(GA), (ZÜRİH)
İDHF, ATİK İsviçre Komitesi ve İTİF’in çağrısıyla Zürih’te gerçekleştirilen basın açıklamasında, Atina’daki Prosfigika mahallesine yönelik tahliye planlarına tepki gösterildi. SYKP ve İGİF’in de katıldığı eylemde, açlık grevindeki iki aktivistle dayanışma mesajları verildi.
Atina’nın Ambelokipi semtinde bulunan ve çoğunluğu mülteci ile yoksullardan oluşan yaklaşık 400 kişinin yaşadığı Prosfigika mahallesine yönelik tahliye planları, İsviçre’nin Zürih kentinde protesto edildi. İDHF, ATİK İsviçre Komitesi ve İTİF’in imzacı olduğu basın açıklamasına SYKP ve İGİF de katılım sağladı.
Eylemde yapılan konuşmalarda, Prosfigika’nın yalnızca bir barınma alanı değil; dayanışma, ortak yaşam ve kolektif direnişin sembollerinden biri olduğu vurgulandı. Yunan devletinin “yeniden yapılanma ve kalkınma planı” adı altında mahalleyi tahliye etmeye çalıştığı belirtilirken, bunun sermaye odaklı bir dönüşüm projesi olduğu ifade edildi.
Açıklamada, yaklaşık 100 yıllık geçmişe sahip olan ve 254 daireden oluşan Prosfigika’nın yıllarca devlet tarafından kaderine terk edildiği, buna karşın devrimciler ve mahalle sakinlerinin oluşturduğu dayanışma ağı sayesinde yeniden bir yaşam alanına dönüştüğü belirtildi.
Basın açıklamasında ayrıca mahalle sakini Aristotelis Chantzis’in 5 Şubat 2026’da ölüm orucuna başladığı, eyleminin 96’ncı gününe girdiği ve sağlık durumunun kritik aşamaya geldiği ifade edildi. Suzon Doppagne’nin de 1 Mayıs’tan itibaren aynı taleplerle ölüm orucuna başladığı aktarıldı.
Eylem boyunca “Barınma temel insan hakkıdır”, “Prosfigika’dan elinizi çekin” ve “Yaşasın dayanışma” sloganları öne çıktı.
Açıklamanın tam metni şöyle:
“Prosfigika’dan elinizi çekin!
Atina’nın Ambelokipi semtinde bulunan ve ağırlıklı olarak mülteci ve yoksullardan oluşan 400 kişinin yaşadığı Prosfigika, devlet yetkilileri tarafından tahliye edilmek isteniyor. Yaklaşık 100 yaşında ve harap durumda olan 254 daireden oluşan bu alan, uzun yıllar uyuşturucu, fuhuş ve insan kaçakçılarının kaderine terk edilmiş; restorasyon ya da onarım adına devlet tarafından en ufak bir adım dahi atılmamıştır. 2000’li yılların başında devrimcilerin bu konutlarda yaşamaya başlaması ve alternatif bir yaşam inşa edilmesiyle birlikte Prosfigika, pek çok mülteci ve yoksul için bir sığınak ve yaşam alanı haline gelmiştir. Bu durum, onu sermayenin ve özel mülkiyetin bekçisi olan devletin de hedef listesine sokmuştur. Aradan geçen süre zarfında onlarca kez polis saldırısına maruz kalan mahalle, her defasında organize ve kararlı bir direnişle bu saldırıları geri püskürtebilmiştir. Bunda Yunan devrimcilerinin ve Prosfigika çevresindeki Ambelokipi mahallesinde yaşayan komşuların dayanışması ve Prosfigika’yı adeta koruma kalkanı altına alan sahiplenmeci yaklaşımları belirleyici olmuştur. Bu dayanışma ve sahiplenme olmasa, 400 yoksul ve çoğu bulunduğu ülkenin dilini bile bilmeyen insanın uzun süreli bir direnişi mümkün olamazdı.
2015’lere kadar Yunan sol ve anarşist grupları içerisinde oldukça yaygın bir hareket olan; uzun süredir kullanılmayan ve atıl durumdaki binaların işgal edilerek buraların yaşam alanlarına çevrilmesi pratiği, son on yıldır devletin sistematik saldırıları ile adım adım geriletildi. Yunan egemen sınıfları bu hareketi, kendileri ve zor üzerine inşa ettikleri kutsal özel mülkiyet dünyası açısından bir tehdit olarak algıladılar. Polis saldırıları ile tahliye edilen binaların kapı ve pencerelerine duvar örülmesi ve etrafına dikenli tel vb. bariyerler yapılmasıyla yeniden benzer şekilde kullanımı engellendi. Ek olarak, bu tür pratiklere girişenler açılan davalar vb. yollarla yıldırılmaya çalışıldı. Gelinen aşamada Prosfigika, şehir içindeki atıl binalarda ötekiler için ortaklaşmacı ve alternatif yaşam alanı deneyimlerinin belki de son ve en güçlü temsilcisi olarak varlığını sürdürmektedir. Bundan dolayıdır ki Prosfigika’ya saldırı, sadece bir avuç evsiz göçmen ve yoksulun tahliyesi değil, bir alternatif yaşam modelinin de tasfiyesi amacını taşımaktadır.
Yunan devletinin ‘Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Planı’ adı altında girişeceğini ilan ettiği restorasyon, mahalle halkını hesaba katmayarak yeni bir tahliye saldırısını parlak bir ambalajla sararak gizleme kurnazlığıdır. Mahallede yaşayanların binalara çivi çakması dahi yıllarca ‘tarihi eser ve 100 yaş üstü’ denilerek engellenirken, şimdi binaların harap olması üzerinden bu tür projeleri temellendirmenin hiçbir inandırıcılığı bulunmamaktadır. Mahalle halkı, binaları tarihsel dokusuna uygun şekilde restore edecek uzman kişilere ve bunu dayanışmacı bir tarzda finanse edecek geniş bir kesimin desteğine sahiptir. Fakat devletin esas amacı bu alanı sermaye çıkarına yağmalamak olduğu için bu durum görmezden gelinmektedir.
Mahalle sakini Aristotelis Chantzis, bu saldırı planının geri çekilmesi için 5 Şubat 2026 günü ölüm orucuna başladı. Ölüm orucuna başlayan ilk eylemci bugün 96. gününde ve artık geri dönülmez organ hasarlarının oluşması an meselesi. Mahalle sakini Suzon Doppagne de 1 Mayıs’tan itibaren aynı taleplerle ölüm orucuna başladığını kamuoyuna deklare etti ve bugün o da eylemin 13. gününde.
Sağlık, barınma, eğitim, gıda ve temiz suya erişim gibi en temel insani hakları piyasalaştıran kapitalist yağma düzeni, tüm bu hakların ücretsiz olarak sunulduğu alternatif modellerin düşüncesini dahi ortadan kaldırmak için elindeki tüm araçları seferber ediyor.
İşte bundan dolayıdır ki alternatif toplumsal yaşam modellerinin bir parçası olan Prosfigika’yı sahiplenmek, bugün tüm ilerici, yurtsever ve demokratların öncelikleri arasında olmalıdır. Dünyanın dört bir yanında yükselen dayanışma eylemleri, bu direnişin kazanımla sonuçlanması açısından ciddi bir moral ve motivasyon faktörü olacaktır. Dayanışma bizlerin ortak dilidir ve biz kazanacağız.
Prosfigika’dan elinizi çekin! Barınma temel insan hakkıdır. Yaşasın direniş, yaşasın zafer!”



