Derleyen: Beritan Aslan, (İTALYA), (GA)
2025’te Avrupa’da başvurular düştü denmesine rağmen yüz binlerce kişi oturum izni, sığınma statüsü ve karar sonuçlarını beklerken yıllarını harcıyor. Başvuru süreçleri yavaş ilerliyor, ülkeler arasında eşitsizlik derinleşiyor ve reddedilenlerin sürgün riski belirsizlik yaratıyor.
2025 yılı Avrupa’daki “uluslararası koruma” sistemini yeniden şekillendirirken, yüz binlerce sığınmacı karar süreçlerini beklemek zorunda kaldı. Başvurular ilk kez düşse de bekleyen dosyalar hala yüksek, başvuru süreçlerindeki gecikmeler ve hukuki yığınlar insanların hayatlarını belirsizlik içinde bırakıyor. Bu bekleyiş yalnızca prosedürel bir gecikme değil, yıllarca sürgün ve kararsızlıkla yaşayan insanların hikâyesi.
Başvurular 2025’te düştü ama bekleyenler hâlâ çok: Avrupa Birliği’ne üye ülkeler ve bazı komşu ülkeleri kapsayan “EU+” bölgesinde, 2025’in ilk yarısında 399.000 sığınma başvurusu alındı — bu, 2024’ün aynı dönemine göre %23 azalma anlamına geliyor. Ancak bu düşüş, bekleyen vakaların varlığını ortadan kaldırmıyor; 2024 sonunda halen 981.000’den fazla dosya karar bekliyordu — bu sayı geçmiş yılların en yüksek düzeylerinden biri. 
Başvuruların en fazla olduğu ülkeler arasında Fransa, İspanya, İtalya, Almanya ve Yunanistan yer alıyor. Örneğin 2025 Eylül ayında AB’de en fazla yeni başvuru alan ülkeler arasında İspanya (11.355), İtalya (11.220), Fransa (10.490) ve Almanya (9.120) öne çıkıyor. 
Bekleme süreleri, ülkeler arasında farklılık gösteriyor:
Çoğu Avrupa ülkesinde ilk karar süresi yasal olarak 6 ay içinde verilmesi öngörülse de pratikte bu süre çok daha uzun olabiliyor. Hollanda’da prosedür uzatıldığında karar bekleme süreleri 15 aya kadar çıkabiliyor ve Hollanda’da 6 aydan fazla bekleyen başvuru sahiplerinin sayısı 2025’te 18.000’in üzerine çıkmış durumda. 
Diğer ülkeler için ortalama bekleme sürelerine dair ayrıntılı resmi rakamlar sık yayımlanmasa da, Avrupa genelinde 1 milyonun üzerinde karar bekleyen dosya bulunduğu, başvurularla karar verme kapasiteleri arasındaki dengesizlik nedeniyle sürecin yıllara yayılabildiği uzmanlarca rapor ediliyor. 
Başvuru profili de değişiyor: 2025’te Venezuelalılar, Afganlar ve Ukraynalılar gibi farklı milletlerden insanlar Avrupa’ya sığınma başvurusu yaparken, Ukraynalı başvurular geçici koruma sistemi kapsamında da değerlendiriliyor. 
Bekleyenler için ne anlama geliyor? Bekleme süresi uzun olanlar:
• statülerinin belirsizliği yüzünden iş ve eğitim fırsatlarına erişimde zorluklar yaşıyor,
• sağlık, barınma ve sosyal yardımlara erişimde engellerle karşılaşıyor,
• reddedilme halinde geri gönderme ya da deport riskini taşımaya devam ediyor.
Bazı ülkeler, reddedilen başvurular veya uzun bekleme sonrası sürgün politikalarını daha da sertleştiriyor. Örneğin Yunanistan 2025’te reddedilen sığınmacılar için hapis, para cezası ve sınır dışı uygulanmasını kolaylaştıran yasalar yürürlüğe koydu. 
2025’te Avrupa’ya yapılan sığınma başvurularında sayısal düşüş olsa da, karar süreçlerindeki gecikmeler yüz binlerce insanı yıllarca beklemek zorunda bıraktı. Ülkeler arası eşitsizlikler sürüyor, bekleyen insanlar belirsizlik içinde yaşamlarını sürdürüyor ve sürgün politikaları korkuyu artırıyor. Yeni yürürlüğe giren Göç ve İltica Paktı ile 2026’da bazı değişikliklerin uygulanması beklenirken, etkileri hâlâ belirsiz.



