Madrid’de 87 yaşındaki María del Carmen “Maricarmen” Abascal’ın 70 yıldır yaşadığı evden tahliye edilmesiyle büyüyen konut protestoları ülke geneline yayıldı. Puerta del Sol’daki kamp 10. gününe girerken Barcelona’da Plaça Catalunya’da da çadırlar kuruldu. Kiracı örgütleri yükselen kiralara, tahliyelere ve konutun yatırım aracına dönüşmesine karşı “konut için genel grev” tartışmasını büyütüyor. Hükümetin tahliyeleri sınırlandıran ve kira sözleşmelerini koruyan iki acil kararnamesi ise 2 Ekim’de parlamentoda reddedildi.
İspanya’da yıllardır büyüyen konut krizi, Madrid’de bir tahliyenin ardından ülke çapında yeni bir protesto dalgasına dönüştü.
87 yaşındaki María del Carmen Abascal, 23 Eylül’de Madrid’in Retiro bölgesinde yaklaşık 70 yıldır yaşadığı kiralık evinden polis eşliğinde çıkarıldı.
Tekerlekli sandalye kullanan Abascal’ın polis kordonu altında sedyeyle binadan çıkarıldığı görüntüler kısa sürede ülke çapında yayıldı.
Tahliyenin ardından Madrid Kiracılar Sendikası ve konut hareketleri sokağa çıktı. 26 Eylül’de düzenlenen kitlesel yürüyüşün ardından protestocular başkentin merkezindeki Puerta del Sol’da kamp kurdu.
İlk gecelerde yüzlerce kişinin kaldığı meydan kısa sürede çadırlarla doldu.
5 Ekim itibarıyla kamp hâlâ devam ediyor. RTVE, Puerta del Sol’daki çadır sayısının yaklaşık 2 bine ulaştığını bildirirken gün boyunca öğrencilerden emeklilere, ailelerden çalışanlara kadar farklı kesimlerden insanlar meydana geliyor.
Kampın ne zaman sona ereceğine ilişkin ise henüz bir karar yok.
“Kira ödemek hayatın tamamını yutuyor”
Maricarmen’ın tahliyesi hareketin sembolü haline gelse de protestocular sorunun tek bir ev veya tek bir tahliyeden ibaret olmadığını vurguluyor.
İspanya’da ortalama kira fiyatı son on yılda neredeyse iki katına çıktı.
Associated Press’in aktardığı verilere göre ülke genelinde metrekare başına ortalama kira 2016’da 8,20 avro seviyesindeyken 2026’da 15,10 avroya yükseldi.
İspanya hükümetinin verilerine göre kirada yaşayanların yüzde 26’sı gelirlerinin ortalama yüzde 40’ını kira ve temel konut giderlerine ayırıyor.
Ülkedeki kamuya ait kiralık konutların toplam konut stokundaki payı ise yüzde 2’nin altında. Avrupa Birliği ortalaması yaklaşık yüzde 8.
Özellikle Madrid, Barcelona ve diğer büyük kentlerde düşük ücretler ile yükselen kiralar arasındaki makas, gençlerin bağımsız bir eve çıkmasını ve düşük gelirli ailelerin mevcut evlerini korumasını giderek zorlaştırıyor.
Puerta del Sol’daki kampın temel talepleri bu nedenle tahliyelerin durdurulmasından kira artışlarının sınırlandırılmasına, kiracıların sözleşme güvencesinin artırılmasından konut spekülasyonuna karşı önlem alınmasına kadar uzanıyor.
Madrid’den Barcelona’ya
Madrid’deki kamp kısa sürede başka kentlerde de karşılık buldu.
Barcelona’da yaklaşık 100 aktivist 29 Eylül gecesinden itibaren Plaça Catalunya’da onlarca çadır kurdu.
Kamp başlangıçta farklı mahalle örgütleri, antirasist ve transfeminist gruplar ile konut hakkı aktivistlerinin katılımıyla şekillendi.
Catalunya Kiracılar Sendikası Sindicat de Llogateres de 1 Ekim’de kampa katılım çağrısı yaptı.
Barcelona’daki protestocular 2 Ekim’de Plaça Catalunya’dan Junts’un merkezine yürüdü. Eylemin nedeni, partinin hükümet tarafından hazırlanan iki konut kararnamesine karşı oy kullanacağını açıklamasıydı.
Madrid’deki eylemciler de aynı saatlerde Puerta del Sol’dan İspanya Parlamentosu’na yürüdü.
Böylece meydanlardaki hareket doğrudan parlamentodaki konut düzenlemeleri üzerindeki tartışmaya bağlandı.
Hükümet iki acil kararname hazırladı
Protestolar büyürken PSOE ve Sumar’dan oluşan koalisyon hükümeti, 29 Eylül’de iki acil konut kararnamesini Bakanlar Kurulundan geçirdi.
İlk kararname, kırılgan durumdaki kiracıların tahliyelerine karşı korumanın 2030 sonuna kadar uzatılmasını içeriyordu.
Düzenleme ayrıca sezonluk ve oda kiralamalarına yeni kurallar getiriyor; bazı kurumsal yatırımcıların konut satın almasını 2028 sonuna kadar sınırlandırıyor ve 2028 sonuna kadar bitecek mevcut kira sözleşmelerinin iki yıl uzatılmasına imkân veriyordu.
Hükümet ayrıca kamu konut stokunun büyütülmesi ve bazı vergi düzenlemeleri öngörüyordu.
İkinci kararname ise normal konut kiralarında sözleşme istikrarını artırmayı ve belirli koşullarda otomatik yenileme mekanizması oluşturmayı amaçlıyordu.
