’nin rejim değiştirme girişimlerinin başarısızlığını kabul ediyor.

Ancak bölgedeki güncel savaşların nedenleri yalnızca tarihsel anlaşmazlıklardan oluşmuyor. Devletlerin askerî operasyonları, silah satışları, ekonomik yaptırımlar, bölgesel güç rekabeti ve enerji politikaları da çatışmaların gidişatını belirliyor.

Bu nedenle Barrack’ın sözleri, ABD’nin geçmiş müdahalelerinin sonuçlarını kabul etmesi bakımından dikkat çekici olsa da Washington’ın güncel politikalarının nasıl değişeceği konusunda kesin bir yanıt sunmuyor.

Barrack, peygamberlerin bile bölgeye barış getiremediğini söylerken Orta Doğu’da savaşın sona ermesi için asıl kararları verecek olanlar hâlâ devletler ve onların siyasi yöneticileri.