fbpx

Fransa’da on binler sokakta: Polis için “meşru silah kullanımı karinesi” teklifine karşı ülke çapında protesto

Paylaş

20 Eylül Pazar günü Paris, Marsilya, Lyon, Toulouse, Grenoble ve çok sayıda kentte gösteriler düzenlendi. Eylemlerin çağrıcıları arasında Stop aux violences d’État (SAVE), Comité Vérité pour Adama, Amnesty International France, Ligue des droits de l’Homme (LDH), Syndicat de la magistrature ve Syndicat des avocats de France gibi örgütler bulunuyor. Sol partiler ve çeşitli sendikal yapılar da mobilizasyona katıldı.

Eylemlerin ortak sloganı, yasa teklifinin muhaliflerinin kullandığı ifadeyle, “Non au permis de tuer” — “Öldürme iznine hayır” oldu.

Paris’te 21 bin kişi République’den Nation’a yürüdü

En büyük gösteri Paris’te gerçekleşti.

Paris Emniyet Müdürlüğü’nün verisine göre 21 bin kişi Place de la République’den Nation’a yürüdü. AFP’nin sahadan aktardığına göre yürüyüşün büyük bölümü sakin geçti; günün ilerleyen saatlerinde polis kısa süreli göz yaşartıcı gaz kullandı. Bir mağazanın vitrini kırılırken AFP muhabiri başından yaralanan bir kişi gördüğünü bildirdi.

Paris dışındaki katılım da binlerle ölçüldü.

Yetkililerin açıkladığı rakamlara göre Marsilya’da yaklaşık 4 bin 500, Lyon’da 4 bin 500, Toulouse’da 3 bin 700, Grenoble’da ise 2 bin 100 kişi gösterilere katıldı. AFP, ülke genelindeki toplam katılımı “on binlerce kişi” olarak aktardı.

Gösterilerde taşınan pankartların önemli bölümü polis şiddeti ve ölümcül silah kullanımına odaklandı. Polis müdahalelerinde yakınlarını kaybeden aileler de kortejlerde yer aldı.

Meclis 7 Temmuz’da kabul etti

Protestoların hedefindeki düzenleme, 7 Temmuz’da Fransa Ulusal Meclisi’nde ilk okumada kabul edildi.

Teklif şimdi Senato’nun önünde bulunuyor. Senato’nun resmi yasama dosyasına göre metin 7 Temmuz’da üst meclise gönderildi ve henüz yasalaşmış değil.

Mevcut Fransız yasası polis ve jandarmanın silah kullanımını “mutlak gereklilik” ve “katı orantılılık” şartlarına bağlıyor. İç Güvenlik Yasası’nın L435-1 maddesi, yaşam veya beden bütünlüğüne yönelik tehdit, belirli kaçış durumları ve tehlikeli araçların durdurulması dahil hangi koşullarda ateşli silah kullanılabileceğini sıralıyor. Bu çerçeve 2017’den beri yürürlükte.

Yeni teklif ise bu kuralların üzerine yeni bir hukuki karine ekliyor.

Ulusal Meclis tarafından kabul edilen metne göre bir polis veya jandarma silahını kullandığında, başlangıçta yasada izin verilen koşullardan biri içinde ve “mutlak gereklilik” ile “katı orantılılık” şartlarına uygun hareket etmiş sayılacak.

Ancak bu karine kesin değil: Meclis metni, aksi yöndeki herhangi bir delille karinenin sonradan çürütülebileceğini de açıkça belirtiyor.

Tartışmanın merkezi: Delili kim ortaya koyacak?

Yasa üzerindeki kavganın en önemli noktası burada ortaya çıkıyor.

Düzenlemeye karşı çıkan insan hakları örgütleri ve hukukçu yapılar, silah kullanan kamu görevlisinin eyleminin başlangıçta hukuka uygun sayılmasının soruşturmanın dengesini değiştireceğini savunuyor.

LDH, bunun pratikte ispat yükünü mağdur veya yakınları üzerinde ağırlaştırabileceğini ve polis ateşiyle ilgili soruşturmalarda bağımsız denetimi zayıflatabileceğini ileri sürüyor. Amnesty International çevresinden gösterilere katılan aktivistler de silahlı polis müdahalelerinin artabileceği endişesini dile getiriyor. Bunlar düzenlemenin muhaliflerinin hukuki ve siyasi değerlendirmeleri.

Teklifin savunucuları ise “cezasızlık” yaratıldığı iddiasını reddediyor.

İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, polis veya jandarmanın silah kullandığı olaylarda IGPN ve IGGN gibi denetim birimlerinin soruşturmalarının devam edeceğini söylüyor. Savunuculara göre amaç, silahını yasal koşullar içinde kullanan bir kamu görevlisinin otomatik olarak suçlu muamelesi görmesini önlemek; teklif soruşturmayı veya aksi yönde delil sunulmasını ortadan kaldırmıyor.

