Fransa’da elektrik ve gaz işçilerinin 15 Eylül grevi daha başlamadan enerji sisteminde etkisini gösterdi. EDF verilerine göre grev nedeniyle pazartesiyi salıya bağlayan gece yaklaşık 6,5 gigavatlık elektrik üretimi devreden çıktı; kaybın büyük bölümü yedi nükleer reaktördeki üretim düşüşlerinden geldi. CGT, CFE-CGC, CFDT ve FO’nun ortak çağrısıyla greve çıkan işçiler, hükümetin yaklaşık 80 yıllık “tarif agent” hakkına müdahale etmesine karşı çıkıyor. Sendikaların yanıtı yalnız açıklama olmadı: üretim doğrudan düşürüldü. Reuters
Fransa’da enerji işçileri, hükümet ile Sayıştay’ın elektrik ve gaz sektöründe çalışanların tarihsel kazanımlarından biri olan indirimli enerji tarifini hedef alan girişimlerine karşı ülke çapında greve çıktı.
Reuters’ın EDF verilerine dayandırdığı habere göre, grev nedeniyle 14 Eylül gecesi yaklaşık 6,5 gigavatlık elektrik üretimi sistemden çekildi. Bunun büyük kısmı yedi nükleer reaktörde yapılan üretim azaltımlarından kaynaklandı; gaz ve hidroelektrik santrallerinde de yüzlerce megavatlık üretim düşüşü yaşandı. Reuters
Bu, santrallerin teknik arıza nedeniyle durması değil. Enerji işçileri üretim üzerindeki güçlerini kullanarak greve somut bir ekonomik ağırlık kazandırdı.
Fransa elektriğinin yaklaşık yüzde 70’ini nükleer santrallerden sağlıyor ve 57 reaktörlük filosuyla Avrupa’nın önemli elektrik ihracatçılarından biri. Dolayısıyla nükleer üretimdeki koordineli düşüş, enerji işçilerinin ekonominin stratejik bir damarındaki ağırlığını doğrudan görünür hale getiriyor. Reuters
Dört sendika aynı çağrıda birleşti
15 Eylül eylemi, Fransa elektrik ve gaz sektöründeki dört temsilci federasyonun ortak çağrısıyla düzenleniyor: FNME-CGT, CFE Énergies, FCE-CFDT ve FO Énergie et Mines.
Sendikalar temmuz ayından beri aktif çalışanları ve emeklileri “tarif agent” olarak bilinen enerji hakkını savunmak için greve ve sokak eylemlerine çağırıyordu. FO’nun yayımladığı ortak sendika açıklamasında hükümetin girişimi, elektrik ve gaz işçilerinin ulusal statüsüne yönelik “yeni bir saldırı” olarak tanımlandı. FO Énergie
CGT ise çağrısında meseleyi doğrudan şöyle kuruyor: “Tarif agent bir hediye ya da ayrıcalık değil, bir haktır.”
Sendika, gece vardiyalarında, hafta sonlarında, resmi tatillerde, fırtına ve sıcak hava dalgalarında enerji sistemini 24 saat ayakta tutan işçilerin bu hakkının tarihsel çalışma sözleşmesinin parçası olduğunu belirtiyor. CGT RTE FC
“Ayrıcalık” mı, ücretin bir parçası mı?
Çatışmanın merkezinde “tarif agent” bulunuyor.
1946’dan beri elektrik ve gaz sektörünün ulusal statüsünün parçası olan uygulama, çalışanlara elektrik ve gaz faturalarında çok yüksek indirim sağlıyor. Hak yalnız EDF çalışanlarını değil; Enedis, RTE, GRDF, Engie, NaTran ve sektördeki diğer kuruluşlarda çalışan yaklaşık 140 bin aktif işçiyi kapsıyor. Yaklaşık 160 bin emekli de uygulamadan yararlanıyor. Le Monde.fr
Sayıştay, temmuz ayında yayımladığı raporda sistemin EDF açısından 2024’te yaklaşık 730 milyon euroluk gelir kaybı oluşturduğunu belirtti. Kurum ayrıca vergi ve sosyal güvenlik gelirlerindeki kaybı yaklaşık 230 milyon euro olarak hesapladı ve enerji avantajının aşamalı biçimde sınırlandırılmasını önerdi. Le Monde.fr
Ancak sendikalar bu hesabın başka bir tarafını öne çıkarıyor.
Onlara göre söz konusu indirim sonradan verilmiş bir şirket hediyesi değil; ücret ve çalışma koşullarıyla birlikte oluşmuş tarihsel bir kazanım. CGT Genel Sekreteri Fabrice Coudour, Le Monde’a tarifeyi “toplumsal sözleşmemizin bir totemi” diye tarif ederken, CFDT temsilcisi Dominique Santoni de uygulamanın başından itibaren ücret paketinin bir parçası olarak tasarlandığını belirtiyor. Le Monde.fr
Yani kavga yalnız bir elektrik faturası indiriminin miktarı üzerine değil.
Bir tarafta devletin işçi kazanımını “maliyet” kalemi olarak hesaplayan bilanço mantığı, diğer tarafta ise kazanılmış hakkı ücretin ve toplu iş sözleşmesinin parçası olarak gören işçiler bulunuyor.
