fbpx

16 ölüm, 22 ay, hâlâ hesap yok: Sırbistan’da öğrenciler yine sokakta

Paylaş

Novi Sad Tren Garı’nda 16 kişinin ölümüne yol açan beton sundurma çöküşünün üzerinden 22 ay geçti. Yargılama hâlâ başlamadı, siyasal sorumluluk ortaya çıkarılmadı. 1 Eylül’de Belgrad, Novi Sad ve Niş’te yeniden sokağa çıkan öğrenciler ve yurttaşlar, felaketin unutulmasına izin vermeyeceklerini gösterdi: “Toplantı bitti, mücadele bitmedi.”

Sırbistan’da 1 Kasım 2024’te Novi Sad Tren Garı’nın girişindeki beton sundurmanın çökmesi sonucu 16 kişi yaşamını yitirdi, bir kişi ağır yaralandı. Aradan 22 ay geçmesine rağmen, bu ölümlerin sorumluluğu konusunda henüz bir mahkeme hükmü yok.

1 Eylül’de öğrenciler ve yurttaşlar yeniden sokaktaydı.

Novi Sad’da insanlar çöküşün meydana geldiği saat olan 11.52’de tren garının önünde toplandı ve yaşamını yitiren 16 kişi için 16 dakika sessiz kaldı. Akşam saatlerinde ise Novi Sad Yurttaş Meclisleri Ağı’nın çağrısıyla düzenlenen sessiz yürüyüş, NIS binasından tren garına kadar ilerledi. Her bir dakikanın sonunda kurbanlardan birinin adı okundu ve beyaz güller bırakıldı. Belgrad’da öğrenciler ve yurttaşlar Savski Meydanı’ndan Prokop Tren Garı’na yürürken Niş’te de öğrenciler ve kent sakinleri 16 dakikalık sessizlikle yaşamını yitirenleri andı.

Ancak sokaktaki insanların talebi yalnızca anmak değil.

Hesap sormak.

Bir “kaza”dan ülke çapında harekete

Novi Sad’daki çöküş, yenileme çalışmaları yapılan bir kamu binasında meydana geldi. Felaketin ardından teknik ihmaller, kamu ihaleleri ve siyasal bağlantılar üzerine ortaya çıkan sorular kısa sürede Sırbistan’daki daha geniş yolsuzluk ve devlet kurumlarının işleyişi tartışmasının merkezine yerleşti.

Profesörler, hukukçular ve teknik uzmanlardan oluşan bağımsız bir komisyonun Avrupa Parlamentosu’na sunduğu inceleme, yüksek düzeyli yolsuzluğun yapı standartlarının düşmesine ve yeterliliği tartışmalı taşeronların kullanılmasına yol açtığı sonucuna vardı. Sırp hükümet yetkilileri bu suçlamaları reddetti.

Ama öğrenciler açısından mesele yalnızca belirli mühendislerin ya da müteahhitlerin hatasının bulunması değil.

Sokakta sorulan soru daha büyük:

İnsanların yaşamını ilgilendiren kamu projelerinde kararları kim veriyor, sözleşmeler nasıl dağıtılıyor ve işler ters gittiğinde neden sorumluluk aşağıya doğru dağıtılırken siyasal iktidarın tepesine ulaşmak bu kadar zorlaşıyor?

Novi Sad felaketini izleyen öğrenci hareketinin aylar içinde ülke çapında büyümesinin nedeni de burada yatıyor.

Üniversitelerde başlayan blokajlar, kitlesel yürüyüşlere ve devlet kurumlarının işleyişini sorgulayan geniş bir yurttaş hareketine dönüştü. Protestocular, tren garının yeniden inşasına ilişkin belgelerin eksiksiz açıklanmasını, sorumluların belirlenmesini ve adalet önüne çıkarılmasını talep etti. Niş’teki öğrenciler 1 Eylül çağrısında da bu taleplerin hâlâ karşılanmadığını açıkça vurguladı.

22 ay sonra hâlâ yargılama başlamadı

Dosyada hiçbir hukuki süreç olmadığı söylenemez.

Temmuz ayında Novi Sad Temyiz Mahkemesi, eski İnşaat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Goran Vesić dahil sanıklar hakkındaki sürecin önündeki engelleri kaldırdı. Kararla birlikte ilk iddianamede bulunan toplam 13 kişi hakkındaki yargılamanın ilerleyebilmesinin önü açıldı.

