fbpx

Basel’den Türkiye’deki LGBTİ+’lara dayanışma: “Size yönelik saldırı hepimize yöneliktir”

Paylaş

CSD Baselland Eş Başkanı ve Basel Feminist Grevi temsilcisi Michèle Claudine Meyer, Türkiye’de LGBTİ+ örgütlerine yönelik operasyonların ardından dayanışma mesajı yayımladı. Meyer, saldırıların yalnızca LGBTİ+’ları değil özgürlük ve insan haklarını hedef aldığını belirterek, Türkiye’deki LGBTİ+’lara “Size yönelik saldırı hepimize yöneliktir” diye seslendi.

Türkiye’de LGBTİ+ örgütlerine, aktivistlere ve LGBTİ+ mekânlarına yönelik eylül ayındaki geniş çaplı operasyonların ardından İsviçre’den dayanışma mesajı geldi.

İsviçre’de LGBTİ+ ve feminist hareket içerisinde faaliyet yürüten, Christopher Street Day (CSD) Baselland’ın eş başkanlığını yapan Michèle Claudine Meyer, Kaos GL aracılığıyla Türkiye’deki LGBTİ+’lara seslendi.

Meyer, son haftalarda yaşanan operasyonları öğrendiğinde “üzüntü ve öfke” hissettiğini belirterek, LGBTİ+’lara yönelik baskıların yalnızca belirli bir topluluğun meselesi olarak görülemeyeceğini söyledi.

“Size yönelik saldırı hepimize yöneliktir” diyen Meyer, özgürce yaşama ve örgütlenme hakkının sınırlar ötesinde savunulması gerektiğini vurguladı.

“Aile” söylemine karşı seçilmiş aileler

Meyer’in açıklamasının merkezinde, operasyonlara verilen “Ailem Güvende” adı ve LGBTİ+ karşıtı politik söylemde kullanılan “aile” kavramı vardı.

LGBTİ+’ların da ailelerin ve toplumun bir parçası olduğunu belirten Meyer; anne, baba, kardeş, çocuk, arkadaş ve akraba olarak LGBTİ+’ların hayatın her alanında var olduğunu söyledi.

Meyer ayrıca LGBTİ+ topluluklarında önemli bir yere sahip olan “seçilmiş aile” kavramını hatırlattı. Ailenin yalnızca muhafazakâr bir model üzerinden tanımlanamayacağını savunan Meyer, insanların birbirlerine koruma, dayanışma, sıcaklık ve sevgi sundukları ilişkilerin de aile olduğunu ifade etti.

Bu yaklaşım, Türkiye’deki operasyonların resmi gerekçelendirilmesinde kullanılan aile söylemine doğrudan bir itiraz niteliği taşıyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, eylül ayındaki soruşturmayı kamuoyuna “Ailem Güvende” adıyla duyurmuş; soruşturmanın dokuz dernek, 13 işletme ve toplam 162 şüpheliyi kapsadığını açıklamıştı. Gürlek, operasyonu çocukların ve ailenin korunması söylemi üzerinden savunurken LGBTİ+ örgütleri ve insan hakları kuruluşları uygulamaların örgütlenme, ifade ve toplanma özgürlüğünü hedef aldığını belirtti.

Dernekler basıldı, yöneticiler gözaltına alındı

12–14 Eylül tarihleri arasında Ankara, İstanbul, İzmir, Aydın ve Mersin başta olmak üzere çeşitli kentlerde LGBTİ+ örgütlerine, aktivistlerin evlerine ve bazı işletmelere polis operasyonları düzenlendi.

Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri de gözaltına alınanlar arasındaydı. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün aktardığına göre Kaos GL’den yedi yönetici ve denetçi tutuklanırken, diğer yedi kişi adli kontrolle serbest bırakıldı.

Gazeteci Tuğba Tekerek de soruşturma kapsamında tutuklandı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Tekerek hakkında savcılığın dayanak gösterdiği materyaller arasında 2024 yılında Kaos GL’de yayımlanan ve Gürcistan’daki LGBTİ+ haklarını konu alan bir haberinin bulunduğunu aktardı.

Operasyonlar sırasında derneklerin dijital materyallerine el konuldu ve çok sayıda LGBTİ+ örgütünün internet sitesi ile sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi.

ILGA-Europe, Front Line Defenders ve çok sayıda hak örgütünün imzaladığı ortak açıklamada operasyonların LGBTİ+ sivil toplumuna yönelik koordineli bir baskı dalgası olduğu değerlendirmesi yapıldı. Örgütler, gözaltına alınan hak savunucularının serbest bırakılmasını ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını talep etti.

Human Rights Watch da operasyonların örgütlenme ve ifade özgürlüğü açısından ciddi sorunlar yarattığını belirterek tutuklanan aktivistlerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.

“Maskesiz ve tamamen kendimiz olarak”

Meyer ise Türkiye’deki LGBTİ+ hareketine gönderdiği mesajda, baskılar karşısında görünürlük ve dayanışmanın önemine dikkat çekti.

LGBTİ+’ların kimliklerini gizlemek zorunda kalmadan yaşayabilmesi gerektiğini söyleyen Meyer, “maskesiz ve tamamen kendimiz olarak” özgürce yaşama hakkını vurguladı.

Coğrafi sınırların dayanışmayı ortadan kaldırmadığını ifade eden Meyer, yasaklar ve baskılar karşısında Türkiye’deki LGBTİ+’ların yanında olduklarını söyledi.

Mesajını Türkiye’deki LGBTİ+’lara güç ve dayanışma sözleriyle tamamlayan Meyer’in açıklaması, Türkiye’deki operasyonlara karşı Avrupa’daki LGBTİ+ örgütleri ve hak savunucularından yükselen uluslararası tepkilere İsviçre’den eklenen bir ses oldu.

Türkiye’de ise operasyonların ardından yalnız gözaltı ve tutuklamalara karşı hukuki mücadele değil, derneklerin faaliyetlerini sürdürmesi, dijital erişim engellerinin kaldırılması ve örgütlenme alanının korunması mücadelesi de devam ediyor.