Hükümet “kaldırmıyoruz” diyor, sendikalar güvenmiyor
Burada önemli bir ayrım da var.
Sayıştay uygulamanın aşamalı olarak azaltılmasını ve tüketimin sınırlandırılmasını önerirken, Fransa Enerji Bakanlığı “tarif agent” ilkesini tamamen ortadan kaldırmak istemediğini söylüyor.
Hükümetin üzerinde çalıştığı başlıca adımlardan biri, bu hakkın vergi ve sosyal güvenlik hesaplamalarındaki değerinin yükseltilmesi. Böyle bir değişiklik, tarife kağıt üzerinde devam etse bile çalışanların ödediği vergi ve kesintileri artırarak ekonomik faydasını önemli ölçüde azaltabilir. Le Monde.fr
Tam da bu nedenle sendikalar “hak kaldırılmıyor” açıklamasını yeterli bulmuyor.
FO Énergie, vergi yükünün artırılmasının çalışanların satın alma gücünü doğrudan vuracağını belirtirken, dört sendika hükümetten düzenlemenin geri çekilmesini istiyor. LinkedIn
Önce Flamanville, ardından yedi reaktör
Enerji işçileri 15 Eylül’ü beklemeden üretimde baskı kurmaya başlamıştı.
11 Eylül’de Flamanville nükleer santralinin 2 numaralı reaktöründe üretim yaklaşık 1.300 megavatlık azami kapasiteden 260 megavata kadar düşürüldü. Sendikalara göre bu eylem, 15 Eylül grevinin öncüsüydü. Yahoo Finanzen
14’ünü 15’ine bağlayan gece ise hareket çok daha geniş bir ölçeğe ulaştı.
Yedi nükleer reaktörde üretimin azaltılmasıyla birlikte toplam kayıp 6,5 gigavata çıktı. Gaz ve hidroelektrik üretiminin de greve dahil olması, mobilizasyonun yalnız EDF’nin nükleer işçileriyle sınırlı olmadığını gösterdi. Reuters
Reuters’a göre üretim salı sabahının erken saatlerinde yeniden yükseldi. Ancak grevin gün boyunca sürmesi nedeniyle yeni kapasite düşüşlerinin yaşanabileceği belirtiliyor. Reuters
Şu ana kadar tüketicilere yönelik büyük çaplı bir elektrik kesintisi bildirilmiyor. Dolayısıyla 6,5 gigavatlık rakamı “Fransa’da elektrikler kesildi” şeklinde okumak doğru değil; grev, esas olarak üretim kapasitesinin işçiler tarafından aşağı çekilmesini ifade ediyor.
“Faturaları işçiler yükseltiyor” anlatısına itiraz
Sendikaların üzerinde durduğu bir başka mesele de kamuoyunda işçiler ile diğer tüketicilerin karşı karşıya getirilmesi.
CGT’den Fabrice Coudour, hükümetin enerji çalışanlarını “ayrıcalıklı” göstererek yüksek elektrik faturalarının sorumlusuymuş gibi sunmaya çalıştığını savunuyor.
CGT bunun yerine bütün hanelerin faturalarının düşürülmesini sağlayacak başka politikaları gündeme getiriyor: elektriğin fiyatının liberal piyasalardaki dalgalanmalardan ziyade gerçek üretim maliyetlerine göre belirlenmesi ve elektrik üzerindeki KDV’nin azaltılması bunlardan bazıları. Le Monde.fr
FO da “tarif agent”ın kaldırılmasının diğer tüketicilerin faturalarını otomatik olarak düşürmeyeceğini belirterek çalışanların kazanımlarının toplumsal enerji krizinin günah keçisi haline getirilmesine karşı çıkıyor. LinkedIn
Bu ayrım önemli.
Enerji fiyatları, piyasa yapısı, yatırım maliyetleri ve şirket politikaları tartışılmadan yüksek faturaların sorumluluğunu çalışanların bir kazanımına yüklemek, işçiler ile tüketicileri birbirinin karşısına koyuyor.
Sendikaların çizgisi ise bunun tersine dayanıyor: enerji çalışanlarının haklarının korunması ile herkes için daha ucuz ve kamusal enerji talebi birbirinin düşmanı değil.
Grevin gücü üretimde
15 Eylül grevinin politik ağırlığı yalnız kaç kişinin işe gitmediğiyle ölçülmüyor.
Enerji işçileri ekonominin en stratejik sektörlerinden birinde üretimin doğrudan nasıl işleyeceği üzerinde kolektif güç kullanıyor.
Yedi reaktörde üretimin azaltılması ve birkaç saat içinde 6,5 gigavatlık kapasitenin devreden çekilmesi bunun maddi göstergesi.
Hükümet ve Sayıştay açısından tartışma “maliyet”, “vergi kaybı” ve EDF’nin yatırım ihtiyacı.
İşçiler açısından ise mesele başka:
80 yıldır ücretlerinin ve çalışma statülerinin bir parçası sayılan kazanılmış bir hakkın tek taraflı biçimde budanıp budanamayacağı.
15 Eylül’de verilen cevap da yalnız bir basın açıklaması olmadı.
Elektriği üretenler üretimi düşürdü.
Fransa’daki enerji mücadelesinin asıl güç dengesi de tam burada ortaya çıkıyor.



