Rusya saldırılarının sürdüğü Harkiv’de LGBTİ+ topluluğu, savaşın başlamasından bu yana kentteki ilk yaya Onur Yürüyüşü’nü gerçekleştirdi. Güvenlik nedeniyle büyük bölümü metroda yapılan yürüyüşte yaklaşık 70 kişi kayıtlı partnerlik hakkı, nefret suçlarının etkin biçimde soruşturulması ve ayrımcı düzenlemelerin durdurulması talebiyle yürüdü. Hava saldırısı alarmı sırasında metro aynı zamanda sığınak oldu. Pride karşıtı grupların tehditlerine rağmen eylem tamamlandı: savaş LGBTİ+’ların eşit yurttaşlık talebini ortadan kaldırmadı.
Ukrayna’nın Rusya sınırına yakın ve yıllardır saldırıların hedefindeki Harkiv kentinde, gökkuşağı bayrakları bu kez metronun peronlarında yükseldi.
12 Eylül’de düzenlenen KharkivPride Eşitlik Yürüyüşü, Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı geniş çaplı işgalden bu yana kentte yapılan ilk yaya LGBTİ+ yürüyüşü oldu. Reuters’ın görüntülerinde, hava saldırısı alarmı nedeniyle metroda bulunan katılımcıların polis koruması altında gökkuşağı bayrakları ve pankartlarla beklediği görülüyor.
Yürüyüş yalnız görünürlük için yapılmadı.
KharkivPride’ın temel talepleri arasında aynı cinsiyetten çiftler dahil olmak üzere kayıtlı partnerliklerin yasal olarak tanınması, nefret suçlarının etkili biçimde soruşturulması ve LGBTİ+’lara karşı ayrımcılığın hukuk yoluyla güçlendirilmemesi bulunuyor.
Savaşın ortasındaki Harkiv’de verilen mesaj bu nedenle oldukça somuttu:
“Hayatta kalmak yetmiyor; eşit yaşamak istiyoruz.”
Yürüyüşün yolu metrodan Özgürlük Meydanı’na çıktı
Katılımcılar Derzhprom metro istasyonunda bir araya geldi. Buradan yeraltı geçitlerini kullanarak Universitet istasyonuna ilerleyen grup, daha sonra yüzeye çıkarak Özgürlük Meydanı’ndaki Harkiv Bölge Yönetimi binasının önüne ulaştı. Yürüyüş burada yapılan kısa mitingle sona erdi.
Harkiv polisi tarafından yerel basına verilen bilgiye göre yürüyüşe yaklaşık 70 kişi katıldı.
Aynı bölgede yaklaşık 35 Pride karşıtı gösterici de toplandı. Polis iki grubu birbirinden ayırdı ve doğrudan temas yaşanmadı. Yerel yetkililere göre eylemler sırasında ciddi bir kamu düzeni ihlali kaydedilmedi.
Ancak yürüyüşün bu formatta yapılması yalnız Rusya’nın saldırılarıyla bağlantılı değildi.
Eylemden bir gün önce Prava Molod adlı Pride karşıtı oluşum, yürüyüşün gerçekleşmeyeceğini ileri süren mesajlar yayımladı. Bunun üzerine organizatörler etkinliği yalnız önceden kayıt yaptırmış kişilerin katılabileceği kapalı formata çevirdi, güzergâhı mümkün olduğunca kısalttı ve rota bilgisini yalnız onaylanmış katılımcılarla paylaştı. Polisle de farklı güvenlik senaryoları üzerinde çalışıldı.
Yani Harkiv’de LGBTİ+’lar iki ayrı güvenlik tehdidinin ortasında yürüdü:
Gökyüzünde Rusya’nın saldırıları, sokakta ise LGBTİ+ karşıtı tehditler.
Hava alarmında Pride, aynı zamanda sığınakta Pride
Reuters fotoğrafı günün çelişkisini tek karede gösteriyor.
Gökkuşağı bayrakları taşıyan insanlar metro istasyonunda.
Yanlarında polisler.
Yukarıda ise hava saldırısı alarmı.
Reuters, katılımcıların Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları sürerken hava alarmı nedeniyle metro istasyonunun içinde toplandığını aktardı.
Harkiv metrosunun savaş boyunca sığınak olarak kullanılması kentte artık olağanlaşmış durumda.
Ancak 12 Eylül’de bu sığınak aynı zamanda politik bir alana dönüştü.