Ancak 1 Eylül itibarıyla ana duruşma hâlâ başlamış değil.

Dosyanın farklı parçaları Novi Sad ve Belgrad’da ayrı süreçlerde ilerliyor; organize suç savcılığı tarafından yürütülen mali soruşturma da devam ediyor. Hukukçular ve soruşturmayı izleyen isimler, 22 ayın ardından adli sorumluluğun hâlâ ortaya çıkarılmadığına dikkat çekiyor.

Bu nedenle 1 Eylül yürüyüşlerinde taşınan en güçlü mesajlardan biri son derece basitti:

“Unutmak sorumluluktan korumayacak.”

Novi Sad Yurttaş Meclisleri Ağı’ndan Vladimir Vodalov ise her ay felaketin üzerinden geçen süreyi saymaya devam ettiklerini, fakat karşılarında hâlâ “sıfır sorumlu” gördüklerini söyledi. Ama bu sayının bir gün isimlerle değişeceğini umduklarını belirterek insanların geri çekilmeyeceğini vurguladı.

Yas tutmayı politik hafızaya çevirmek

Gaste Avrupa açısından 1 Eylül’de yaşananların önemi tam burada.

Bir devlet faciasının ardından zaman çoğu zaman iktidarın lehine işler.

Haber gündemi değişir. Kameralar gider. Davalar yıllara yayılır. Belgeler bürokrasinin içinde kaybolur. İlk günlerde yükselen öfkenin zamanla yorulması beklenir.

Sırbistan’daki öğrenci ve yurttaş hareketi ise zamanın bu şekilde işlemesine direniyor.

Her ayın birinci gününü bir hatırlama anına çevirmek yalnız sembolik bir davranış değil. “16 dakika sessizlik”, insanların pasifçe yas tutması anlamına gelmiyor. Tersine, kurbanların isimlerini kamusal alanda tutarak iktidarın karşısına sürekli aynı soruyu çıkarıyor:

16 insan öldü. Kim sorumlu?

Bu nedenle Novi Sad’daki gar artık yalnızca bir felaket alanı değil; Sırbistan’daki daha geniş bir siyasal hesaplaşmanın sembolüne dönüşmüş durumda.

Devlet baskısı hareketi bitiremedi

Bu mücadele 22 ay boyunca yalnız mahkeme koridorlarında yürütülmedi.

Sırbistan’daki öğrenci hareketi ve hükümet karşıtı protestolar birçok kez polis müdahalesiyle karşılaştı. Reuters, geçen yılki kitlesel gösteriler sırasında polisin bazı eylemleri göz yaşartıcı gaz ve şok bombalarıyla dağıttığını, protestocuların aşırı güç kullanımı suçlamalarında bulunduğunu aktardı.

Buna rağmen hareket hâlâ sokakta.

1 Eylül gecesi Novi Sad’da akademisyen Smiljana Milinkov, gençlerin maruz kaldıkları coplara ve baskıya rağmen mücadeleyi sürdürdüğünü vurguladı. Belgrad ve Novi Sad’daki eylemlerin sonunda verilen mesaj da aynıydı:

“Toplantı sona erdi. Mücadele sona ermedi.”

Bu cümle, Novi Sad dosyasının neden hâlâ haber olduğunu da açıklıyor.

Çünkü 1 Kasım 2024’te insanlar yalnızca beton bir sundurmanın altında ölmedi.

Facianın ardından ortaya çıkan tablo, kamusal yatırımların nasıl yönetildiği, devlet kurumlarının kime hesap verdiği ve ekonomik-siyasal ilişkilerin insan hayatının önüne geçip geçmediği sorularını milyonların önüne taşıdı.

Öğrenciler bu soruların unutulmasını kabul etmiyor.

16 ölümün üzerinden 22 ay geçti. Yargılama henüz başlamadı. Ama Sırbistan’da hesap soranlar hâlâ sokakta.

Ve hareketin bugün taşıdığı en güçlü tehdit belki de tam olarak bu:

Unutmadılar. Geri çekilmediler. Hesap sorulana kadar da bitirmeye niyetleri yok.