Dolayısıyla hukuki anlaşmazlık, polise sınırsız ateş açma hakkı verilip verilmediğinden ziyade, ölümcül güç kullanıldıktan sonraki soruşturmanın hangi başlangıç varsayımıyla yürütüleceği üzerinde yoğunlaşıyor.

730 binden fazla imza

20 Eylül yürüyüşü, haftalardır süren daha geniş bir kampanyanın devamı.

SAVE tarafından yayımlanan kampanya verisine göre yasa teklifine karşı açılan dilekçe 732 bin 86 imzaya ulaştı. İnsan hakları örgütleri bu imza kampanyasının ardından mücadeleyi sokak gösterilerine taşıdı.

LDH, temmuz ayında yaptığı çağrıda 20 Eylül’ü ülke çapında ortak eylem günü ilan etmişti. Kampanyanın hedeflerinden biri de teklif Senato’da görüşülmeden önce senatörler üzerinde kamuoyu baskısı oluşturmak.

CGT-Intérieur da 20 Eylül gösterilerine katılım çağrısı yaptı ve teklifin tamamen geri çekilmesini istedi. Sendika, düzenlemenin Senato gündemine taşınmasına karşı çıkıyor.

Polis şiddetinde yakınlarını kaybeden aileler de yürüyüşteydi

Paris’teki gösterinin görünür öznelerinden biri polis müdahalelerinde yakınlarını kaybeden ailelerdi.

SAVE’nin kurucularından Samia El Khalfaoui yürüyüşte polis ateşi sonucu yaşamını yitiren kişilerin isimlerini okudu. Amine Bentounsi’nin kız kardeşi Amal Bentounsi de düzenlemenin, bir polis ateş ettiğinde hukuka uygunluk varsayımı yaratmasına itiraz etti.

Göstericiler özellikle işçi sınıfı mahallelerinde yaşayan gençlerin ve azınlıkların yeni düzenlemenin sonuçlarından daha fazla etkilenebileceğini savunuyor.

Bu kaygının karşısında hükümet ve yasanın destekçileri ise mevcut silah kullanma koşullarının ortadan kaldırılmadığını vurguluyor: “mutlak gereklilik” ve “katı orantılılık” kriterleri kabul edilen metinde de korunuyor.

2017’de genişletilen silah kullanma çerçevesi yeniden değişiyor

Fransa’da polis ve jandarmanın silah kullanma yetkisi 2017’de çıkarılan kamu güvenliği yasasıyla ortak bir hukuki çerçevede yeniden düzenlenmişti.

Bugün yürürlükteki L435-1 maddesi beş temel durumda silah kullanımına izin veriyor; bunların tamamı gereklilik ve orantılılık şartlarına bağlı. Araçların dur ihtarına uymaması da yalnız aracın içindekilerin kaçış sırasında başkalarının yaşamı veya beden bütünlüğü için tehlike oluşturabileceği koşullarda bu kapsama giriyor.

20 Eylül’de sokağa çıkan örgütlerin itirazı ise bu somut şartlardan önce uygulanacak yeni karineye yönelik.

Onlara göre devlet görevlisinin silah kullanımını başlangıçta hukuka uygun kabul etmek, ölümcül güç üzerindeki denetimin yönünü değiştiriyor.

Teklifin destekçilerine göre ise mevcut şartlar değişmediği ve karine delille çürütülebildiği için düzenleme polis açısından dokunulmazlık oluşturmuyor.

Bundan sonraki mücadele Senato üzerinde

20 Eylül gösterileri yasa sürecini durdurmuş değil.

Teklif Ulusal Meclis’te kabul edildi ve Senato’daki ilk okumasını bekliyor. Dolayısıyla gösterilerin doğrudan siyasi hedefi, Senato aşamasında metnin reddedilmesi veya değiştirilmesi.

Paris’te 21 bin kişinin yürüdüğü, Lyon’dan Marsilya’ya, Toulouse’dan Grenoble’a binlerce kişinin sokakta olduğu 20 Eylül mobilizasyonu, tartışmanın yalnız parlamentodaki bir ceza hukuku düzenlemesi olmadığını ortaya koydu.

Bir tarafta güvenlik güçlerinin görev sırasında hukuki korumasının güçlendirilmesini savunanlar bulunuyor.

Diğer tarafta polis silah kullandığında hukuka uygunluk karinesi yaratılmasının, mağdurlar açısından hesap sormayı zorlaştıracağını savunan insan hakları örgütleri, hukukçular ve aileler var.

Fransa’da sıradaki mücadele noktası artık Senato.

Ve 20 Eylül’de sokaktaki talep, karşı çıkanların kullandığı isimle net biçimde duyuldu:

“Permis de tuer” olarak gördükleri düzenlemenin yasalaşmaması.