İnsanlar yalnız füze ve drone saldırılarından korunmak için yeraltına inmedi.
Eşitlik talebini de oraya taşıdı.
Bu, KharkivPride açısından tamamen yeni bir deneyim değil. Örgüt, savaş nedeniyle geleneksel kitlesel yürüyüş formatını yıllardır değiştirmek zorunda kalıyor. 2022’de Pride etkinliği metroda yapılmış, 2024 ve 2025’te ise güvenlik gerekçesiyle araçlı AutoPride formatı tercih edilmişti. 2026’daki yürüyüş bu nedenle savaşın başlamasından bu yana kentin ilk yeniden yaya Pride’ı oldu.
Savaş sürüyor, ama LGBTİ+ çiftlerin hukuki statüsü hâlâ bekliyor
KharkivPride’ın öne çıkardığı taleplerin başında kayıtlı partnerlik geliyor.
Ukrayna parlamentosuna Mart 2023’te sunulan 9103 sayılı Kayıtlı Partnerlikler Yasa Tasarısı, iki yetişkinin cinsiyetlerinden bağımsız olarak partnerliklerini resmî biçimde kaydettirebilmesini öngörüyor.
Ancak tasarı üç yılı aşkın süredir yasalaşmadı.
Eylül 2026 itibarıyla parlamentonun ilgili komitesinde işlem görmeye devam ediyor; ilk okuması dahi tamamlanmış değil.
Bu gecikme günlük hayat açısından soyut bir “kültür savaşı” meselesi değil.
Partnerliğin tanınmaması özellikle savaş koşullarında;
- miras,
- sağlık kararları,
- mal paylaşımı,
- sosyal haklar,
- bir partnerin yaralanması ya da ölmesi durumunda yakınlık statüsü
gibi son derece maddi sonuçlar yaratıyor.
Ukrayna Yüksek Mahkemesi Mart 2026’da önemli bir karara imza atarak aynı cinsiyetten bir çifti fiilî aile olarak tanıdı. İnsan Hakları İzleme Örgütü kararı eşitlik açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Ancak tekil mahkeme kararı, bütün çiftleri kapsayan genel bir kayıtlı partnerlik yasasının yerini tutmuyor.
LGBTİ+’lar savaşa katılıyor; devlet hâlâ ailelerini tam olarak tanımıyor
Savaş bu çelişkiyi daha görünür hale getirdi.
Ukrayna LGBTİ+ örgütleri yıllardır orduda görev yapan queer askerlerin ve hayatını kaybeden LGBTİ+ askerlerin görünürlüğünü artırıyor. KharkivPride programlarında da savaşta hayatını kaybeden LGBTİ+’ların anılması yer alıyor. 12 Eylül yürüyüşünde de savaşta ölen topluluk üyeleri hatırlandı.
Buradaki çelişki basit:
Devlet LGBTİ+ yurttaşlardan savaşın bütün yükünü paylaşmalarını bekliyor; aynı devlet onların partnerlerini hâlâ diğer çiftlerle eşit hukuki statüde tanımıyor.
Bir insan asker olabilir.
Yaralanabilir.
Ölebilir.
Ama yıllardır birlikte yaşadığı kişi hukuk önünde otomatik olarak eşi ya da kayıtlı partneri sayılmayabilir.
Dolayısıyla Harkiv’deki yürüyüşün “partnerlik hakkı” talebi savaşın dışında kalan ikincil bir mesele değil.
Tam tersine savaş, bu eşitsizliğin maddi sonuçlarını daha sert hale getiriyor.
Nefret suçları konusunda da yasa hâlâ bekliyor
KharkivPride’ın ikinci temel başlığı nefret suçları.
LGBTİ+ örgütleri, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı saldırıların sıradan saldırılar gibi değil, nefret saiki dikkate alınarak soruşturulmasını talep ediyor.
Ayrımcılıkla mücadeleye ilişkin 13597 sayılı yasa tasarısı 1 Eylül 2026’da Ukrayna parlamentosunun gündemine alındı; ancak henüz yasalaşmadı. Parlamento kayıtları tasarının hâlâ yasama sürecinde olduğunu gösteriyor.
Ukrayna LGBTİ+ hareketi açısından bu talebin uzun bir geçmişi var.
Birleşmiş Milletler’in daha önceki raporlarında da aşırı sağcı grupların LGBTİ+ etkinliklerine yönelik baskınları, fiziksel saldırıları ve etkinlikleri engelleme girişimleri belgelenmişti.
