Ceuta’daki insani kriz üzerinden büyütülen göçmen ve Müslüman karşıtı kampanyaya İspanya’nın farklı kentlerinde sokaktan yanıt geldi. Barcelona’da PP ve aşırı sağcı Vox’un desteklediği gösterinin karşısında yüzlerce antifaşist ve antiracist toplandı; “Hiç kimse yasa dışı değildir” ve “Göçmenler değil, faşistler fazla” sloganlarıyla kent merkezinde yürüdü. Aynı saatlerde Madrid’de on binlerce kişinin katıldığı “Ceuta’ya destek” gösterisinde göçmenlerin sınır dışı edilmesi istendi ve ırkçı sloganlar atılırken, birkaç yüz metre ötede yüzlerce kişi “Irkçılığı durduralım” çağrısıyla karşı gösteri düzenledi.
İspanya’da Ceuta üzerinden yükselen göçmen karşıtı atmosfer, 2 Eylül akşamı ülkenin sokaklarında iki karşıt siyasi hattı karşı karşıya getirdi.
Barcelona’daki Plaça Sant Jaume’de bir tarafta muhafazakâr Halk Partisi PP ile aşırı sağcı Vox’un yöneticileri ve destekçilerinin yer aldığı “Ceuta’ya destek” gösterisi, diğer tarafta ise göçmenlerle dayanışma ve ırkçılığa karşı mücadele çağrısı yapan antifaşistler vardı.
Barcelona kent polisinin verilerine göre ilk gösteriye yaklaşık 1.500, antiracist karşı gösteriye ise yaklaşık 700 kişi katıldı. Mossos d’Esquadra iki grubu polis kordonuyla birbirinden ayırdı.
Antifaşist eylemin çağrısını Coordinadora Obrim Fronteres, Unitat contra el Feixisme i el Racisme ve Coordinadora Antifeixista de Barcelona yaptı.
Meydanda “Hiç kimse yasa dışı değildir”, “Faşistler mahallelerimizden dışarı”, “Göçmenler değil, faşistler fazla” ve “Dün olduğu gibi bugün de geçemeyecekler” sloganları yükseldi. Eylemciler ayrıca “faşizme karşı sınıf birliği” ve “yaşasın işçi sınıfının mücadelesi” sloganları attı. Filistin bayraklarının da taşındığı gösteride dayanışma sloganları duyuldu.
Sant Jaume’deki buluşmanın ardından antifaşist kitle meydandan ayrılmadı. Eylem Via Laietana üzerinden Plaça Urquinaona’ya doğru yürüyüşe dönüştü. Kullanıcı tarafından Gaste Avrupa’ya ulaştırılan 2 Eylül tarihli görüntülerde de kalabalığın Barcelona sokaklarında yürüdüğü, sendika ve sol örgüt bayraklarının taşındığı görülüyor.
“İspanya Hristiyandır, Müslüman değil”
Meydanın diğer tarafında ise göç krizine ilişkin siyasal dil çok farklıydı.
PP ve Vox destekçilerinin yer aldığı gösteride “Ceuta satılık değil”, “İspanya Hristiyandır, Müslüman değil” gibi sloganlar atıldı. Vox, gösteriler öncesinde Ceuta’ya ulaşan göçmenlerin derhal sınır dışı edilmesini açıkça talep etmiş ve destekçilerini ülke çapındaki eylemlere katılmaya çağırmıştı.
Vox’un Katalonya sözcüsü Joan Garriga, 2 Eylül’de yaşananları bir “insani kriz” olarak tanımlamayı reddederek “işgal” söylemini kullandı ve gelen göçmenlerin geri gönderilmesini istedi.
Dolayısıyla Barcelona sokaklarında yaşanan karşılaşma yalnız iki farklı gösterinin aynı meydana denk gelmesi değildi.
Ceuta’daki insani krizin sorumluluğunu sınır politikalarında, devletlerin tutumunda ve insanların yaşam koşullarında arayanlarla; krizin faturasını göçmenlerin kendisine kesen iki siyasi yaklaşım karşı karşıya geldi.
Madrid’de 50 bin kişilik gösteride sınır dışı çağrıları
Aynı gerilim Madrid’de çok daha büyük ölçekte yaşandı.
Plaza de Cibeles’te düzenlenen “Ceuta’ya destek” mitingine hükümet temsilciliğine göre yaklaşık 50 bin kişi katıldı. Madrid Belediyesi ise sayıyı 150 bin olarak açıkladı.
PP lideri Alberto Núñez Feijóo, Madrid Başkanı Isabel Díaz Ayuso, Belediye Başkanı José Luis Martínez-Almeida ve Vox lideri Santiago Abascal gösterideydi. Meydanda “İşgale hayır”, “Ceuta’yı savun, İspanya’yı savun” pankartları taşındı ve göçmenlerin “sınır dışı edilmesi” yönünde sloganlar atıldı.
