(GA-İsviçre)
18 Mart Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü kapsamında İsviçre’nin dört kentinde eş zamanlı eylemler düzenlendi. Yapılan açıklamalarda tecrit politikalarına karşı mücadele ve dayanışmanın büyütülmesi çağrısı öne çıktı.
İsviçre’de 18 Mart Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü dolayısıyla Basel, Bern, Cenevre ve Zürih’te eş zamanlı eylemler gerçekleştirildi. İsviçre Devrimci Tutsaklarla Dayanışma Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen eylemlerde, politik tutsaklarla dayanışma vurgusu yapıldı.
Dört kentte eş zamanlı eylem

Fotoğraf: Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği
Saat 18.00’de başlayan eylemler, İsviçre’nin farklı kantonlarında aynı anda hayata geçirildi. Katılımcılar, Türkçe, Almanca ve Fransızca yapılan açıklamalarla uluslararası dayanışmanın önemine dikkat çekti.
“Tecride karşı dayanışma büyütülmeli”
Okunan metinlerde, Türkiye’de devrimci ve demokrat kesimlere yönelik gözaltı ve tutuklama politikalarının sürdüğü ifade edildi. Açıklamalarda, yüksek güvenlikli hapishaneler ve farklı tiplerdeki cezaevleri üzerinden tecrit uygulamalarının derinleştirildiği vurgulandı.

Bu politikaların, egemen güçlerin kendi programlarını daha rahat hayata geçirme amacı taşıdığı belirtilerek, tutsaklarla dayanışmanın bu nedenle kritik olduğu ifade edildi.
“18 Mart bir mücadele günüdür”
Eylemlerde 18 Mart’ın yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda politik tutsaklarla dayanışmayı büyütme ve ortak mücadeleyi güçlendirme günü olduğuna dikkat çekildi.
Açıklamalarda, cezaevlerinde süren direnişin kolektif bir sahiplenmeyle büyütülmesi gerektiği belirtilerek, tecrit, hak ihlalleri ve kötü muameleye karşı ses yükseltme çağrısı yapıldı.
Hak ihlallerine karşı çağrı

Fotoğraf: Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği
Metinlerde ayrıca hasta tutsakların serbest bırakılması, iletişim ve örgütlenme haklarının tanınması gerektiği vurgulandı. İşkence, kötü muamele ve hukuksuz uygulamalara karşı mücadelenin sürdürüleceği ifade edildi.
Sloganlarla sona erdi
Eylemler, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Yaşasın enternasyonal dayanışma” ve “Politik tutsaklara özgürlük” sloganlarıyla son buldu.
Eylemlerde okunan açıklamanın tam meyni şöyle;
1920’de Komintern tarafından kurulan Kızıl Yardım Örgütü, 1923 yılında Paris Komünü’nün kuruluş günü olan 18 Mart’ı politik tutsaklara adayarak “Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü” ilan etmiştir. Bu karar; devrimci tutsaklara yönelik uluslararası dayanışmayı örgütlemek, hapishanelerdeki baskıları teşhir etmek ve tutsakların sesini duyurmak amacıyla alınmıştır. O günden bugüne her yıl 18 Mart’ta dünyanın birçok yerinde politik tutsaklarla dayanışma eylemleri yapılmaktadır.
Bugün emperyalist-kapitalist sistem, yaşadığı krizin faturasını emekçilere, yoksullara ve devrimcilere kesmeye çalışmaktadır. Emperyalistlerin kendi aralarında yaşadığı çelişkiler ve pazarların yeniden paylaşım mücadelesi; yeni savaş politikalarını, bölgesel işgalleri, ekonomik yıkım programlarını ve içeride artan baskı mekanizmalarını devreye sokmalarına neden olmaktadır.
Üçüncü dünya savaşı söyleminin giderek daha fazla dillendirildiği bir süreçten geçiyoruz. Devlet başkanlarının kaçırıldığı, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın üç yıldan fazla süredir devam ettiği, Filistin’de İsrail Siyonizminin dünyanın gözleri önünde soykırım yaptığı; Suriye’de Alevilerin HTŞ çeteleri tarafından katledilmekte; aynı çeteler emperyalistlerin ve faşist TC devletinin desteğini alarak Kürt ulusunun Rojava’da büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara saldırmaktadır. Gerici Hint devletinin Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’ne yönelik topyekûn imha saldırılarının artarak sürdüğü, İran’da hak arama mücadelesi yürüten binlerce kişinin gerici İran devleti tarafından katledildiği ve Epstein belgeleri adı altında kapitalist burjuvazinin yozlaşmasının açığa saçıldığı bir süreçten geçmekteyiz.
Emperyalist, kapitalist, faşist ve gerici devletler; ulusal kurtuluş mücadelelerine, işçi sınıfı ve emekçilerin özgürlük mücadelelerine amansızca saldırmaktadır. Tutuklama ve en ağır cezalarla onların iradelerini teslim almak istemektedirler.
Sistemin bu saldırı dalgasına karşı dünyanın birçok ülkesinde; sokak eylemleriyle, işçi ve köylü grevleriyle ve doğayı savunan etkinliklerle toplumsal muhalif güçler giderek güçlenen karşı koyuşlarını örgütlemektedir. Emperyalist-kapitalist sistemde farklı olana ve muhalif olana tahammül yoktur. Bu nedenle dünya çapında yüzbinlerce insan tutsak edilerek ağır işkenceler altında hapishanelere kapatılmaktadır. Dünyanın her tarafında devrimci, ilerici ve anti-faşist tutsakların sayısı her geçen gün artmaktadır. Çünkü çelişkiler büyümekte, iki sınıf arasındaki uçurum giderek derinleşmektedir.
Faşist TC devleti de, devrimcilere, demokratlara ve ilerici herkese yönelik ciddi gözaltı ve tutuklama saldırıları yapılmaktadır. TC devleti, “yüksek güvenlik” adı altında F, T, S ve Y (Kuyu Tipi) tipleri olmak üzere farklı isimlendirmelerle ağır tecrit hapishaneleri inşa etmektedir.
Egemen sınıfların politikalarını rahat bir biçimde hayata geçirmek için tutsak ettiği devrimcileri sahiplenmek ve tecridi kırmak gerekmektedir. 18 Mart, zindanlarda direnen devrimci-politik tutsaklarla dayanışmayı büyütme günüdür. Bugün, teslim alınmak istenen iradeye karşı kolektif bir duruşun; devrimci onurun ve mücadele kararlılığının ifadesidir. Tecrit politikalarına, hak gasplarına ve insanlık dışı uygulamalara karşı sesimizi yükseltiyoruz.
Bizler biliyoruz ki tecridi parçalayacak olan, dayanışmanın örgütlü gücüdür. Devrimci tutsaklar; baskıya, teslim alma politikalarına ve insanlık dışı uygulamalara karşı onurlu bir direniş sergilemektedir. Biz de bulunduğumuz her alanda devrimci tutsaklara yönelik hak ihlallerine karşı sessiz kalmayacağız. İşkenceye, kötü muameleye ve hukuksuz infaz yakmalarına karşı mücadeleyi büyüteceğiz. Hapishanelerdeki hasta tutsakların serbest bırakılması, iletişim ve örgütlenme haklarının tanınması için sesimizi yükselteceğiz.
S, Y, R, F ve yüksek güvenlikli hapishaneler kapatılsın! Zindanlar yıkılsın, tutsaklara özgürlük!