Bu nedenle yürüyüşten hemen önce yapılan “bu yürüyüş gerçekleşmeyecek” tehdidi de boşlukta ortaya çıkmadı.
Harkiv Pride’ın güvenlik önlemleri, ülkedeki LGBTİ+ hareketinin yıllardır karşılaştığı örgütlü baskının devam ettiğini gösteriyor.
Rusya’nın saldırısı LGBTİ+ haklarını askıya almak için gerekçe olamaz
Harkiv’deki yürüyüşü yalnızca “savaş sırasında renkli Pride” görüntüsü üzerinden okumak da eksik olur.
Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş, LGBTİ+’lar açısından ayrıca politik bir boyut taşıyor.
Moskova yönetimi yıllardır LGBTİ+ haklarını “Batı’nın yozlaşması” söylemiyle hedef alan ve “geleneksel değerleri” devlet ideolojisinin parçası haline getiren bir politika izliyor.
Ancak bundan şu sonuç çıkarılamaz:
Rusya LGBTİ+ düşmanı olduğu için Ukrayna otomatik olarak eşitlikçi bir devlet haline gelmiyor.
Harkiv’de yürüyenlerin talepleri tam da bu kolay anlatıyı bozuyor.
Ukrayna’da da eşitlik tamamlanmış değil.
Partnerlik hakkı hâlâ yasalaşmadı.
Nefret suçlarına ilişkin koruma tartışmaları sürüyor.
Pride etkinlikleri hâlâ tehdit altında düzenleniyor.
Ve LGBTİ+’lar kendi ülkelerindeki eşitsizliklere karşı da mücadele etmek zorunda.
Dolayısıyla dayanışma, Ukrayna devletini eleştiriden muaf tutmak anlamına gelmemeli.
Rusya’nın işgaline karşı çıkmakla Ukrayna’daki LGBTİ+’ların tam eşitlik talebini savunmak arasında bir çelişki yok.
Tam tersine özgürlük iddiası ancak ikisi birlikte savunulduğunda anlam kazanıyor.
“Savaş bitince haklarınızı konuşuruz” demediler
Savaş dönemlerinde egemen siyasetin en kullanışlı cümlelerinden biri şudur:
“Şimdi bunun zamanı değil.”
Şimdi grevin zamanı değil.
Şimdi kadın haklarını konuşmanın zamanı değil.
Şimdi LGBTİ+ haklarının zamanı değil.
Şimdi hükümeti eleştirmenin zamanı değil.
Çünkü savaş var.
Harkiv’de 12 Eylül’de yürüyenler ise bunun tersini gösterdi.
Savaşın kendisi zaten insanların yaşamını, ilişkilerini ve haklarını daha kırılgan hale getiriyor.
Bu koşullarda eşitlik talebini ertelemek, mevcut eşitsizliği korumak anlamına geliyor.
Üstelik KharkivPride yalnız yürüyüşten ibaret değildi.
5–6 Eylül’de düzenlenen PrideFest kapsamında söyleşiler, atölyeler, film gösterimleri, dayanışma pazarı ve ilk yardım eğitimleri gerçekleştirildi. Bir haftalık program 12 Eylül’deki yürüyüşle sona erdi.
Bu, savaşın ortasında yalnız görünür olmaya değil, topluluk kurmaya ve örgütlü kalmaya dönük bir çaba.
Harkiv’de yeraltından yükselen talep
12 Eylül’deki yürüyüş büyük bir kitlesel gösteri değildi.
Yaklaşık 70 kişi.
Kısa bir güzergâh.
Yoğun polis güvenliği.
Gizli tutulan rota.
Hava saldırısı alarmı.
Karşılarında Pride karşıtı bir grup.
Fakat tam da bu koşullar eylemin politik anlamını büyütüyor.
Çünkü Harkiv’de o gün insanlar rahat ve güvenli bir Avrupa başkentinde festival yapmadı.
Bombardıman tehdidi altındaki bir kentte, gerektiğinde sığınak olarak kullanılan metrodan yürüyerek eşit yurttaşlık talep etti.
Ve söyledikleri şey yalnız “bizi görün” değildi.
Daha somuttu:
Partnerlerimizi tanıyın.
Nefret suçlarını soruşturun.
Ayrımcılığı hukukla korumayın.
Savaşı haklarımızı ertelemenin bahanesi yapmayın.
Harkiv’de gökkuşağı bayraklarının metroda yükselmesinin anlamı da burada.



