fbpx

Barclays çalışanları ofise dönüş dayatmasına karşı örgütlendi: Binlerce imza, yol masrafı ve esneklik talebi

Paylaş

İngiltere’nin en büyük bankalarından Barclays, ekim ayından itibaren binlerce çalışan için ofise gelme zorunluluğunu haftada iki günden üç güne çıkarıyor; üst düzey yöneticilerden ise en az dört gün ofiste olmaları bekleniyor. Unite sendikasının örgütlediği açık mektuba binlerce çalışan imza atarken işçiler, uzun yolculuk yapanlar için muafiyet, bakım sorumluluğu bulunanlar için esneklik ve artan ulaşım masraflarına karşı tek seferlik ödeme talep ediyor. Barclays ise değişikliği “işbirliği” ve “liderlik görünürlüğü” gerekçeleriyle savunuyor. Der Guardian

Barclays’ta yıllardır uygulanan hibrit çalışma düzeni yeni bir çatışmanın merkezine oturdu.

Banka, yaz aylarında çalışanlara yaptığı bildirimde, halihazırda haftada en az iki gün ofise gelmesi beklenen personelin ekim ayından itibaren en az üç gün ofiste bulunmasını istedi. Yönetici pozisyonlarında bu sayı dört güne çıkıyor. Bazı ekiplerde ofis zorunluluğu daha da yüksek olabiliyor. Der Guardian

Karar, çalışanların önemli bir bölümünün tepkisini çekti.

Barclays’ın Birleşik Krallık’taki yaklaşık 45 bin çalışanının yüzde 80’ine yakınını temsil eden Unite sendikası, yönetimin kararına karşı açık mektup örgütledi. Guardian ve Financial Times’ın aktardığına göre mektuba binlerce çalışan destek verdi. Der Guardian

“Olmayan bir sorunu çözmeye çalışıyorlar”

Unite’ın ulusal sorumlusu Rick Coyle, bankanın mevcut hibrit çalışma düzeninin neden değiştirildiğine ilişkin ikna edici bir gerekçe sunmadığını söyledi.

Sendikanın temel itirazlarından biri şu:

Çalışanlar halihazırda uzaktan ve ofisten çalışmayı birleştiren bir düzen içinde işlerini yürütüyor; bankanın finansal sonuçları da bu modelin şirket performansını çökerttiğini göstermiyor.

Barclays 2025’te vergi öncesi kârını yüzde 12 artırarak 9,1 milyar sterline çıkardı. 2026’nın ilk yarısında ise kâr yüzde 17 artışla 6,1 milyar sterline ulaştı. Reuters

Dolayısıyla çalışanların sorduğu soru basit:

Mevcut sistem çalışıyorsa neden daha fazla ofis zorunluluğu getiriliyor?

Unite bu yaklaşımı, esnek çalışmadan geri dönüş olarak değerlendiriyor.

Talep yalnız “evden çalışmak” değil

Çalışanların itirazı yalnız ofise gelme günlerinin sayısıyla ilgili değil.

Yeni düzen, özellikle Londra ve diğer büyük kentlerde yaşayan veya şehir dışından işe gelen çalışanlar açısından ek ulaşım maliyeti yaratıyor.

Unite bu nedenle üç temel talebi öne çıkarıyor:

uzun yolculuk yapan çalışanların yeni zorunluluktan muaf tutulması,

bakım sorumluluğu bulunan çalışanlara daha fazla esneklik tanınması,

ve artan ulaşım masraflarını karşılamak için tek seferlik bir “time-in-office” ödemesi yapılması.

Bazı haberlerde muafiyet talebinin işe gidiş süresi 40 dakikayı ya da tek yön 35 mili aşan çalışanları kapsaması istendiği belirtiliyor. InvestmentNews

Sendikanın yaptığı ankette katılımcıların yüzde 94’ü, değişikliğin yeterli istişare yapılana kadar ertelenmesini istedi. Financial Times

Ofise dönüşün bedelini kim ödeyecek?

Barclays’ın yeni politikası, “ofis mi ev mi?” gibi kültürel bir tartışmadan daha maddi bir meseleye dayanıyor.

Bir çalışanın ofise bir gün daha gelmesi:

ek tren veya otobüs bileti,

yakıt ve park ücreti,

daha fazla yemek harcaması,

bazı durumlarda çocuk veya bakım hizmeti maliyeti

anlamına geliyor.

Şirket açısından “bir gün daha ofis” idari bir karar olabilir.

Çalışan açısından ise doğrudan hane bütçesine eklenen yeni bir gider.

Unite’ın ödeme talebi tam da bu nedenle önemli: banka çalışma düzenini tek taraflı değiştiriyorsa, bunun maddi maliyetini bütünüyle çalışanın üstlenmesi gerektiği varsayımına itiraz ediyor.

Barclays “işbirliği” diyor

Barclays ise ofis politikasını farklı bir çerçevede savunuyor.

Banka, ofis zorunluluğunun ekiplerin ve iş kollarının ihtiyaçlarına göre değişeceğini, yüz yüze çalışmanın işbirliği ve liderlik açısından önemli olduğunu belirtiyor.

