İsviçre’de dört yılı aşkın süredir iltica sürecinde bulunan Nihat Özgün, 17 Eylül’de Zürih’te gözaltına alındı ve 21 Eylül’de Türkiye’ye sınır dışı edildi. İstanbul Havalimanı’na varır varmaz gözaltına alınan Özgün, ertesi gün “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklandı ve Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Eşi Dilan Özgün ile beş çocuğu ise hâlâ İsviçre’de ve haklarındaki sınır dışı kararı devam ediyor.
İsviçre’nin Türkiye’ye geri gönderdiği bir sığınmacının daha ülkeye girişinin hemen ardından tutuklanması, Türkiye’den gelen siyasi iltica dosyalarında yapılan risk değerlendirmelerini yeniden gündeme taşıdı.
Dilan ve Nihat Özgün, beş çocuklarıyla birlikte dört yılı aşkın süredir İsviçre’de yaşıyordu. Aile, Türkiye’de siyasi faaliyetleri nedeniyle kovuşturmaya uğradıklarını belirterek iltica başvurusunda bulundu. Ancak başvuruları ve yaptıkları itirazlar reddedildi.
Aile bir süredir Zürih kantonundaki Oberhalden Finkenried geri gönderme merkezinde kalıyordu.
17 Eylül’de gözaltına alındı
Dilan Özgün’ün bianet’e aktardığına göre polis, 17 Eylül sabahı ailenin kaldığı merkeze gelerek Nihat Özgün’ü gözaltına aldı.
Dilan Özgün, operasyon sırasında 16 yaşındaki oğullarının paniğe kapılarak yakındaki ormana kaçtığını, köpekli polislerin oğlunun peşinden gittiğini ve kaçmaya devam etmesi halinde köpeklerin salınacağı yönünde tehditte bulunulduğunu söyledi.
Özgün ayrıca eşinin gözaltına alınırken fiziksel şiddete maruz kaldığını ve vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandığını ileri sürdü.
Bianet’in haberine göre aile, 18 Eylül’e kadar Nihat Özgün’ün nerede tutulduğu konusunda bilgi alamadı. Dilan Özgün, 17 Eylül’den Türkiye’ye gönderildiği 21 Eylül’e kadar eşleriyle doğrudan iletişim kuramadıklarını anlattı.
Polis operasyonuna ve bu sırada yaşandığı belirtilenlere ilişkin ayrıntılar büyük ölçüde Dilan Özgün’ün anlatımına dayanıyor. Zürih makamlarının 17 Eylül operasyonunun ayrıntılarına ilişkin kamuya açık kapsamlı bir açıklamasına ulaşılamadı.
Türkiye’ye gönderilmeden önce konsolosluğa götürüldü
Dilan Özgün’ün aktardığına göre Nihat Özgün, 21 Eylül günü tutulduğu merkezden çıkarıldı.
Özgün’ün Türkiye’ye gönderilmeden önce Türkiye’nin Zürih Başkonsolosluğu’na götürüldüğü ve burada seyahat belgesi düzenlenmesi amacıyla bir konsolosluk çalışanıyla görüştürüldüğü belirtildi.
Nihat Özgün’ün görüşme sırasında Türkiye’ye gönderilmesi halinde cezaevine gireceğini söylediği ve herhangi bir belge imzalamak istemediğini ifade ettiği aktarıldı.
Bir günlük seyahat belgesinin hazırlanmasının ardından Özgün, 21 Eylül günü saat 15.10’daki Türk Hava Yolları seferiyle Türkiye’ye gönderildi.
İsviçre’de iltica başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı işlemlerinin uygulanmasından kantonlar sorumlu. İsviçre Devlet Göç Sekreterliği (SEM), kesinleşen geri gönderme kararlarının kantonlar tarafından zor kullanılarak da uygulanabileceğini belirtiyor.
Bu nedenle Özgün’ün Türkiye’ye gönderilmesi teknik olarak iki devlet arasındaki bir adli “suçlu iadesi” değil, reddedilen iltica başvurusunun ardından uygulanan bir sınır dışı işlemi.
Uçaktan indi, ertesi gün tutuklandı
Nihat Özgün İstanbul Havalimanı’na vardığında gözaltına alındı.
Eşi Dilan Özgün’ün aktardığı bilgilere göre Özgün, 22 Eylül’de Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla İstanbul Çağlayan’daki nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği’ne bağlandı.
Özgün hakkında “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması yöneltildi. Savcılığın tutuklama talebi üzerine hakimlik tutuklama kararı verdi.
Önce Metris Cezaevi’ne götürülen Özgün, 23 Eylül sabahı Silivri’deki Marmara Cezaevi’ne sevk edildi.
Ailenin verdiği bilgiye göre Türkiye’deki avukatları dosyaları incelemeye devam ediyor. Özgün hakkında İsviçre’ye sığınma başvurusu yaptıktan sonra dört ayrı dosya daha açıldığı öğrenildiği, ancak bu dosyaların içeriğinin henüz tam olarak görülemediği belirtildi.