Kararnameler hazırlanırken PSOE ve Sumar arasında özellikle kira sözleşmelerinin süresi ve korumanın kapsamı konusunda son ana kadar müzakereler sürdü.
Ancak düzenlemelerin yürürlükte kalabilmesi için parlamentonun onayı gerekiyordu.
Meclis kararnameleri reddetti
2 Ekim’de yapılan olağanüstü oturumda iki kararname de gerekli desteği alamadı.
PP ve Vox’un yanı sıra Junts da metinlerin karşısında oy kullandı.
Böylece birkaç gün önce yürürlüğe giren acil önlemler parlamentoda reddedilerek hukuki geçerliliğini kaybetti.
Oylama sırasında Puerta del Sol’daki kamptan yüzlerce kişi Kongre binasına yürüdü.
Barcelona’daki kampçılar ise Junts merkezinin önünde toplandı.
Kararın ardından Puerta del Sol’daki protestocular meydana geri döndü ve kampın devam edeceğini açıkladı.
Kiracı hareketinin tepkisi yalnız hükümete ya da muhalefet partilerine yönelmiyor. Örgütler yıllardır devam eden konut krizine karşı parlamentodaki farklı aktörlerin kalıcı çözüm üretmediğini savunuyor.
50 kentte sokağa çıktılar
Parlamentodaki yenilginin ertesi günü, 3 Ekim’de konut hareketi yeni bir ülke çapındaki mobilizasyona dönüştü.
Reuters’a göre yaklaşık 50 İspanyol kentinde eylemler düzenlendi.
Hükümet Madrid’deki yürüyüşe yaklaşık 70 bin kişinin katıldığını açıkladı.
Gösterilerde “genel greve doğru” pankartları taşındı.
Valencia’da polis ile göstericiler arasında çatışmalar yaşandı; polis plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullandı.
Barcelona ve L’Hospitalet de Llobregat’ta aynı gün yapılması planlanan büyük gösteriler ise şiddetli yağış nedeniyle iptal edildi. Buna rağmen Barcelona’daki kamp ve önceki günlerde düzenlenen konut eylemleri hareketin kentte de örgütlenmesine yol açtı.
Sıradaki hedef: Konut için genel grev
Madrid Kiracılar Sendikası artık protestoları daha ileri bir aşamaya taşımayı tartışıyor.
Sendika sözcüsü Valeria Racu, işçi sendikalarıyla yapılacak görüşmelerin ardından genel grev çağrısının gündeme getirileceğini açıkladı.
Hareketin kullandığı “huelga general por la vivienda” — konut için genel grev — çağrısı, yalnızca belirli bir gün kira ödememeyi değil, kiracı mücadelesini çalışma yaşamındaki sendikal örgütlenmeyle birleştirmeyi hedefleyen daha geniş bir tartışmanın parçası.
Puerta del Sol’daki kampın temsilcileri de 5 Ekim itibarıyla meydandan ayrılmayı planlamadıklarını söylüyor.
Aynı gün Madrid Bölgesel Hükümeti’nin kampın acilen boşaltılması için yaptığı başvuru, Madrid Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından ilk aşamada kabul edilmedi. Mahkeme, merkezi hükümetin görüşünün de alınması gerektiğine karar verdi.
Maricarmen evine dönebilir, hareket meydanda kalıyor
Protesto dalgasını başlatan Maricarmen Abascal’ın kişisel dosyasında ise daha sonra bir anlaşmaya varıldı.
Evin sahibi şirket ile yapılan görüşmeler sonucunda Abascal’ın eski evine geri dönebileceği açıklandı.
Ancak Puerta del Sol’daki protestocular, Maricarmen’ın eve dönmesinin eylemi sona erdirmek için yeterli olmadığını söylüyor.
Çünkü meydandaki temel soru tek bir tahliyenin geri çevrilmesi değil; yükselen kiraların, kiracı güvencesizliğinin ve konutun yatırım aracı olarak kullanılmasının milyonlarca kişinin hayatını nasıl etkilediği.
Konut krizi siyasi krizin de merkezinde
Konut düzenlemelerinin parlamentoda reddedilmesi ve hafta sonundaki kitlesel gösterilerin ardından İspanya’daki siyasi kriz de derinleşti.
Başbakan Pedro Sánchez 5 Ekim’de parlamentoyu feshederek 29 Kasım’da erken genel seçime gidileceğini açıkladı.
Sánchez açıklamasında hükümetin yapmak istediği reformları hayata geçirmek için parlamentoda daha geniş bir çoğunluğa ihtiyaç duyduğunu söyledi ve çözülemeyen başlıca sorunlar arasında konuta erişimi de saydı.
Konut hareketi ise seçim kararının ardından kampı sona erdirmedi.
Puerta del Sol’da yüzlerce kişi çadırlarda kalmaya devam ederken kiracı örgütlerinin mesajı seçim takviminin ötesine uzanıyor:
Tahliyelerin durdurulması, kiraların erişilebilir hale gelmesi, kiracıların sözleşme güvencesinin artırılması ve konutun yatırım aracından önce barınma hakkı olarak ele alınması.
23 Eylül’de bir kadının evinden çıkarılmasıyla başlayan öfke, iki haftadan kısa sürede Madrid’in merkezinde kalıcı bir kampa, Barcelona’da yeni bir meydan hareketine ve onlarca kentte kitlesel gösterilere dönüştü.
Şimdi hareketin önündeki soru, Puerta del Sol’daki kampın daha geniş bir kiracı ve emek hareketine dönüşüp dönüşmeyeceği.