Üst düzey yöneticilerin daha sık ofiste bulunmasının da ekiplerle temas ve yönetim açısından gerekli olduğu savunuluyor. Der Guardian

Bu yaklaşım yalnız Barclays’a özgü değil.

Pandemi sonrasında birçok büyük banka uzaktan çalışma politikalarını gevşetmişti. Son birkaç yılda ise JP Morgan gibi bazı küresel finans kuruluşları çalışanları tekrar daha fazla ofise çağırmaya başladı.

Barclays’taki kavga, bu daha geniş geri dönüş dalgasının İngiltere’deki önemli örneklerinden biri.

Patron için “işbirliği”, işçi için zaman ve para

Ofise dönüş tartışmasının genellikle görünmeyen bir tarafı da yolculuk süresi.

Uzaktan çalışılan bir gün, çalışanın günde bir veya iki saatini işe gidip gelmeye harcamaması anlamına gelebiliyor.

Bu zaman çoğu zaman ücretli çalışma süresi sayılmıyor.

Dolayısıyla zorunlu ofis günlerinin artırılması yalnız daha fazla masraf değil, aynı zamanda daha fazla ücretsiz zaman kaybı anlamına geliyor.

Şirket bu zamanı üretkenlik hesabına dahil etmiyor.

Çalışan ise her hafta o zamanı hayatından veriyor.

Esnek çalışma üzerindeki kavganın sınıfsal tarafı tam da burada belirginleşiyor:

Çalışmanın nerede, hangi saatlerde ve hangi maliyetle yapılacağına kim karar verecek?

Banka milyarlar kazanırken “ofis maliyeti” çalışana

Barclays’ın son mali sonuçları tartışmanın başka bir boyutunu da ortaya koyuyor.

Banka 2025’te 9,1 milyar sterlin vergi öncesi kâr açıkladı. Aynı yıl CEO C.S. Venkatakrishnan’ın toplam ücreti yaklaşık 15 milyon sterline çıktı. Barclays ayrıca 2025 sonuçlarının ardından 2026-2028 döneminde hissedarlara 15 milyar sterlinden fazla sermaye dağıtmayı hedeflediğini açıkladı. Reuters

Buna karşılık ofise bir gün daha gelmenin ulaşım ve bakım maliyetinin kim tarafından karşılanacağı tartışmalı.

Buradaki çelişki oldukça somut:

Şirket kâr ediyor.

Üst yönetimin ücretleri yükseliyor.

Hissedarlara milyarlarca sterlin dağıtılıyor.

Ama çalışma düzenindeki değişikliğin günlük maliyeti işçiye bırakılıyor.

İngiltere’de esnek çalışma hakkı da genişliyor

Barclays’taki gerilim, İngiltere’de esnek çalışma hakkının güçlendirilmesine yönelik yeni düzenlemelerin tartışıldığı bir dönemde yaşanıyor.

Mevcut yasaya göre çalışanlar işe başladıkları ilk günden itibaren esnek çalışma talebinde bulunabiliyor. İşveren bu talepleri makul biçimde değerlendirmek ve reddederse gerekçe göstermek zorunda. GOV.UK

Hükümetin 2027’de yürürlüğe girmesi planlanan yeni düzenlemesi ise bu hakkı daha ileri taşımayı hedefliyor. Yeni “makullük testi” kapsamında işverenlerin uygulanabilir ve makul esnek çalışma taleplerini kabul etmesi; reddettiklerinde ise kararlarının neden makul olduğunu açıklaması gerekecek. GOV.UK

Bu, çalışanların otomatik olarak istediği kadar evden çalışma hakkı kazanacağı anlamına gelmiyor.

Ama işverenin tek taraflı “ofise dön” kararını daha fazla gerekçelendirmek zorunda kalacağı bir yasal çerçeveye doğru gidildiğini gösteriyor.

Çalışanlar karar süreçlerine müdahil olmak istiyor

Barclays çalışanlarının açık mektubu yalnız mevcut politikanın iptalini istemiyor.

Mesele, çalışma koşullarının kim tarafından belirleneceğine dair daha geniş bir güç mücadelesine dönüşüyor.

Banka yönetimi çalışma biçimini yukarıdan değiştirmek istiyor.

Çalışanlar ise bunun ulaşım, bakım, aile yaşamı ve günlük bütçe üzerinde doğrudan sonuçları olduğunu söyleyerek kararın parçası olmak istiyor.

Unite önümüzdeki günlerde Barclays yönetimiyle görüşeceğini açıkladı. Banka şu ana kadar temel talepler konusunda geri adım atmış değil. Der Guardian

Barclays’taki çatışmayı yalnız “beyaz yakalılar evden çalışmak istiyor” diye okumak bu nedenle eksik kalıyor.

Asıl mesele şu:

İşveren dijitalleşmenin sağladığı esnekliği geri alırken, bunun zaman ve para maliyetini kime yükleyecek?

Ve çalışanlar kendi çalışma hayatlarının nasıl düzenleneceği konusunda ne kadar söz sahibi olacak?

Barclays çalışanlarının binlerce imzayla verdiği cevap şimdilik açık:

Bu karar yalnız yönetimin kararı olamaz.