Almanya’da anketlerde birinci sıraya yükselen aşırı sağcı AfD, iktidar hedefini açıkça ilan etti. Parti Eş Başkanı Alice Weidel; Almanya’yı Euro Bölgesi ve Schengen’den çıkarma, sınırları kapatma, kitlesel sınır dışı politikası uygulama ve iklim önlemlerini tasfiye etme sözü verdi.
Almanya için Alternatif’in (AfD) Eş Başkanı Alice Weidel, ZDF’nin yaz söyleşisinde partisinin olası iktidar programının ana hatlarını açıkladı. Weidel, AfD’nin yönetime gelmesi durumunda Almanya’nın Euro Bölgesi ile Schengen Anlaşması’ndan ayrılmasını savunacaklarını söyledi.
AfD lideri göçmenlere yönelik kitlesel sınır dışı politikalarını sertleştirirken insan kaynaklı iklim krizini küçümsedi, fosil yakıtlı araçlara ilişkin kısıtlamaların kaldırılmasını istedi ve sermayeye “piyasaya müdahale edilmeyeceği” mesajı verdi. Weidel’in ZDF yaz söyleşisi
Sınırları kapatma ve kitlesel sınır dışı çıkışı
Weidel, Almanya’nın Schengen sisteminden ayrılarak sınırlarını kapatmasını istedi. Açık sınırların ülkenin iç güvenliğini tehdit ettiğini ileri süren AfD lideri, daha fazla insanın sınır dışı edilmesini ve yabancıların Alman vatandaşlığına geçişinin zorlaştırılmasını savundu.
Almanya’da yaşayan yaklaşık 1,3 milyon Suriyelinin tamamının ülkeden gönderilmesini isteyen Weidel, bu politikanın hangi ülkeyle yapılacak anlaşmalarla ve hangi hukuki mekanizmalarla uygulanacağı konusunda ise somut bir açıklama yapmadı. ZEIT’ın aktardığı açıklamalar
ZDF’nin söyleşinin ardından yayımladığı inceleme, Weidel’in göç ve vatandaşlığa geçiş konusunda kullandığı bazı verilerin yanıltıcı olduğunu ortaya koydu. AfD liderinin sınırların kapatılmasına gerekçe gösterdiği örneklerin bir bölümünün mevcut Schengen düzenlemeleriyle doğrudan bağlantılı olmadığı belirtildi. ZDF’nin doğruluk incelemesi
Euro karşıtlığı milliyetçi ekonomi programının merkezinde
Weidel, Euro’yu istikrarsız bir para birimi olarak nitelendirerek Almanya’nın ortak para sisteminden çıkmasını savundu. Euro öncesinde Almanya’nın ekonomik bakımdan daha iyi durumda olduğunu ileri süren AfD lideri, çalışan kesimlerin yoksullaşmasından ortak para birimini sorumlu tuttu.
ZDF’nin incelemesine göre ise Euro’nun kullanılmaya başlanmasından bu yana Almanya’daki yıllık ortalama enflasyon yaklaşık yüzde 1,9 düzeyinde gerçekleşti. Almanya’nın Euro’dan ayrılarak daha güçlü bir ulusal para birimine dönmesi, ihracat ürünlerini pahalılaştırarak dış pazarlara bağımlı Alman sanayisi açısından ciddi kayıplar yaratabilir.
AfD’nin programı, emekçilerin yaşadığı geçim sıkıntısını ücretlerin baskılanması, servet eşitsizliği ve sosyal hakların gerilemesi üzerinden değil, ortak para birimi ve göçmenler üzerinden açıklıyor. Böylece ekonomik krizin sorumluluğu sermaye sınıfından alınarak yabancı işçilere ve Avrupa’daki diğer halklara yöneltiliyor.
İklim krizine karşı otomotiv sermayesinin yanında
Weidel, fosil yakıtlı otomobillerin aşamalı olarak sınırlandırılmasına karşı çıkarak “piyasa ve teknoloji açıklığı” adı altında otomotiv şirketlerinin serbest bırakılmasını istedi. İnsan kaynaklı iklim krizine karşı yeni önlemlere ihtiyaç olmadığını savunan Weidel, yaşanan değişiklikleri iklimin tarih boyunca geçirdiği doğal dönüşümlere indirgedi.
AfD’nin bu yaklaşımı, iklim krizinin sonuçlarını emekçilere ödetirken fosil yakıt ve otomotiv tekellerinin çıkarlarını koruyan bir program sunuyor. Kuraklık, aşırı sıcaklar ve seller büyürken parti yönetimi, kamusal ve planlı bir ekolojik dönüşüm yerine şirketlerin piyasa tercihlerine dokunulmamasını savunuyor.
Seçim güvenliğine de gölge düşürmeye çalışıyorlar
AfD’nin diğer Eş Başkanı Tino Chrupalla da aynı gün ARD’nin yaz söyleşisine katıldı. Chrupalla, aşırı sıcaklara rağmen insan kaynaklı iklim krizini küçümserken posta yoluyla kullanılan oyların güvenilirliğini tartışmaya açtı ve mektupla oy verme yönteminin kaldırılmasını istedi.
Herhangi bir yaygın seçim usulsüzlüğü kanıtı ortaya koymadan posta oylarını şüpheli göstermeye çalışan AfD yönetimi, seçim sonuçlarına duyulan güveni daha sandıklar kurulmadan aşındıran bir söylem izliyor. Chrupalla’nın ARD yaz söyleşisi
AfD anketlerde düzen partilerini geride bıraktı
AfD yöneticilerinin iktidar açıklamaları, partinin anketlerde ulaştığı yüksek desteğe dayanıyor. Forschungsgruppe Wahlen tarafından 17-19 Ağustos tarihlerinde yapılan son araştırmada AfD yüzde 27 ile birinci sırada yer alırken CDU/CSU yüzde 22’de kaldı. Ağustos 2026 Politbarometer sonuçları
AfD’nin özellikle güçlü olduğu Saksonya-Anhalt’ta eyalet seçimi 6 Eylül’de yapılacak. Parti, bazı araştırmalarda yüzde 40 dolayında ölçülen desteğiyle ilk kez bir eyalet hükümetinin başına geçme hesabı yapıyor. Saksonya-Anhalt Parlamentosunun seçim duyurusu
Weidel, CDU’nun AfD ile işbirliğini reddeden ve “güvenlik duvarı” olarak adlandırılan politikasını hedef aldı. CDU’nun AfD’den uzak durduğu sürece seçim kazanamayacağını savunan Weidel, sağın geleneksel partisini açıkça ortaklığa zorluyor.
Aşırı sağ krizin nedenlerini değil hedefini değiştiriyor
AfD’nin yükselişi, Almanya’da yıllardır uygulanan kemer sıkma politikalarından, güvencesiz çalışmadan, yüksek kiralardan ve sosyal devletin zayıflatılmasından bağımsız değil. Ancak parti, bu düzeni değiştirmeyi değil, yarattığı öfkeyi göçmenlere ve mültecilere yönlendirmeyi amaçlıyor.
Weidel’in programında servetin yeniden dağıtılması, ücretlerin yükseltilmesi, kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi veya tekellerin denetlenmesi bulunmuyor. Bunun yerine sermayeye müdahalesiz piyasa, emekçilere milliyetçilik, göçmenlere sınır dışı ve bütün topluma daha otoriter bir devlet vaat ediliyor.
Kaynak: zeit.de