Aynı aile daha önce de sınır dışı edilmek istenmişti
Özgün ailesinin sınır dışı edilmesine yönelik ilk girişim bu değil.
İsviçre’nin WOZ gazetesi, 17 Ağustos’ta yaklaşık 20 Zürih kanton polisinin Oberhalden geri gönderme merkezine gelerek aileyi sınır dışı etmek istediğini yazmıştı.
WOZ’un haberine göre operasyon sırasında aile üyeleri kelepçelendi. Merkezde yaşayan diğer sığınmacıların polis araçlarının önünü kapatmasının ardından operasyon yaklaşık üç saat sonra sona erdi.
Zürih Kanton Polisi WOZ’a yaptığı açıklamada, operasyonun “tüm tarafların güvenliği ve orantılılık gerekçesiyle” geçici olarak sonlandırıldığını bildirmişti.
Yaklaşık bir ay sonra düzenlenen ikinci operasyonda ise Nihat Özgün tek başına gözaltına alınarak Türkiye’ye gönderildi.
Beş çocuk ve anne hâlâ sınır dışı riski altında
Nihat Özgün tutuklanırken eşi Dilan Özgün ve beş çocuğu İsviçre’de kaldı.
Dilan Özgün, eşinin Türkiye’de tutuklandığını gösteren belgeleri İsviçre makamlarına sunduklarını ancak kendisi ve çocukları hakkındaki sınır dışı işleminin durdurulduğuna ilişkin henüz bir karar bulunmadığını söyledi.
Türkiye’ye gönderilmesi halinde kendisinin de gözaltına alınabileceğini veya tutuklanabileceğini düşündüğünü belirten Özgün, hakkında devam eden bir soruşturma bulunup bulunmadığını henüz bilmediğini ifade etti.
Böylece Nihat Özgün’ün Türkiye’ye gönderildikten sonra tutuklanması, İsviçre’de kalan ailenin dosyasında da yeni bir durum oluşturdu.
İsviçre’nin Türkiye iltica pratiği daha kısıtlayıcı hale geldi
Özgün’ün dosyası İsviçre’de Türkiye’den gelen sığınmacılara yönelik daha geniş bir tartışmanın içinde yer alıyor.
İsviçre Mülteci Konseyi’ne (SFH) göre İsviçre makamlarının Türkiye’den gelen bazı iltica başvurularına yönelik uygulaması 2024 sonrasında daha kısıtlayıcı hale geldi ve bu eğilim 2025 ile 2026’da devam etti.
İsviçre Federal İdare Mahkemesi, 2024’te aldığı koordinasyon kararında Türkiye’de “Cumhurbaşkanına hakaret” veya “terör örgütü propagandası” suçlamalarıyla soruşturulan herkesin yalnızca bu nedenle otomatik olarak iltica hukukunun korumasına girmeyeceğine hükmetti. Dosyaların bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
SFH ise kararı eleştiriyor. Kurum, Türkiye’de siyasi nitelikli ceza soruşturmalarında adil ve bağımsız yargılama konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu ve daha düşük profilli siyasi faaliyetlerin dahi bazı kişiler açısından kovuşturma riski yaratabileceğini savunuyor.
SFH ayrıca 2025 yılında İsviçre’de iltica başvuruları reddedildikten sonra Türkiye’ye geri gönderilen bazı kişilerin ülkeye dönüşlerinde gözaltına alındığını veya tutuklandığını kayda geçirdiğini belirtiyor.
Yalçınkaya, 5 Ağustos’ta Türkiye’ye gönderilmesinin ardından İstanbul’da gözaltına alınmış ve ertesi gün “örgüt propagandası” suçlamasıyla tutuklanmıştı. 15 aylık bebeği de annesiyle birlikte cezaevine girmişti.
Yalçınkaya’nın avukatının sınır dışı işleminden önce İsviçre makamlarına Türkiye’de tutuklanma riski bulunduğuna ilişkin uyarıda bulunduğu bildirilmişti.
Aradan iki aydan az süre geçtikten sonra Nihat Özgün de Türkiye’ye gönderilmesinin hemen ardından tutuklandı.
İsviçre hukukunda bir iltica başvurusunun reddedilmesi, kural olarak kişinin ülkeden ayrılması gerektiği anlamına geliyor. Ancak geri göndermeme ilkesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülükler nedeniyle geri gönderilecek kişinin maruz kalabileceği risklerin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Nihat Özgün’ün sınır dışı edilmesinin hemen ardından tutuklanmasıyla birlikte tartışmanın merkezindeki soru artık yalnızca bir iltica başvurusunun kabul edilip edilmemesi değil: İsviçre makamlarının Türkiye’ye gönderilecek kişilerin karşılaşabileceği siyasi ve cezai riskleri hangi ölçütlerle değerlendirdiği.
Özgün’ün eşi ve beş çocuğunun sınır dışı işlemi ise henüz kapanmış değil.