Kongre binası önündeki gösterinin son bölümünde ise “İspanya Hristiyandır, Müslüman değil”, “Bu göç değil, işgal” gibi ırkçı sloganlar yükseldi. Daha sonra bazı aşırı sağcı gruplarla polis arasında çatışma çıktı; dört kişi gözaltına alındı ve dört polis yaralandı.
Ancak Madrid sokakları yalnız sağın ve aşırı sağın değildi.
Plaza de Callao’da Asamblea Internacionalista de Madrid ve çok sayıda toplumsal, sendikal ve alternatif sol örgütün çağrısıyla “Paremos los pies al racismo” — “Irkçılığı durduralım” eylemi gerçekleştirildi.
Yüzlerce kişinin katıldığı karşı gösteride “Irkçılar dışarı”, “Yabancılar yasası her gün insan öldürüyor” gibi sloganlar atıldı.
Benzer ırkçılık karşıtı buluşmalar Barcelona’nın yanı sıra Santiago, Bilbao ve başka kentlerde de düzenlendi.
Ceuta’daki kriz göçmenlere karşı silaha dönüştürülüyor
Bu karşı karşıya gelişin arkasında temmuz sonunda Ceuta’da başlayan olağanüstü durum bulunuyor.
30 ve 31 Temmuz’da Fas sınırından Ceuta’ya 70 binden fazla insan geçti. Büyük bölümü daha sonra Fas’a dönerken binlerce kişi hâlâ kentte son derece kötü koşullarda yaşamaya çalışıyor. Krizde çok sayıda insan yaşamını yitirdi veya kayboldu.
Bu ölçekte bir hareketlilik elbette Ceuta’da barınmadan sağlığa, gıdadan kamusal hizmetlere kadar ciddi bir kriz yarattı.
Ancak bir insani krizin varlığı, göçmenlerin topluca “işgalci” ilan edilmesini meşrulaştırmıyor.
Tam tersine sağ ve aşırı sağ, devletin yetersizliğinin ve sınır rejiminin yarattığı krizi göçmenlerin kendisine yönelen bir öfkeye dönüştürmeye çalışıyor.
Katalonya CCOO’su da 2 Eylül’de yaptığı açıklamada aşırı sağın korkuyu kullanarak işçi sınıfını bölmeye çalıştığını vurguladı:
Göç krizinin “toplumsal korku ve gerilim yaratmak için araçsallaştırıldığını” belirten sendika, göçmenlere yönelik ırkçı ve yabancı düşmanı söylemlere karşı Barcelona’daki antifaşist gösteriye katıldı.
Bu tespit meselenin sınıfsal tarafını da gösteriyor.
Göçmen bir işçiyi yerli işçinin rakibi, yoksulluğun nedeni veya kamu hizmetlerinin çöküşünün sorumlusu ilan etmek; ücretleri, konut krizini, kamusal hizmetlerin yetersizliğini ve sınır rejiminin kendisini üreten siyasi ve ekonomik düzeni görünmez hale getiriyor.
“Göçmenler değil, faşistler fazla”
Barcelona’daki antifaşistlerin attığı slogan bu nedenle yalnızca karşı tarafı kızdırmak için seçilmiş bir söz değil:
“No sobran migrantes, sobran fascistas” — “Göçmenler değil, faşistler fazla.”
Çünkü göçmen karşıtı siyaset, insanların gerçek korkularını ve toplumsal sorunlarını alıp en aşağıdakilere yöneltiyor.
Konut bulunamıyorsa suçlu göçmen oluyor.
Ücretler düşüyorsa göçmen oluyor.
Kamu hizmetleri yetersizse göçmen oluyor.
Devlet sınırda bir insani krizi yönetemiyorsa yine göçmen oluyor.
Böylece sermayenin, hükümetlerin ve yıllardır uygulanan sınır politikalarının sorumluluğunun yerine, aynı koşullarda yaşam mücadelesi veren insanlar birbirinin karşısına dikiliyor.
Gaste Avrupa açısından 2 Eylül’ün asıl haberi de burada.
İspanya’da aşırı sağ göçmen düşmanlığını büyük bir siyasal mobilizasyona dönüştürmeye çalışırken sokak tamamen ona bırakılmadı.
Barcelona’da antifaşistler karşılarına çıktı.
Madrid’de ırkçılık karşıtları Callao’yu doldurdu.
Sendikalar, göçmen örgütleri, antifaşist yapılar ve toplumsal hareketler aynı soruya başka bir cevap verdi:
Ceuta’daki krizin çözümü daha fazla deport, daha yüksek duvarlar ve Müslüman düşmanlığı değil.
Göçmenleri günah keçisi yapanlara karşı mücadele; göçmenlerle yerli emekçilerin birbirine düşman edilmesine karşı da bir mücadeledir.



